Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1019 E. 2026/3006 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1019
Karar No
2026/3006
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2721 E., 2025/2861 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/256 E., 2025/250 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/647 E., 2022/183 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının davalı ..........t'da bulunan inşaatında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, bakiye ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; anlaşma gereği ödenmesi gereken ücretin verilmediğini ileri sürerek bakiye ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı Şirket nezdinde ücret alacağının kalmadığını, ücretlerin düzenli yatmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bordroda gösterilen bedellerin bir kısmı banka kanalıya bir kısmı elden olmak üzere işçiye eksiksiz ödendiğini, davacının fazla çalışma yaptığına ilişkin beyanlarının, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretine ilişkin taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın herhangi bir alacağının olduğunu kabul etmemekle birlikte, tüm alacaklarının dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline 02.04.2024 tarihli celsede bir önceki celsede taraf vekillerinin son kez kabulüne karar verildiği, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamasından dolayı dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 03.04.2024 tarihli dilekçesi ile yeniden işleme konulduğu, davacı vekilinin mazeretini belgelendirmediği görülmekle mazeretinin reddine, yine davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğine ilişkin beyanı ile dosyanın 02.04.2024 tarihli celsede işlemden kaldırıldığı, 08.04.2025 tarihi itibarıyla ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.06.2025 tarihli kaldırma kararı doğrultusunda ... Şehir Hastanesine müzekkere yazıldığı, verilen cevabın ekinde davacı vekilinin hasta geçmişinin gönderildiği, incelendiğinde hastane girişinin 08.04.2025 tarih ve saat 22.28 olduğunun görüldüğü belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar ilk duruşmadan sonra üst üste 3 duruşma mazeret bildirdiği için Mahkemece mazeretlerin son kez kabul edildiği, dördüncü duruşmada da davacı vekili tarafından mazeret ileri sürülmesi üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150. maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 07.04.2025 tarihinde saat 16.41 itibarıyla "Sayın mahkemenizin yukarıda esası belirtilen dosyasının 08.04.2025 tarihli duruşmasına mesleki mazeretim nedeniyle katılamayacağımdan duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesini vekâleten talep ederim. 07.04.2025" şeklinde mazeret dilekçesi sunduğu, davacı vekilinin 07.04.2025 tarihinde saat 10.30 itibarıyla aynı mazeret dilekçesini e-duruşma talebi ile verdiği ve dilekçede Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasına katılması gerektiğini belirttiği, davacı vekilinin 08.04.2025 tarihinde gece saat 00.21'de "duruşmanın atılı bulunduğu tarihte Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 E. sayılı duruşmasına katılmam gerektiğinden işbu duruşmaya katılamayacağım. Mesleki mazeretimin kabulü ile duruşmanın ertelenmesine ve gider avansı yatırılmış olup dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdini talep ederiz." şeklinde dilekçe sunduğu, davacının 08.04.2025 tarihli ........ Şehir Hastanesinden alınan 2 günlük istirahat raporunu dosyaya sunduğu, davacının ... Şehir Hastanesine 08.04.2025 tarihinde fazla çalışma saatleri dışında saat 22.28'de acil servisine giriş yaptığı nazara alındığında duruşma gününden haberdar olan davacının mazeret bildirmeksizin 08.04.2025 tarihli celseye katılmaması nedeniyle 2. kez takipsiz bırakıldığı gözönüne alınarak Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 04.04.2025 tarihinde İlk Derece Mahkemesine davacı vekili olarak Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasının karar duruşmasına katılması gerektiğinden e-duruşma talebi gönderdiğini, talebinin e-duruşma yapılmasını zorlaştıran fiili engellerin bulunduğu gerekçesi ile reddedildiğini, bunun üzerine Osmaniye iline gitmek için yola çıkmadan celse uygulaması üzerinden 08.04.2025 tarih ve saat 00.21'de Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasının duruşmasına katılması gerektiği gerekçesiyle mesleki mazeret sunduğunu, duruşmaya katılamama sebebinin sağlık problemi olmadığını, Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin karar duruşmasına katılacağı için mazeret dilekçesi verdiğini, mazeretinin sağlık mazereti değil, mesleki mazeret olduğunu, mazeretinin doğru olduğunun UYAP ile oluşturulan elektronik sistem üzerinden de görülebileceğini, davalı vekilinin mazeret bildirdiği davanın duruşmasına katılarak iyiniyetli davranmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın usulüne uygun olup olmadığına ilişkindir. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, yasal yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı, 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını da içeren daha geniş bir haktır. 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık, kanun yolu incelemesinde re’sen dikkat alınır ve bozma sebebidir. Bilindiği üzere hukuk yargılamasına ilişkin kurallar, yargılamanın düzenli yapılması ve hakkın olabildiğince çabuk elde edilmesi amacını gerçekleştirmek için getirilmiştir. Hakkın elde edilmesi için birer araç olan bu kurallar amaca uygun somut bir görevin varlığı hâlinde uygulama alanı bulurlar. Aksi hâlde, araçla ulaşılması istenilen amaç arasında gerçek ve esaslı bağın bulunmaması anlamsızlığı (şekilcilik) ortaya çıkarır. Mahkemelerin amacı, ne olursa olsun uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak değil, pozitif hukukun ölçüsünde, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmaktadır. Bu nedenle geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen usul kuralları, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.01.2014 tarihli ve 2013/3-1238 Esas, 2014/957 Karar sayılı kararı). Somut olayda, dosya kapsamından, davacı vekilinin 04.04.2025 tarihli Avukat E Duruşma Talep Formu ile Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasının karar duruşması olduğunu belirterek e-Duruşma talebinde bulunduğu, 07.04.2025 tarihinde verdiği dilekçede mesleki mazereti olması nedeniyle duruşmaya katılamayacağını, duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiği, 08.04.2025 tarihi saat 00.21'de ise celse uygulaması üzerinden Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasının duruşması olması nedeniyle katılamayacağını, mesleki mazeretinin kabulü ile duruşmanın ertelenmesine ve gider avansının yatırıldığını, dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdiini talep ettiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un "Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası" başlıklı 149/1 hükmü; "Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir." şeklinde; 149/5 hükmünde ise maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 8/2 hükmünde; e-Duruşmanın, duruşma gününden en az iki iş günü öncesinde mahkemesinden talep edilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yönetmelik'in "e-Duruşma talebinin değerlendirilmesi" başlıklı 9. maddesi ise şöyledir: "(1) e-Duruşma talebi hakkında hâkim, duruşma gününden en az bir iş günü önce kabul veya ret hususunda karar verir. Bu karar kesindir. (2) Aşağıdaki sebeplerden birinin bulunması durumunda e-Duruşma talebi gerekçesi gösterilmek suretiyle reddedilebilir: a) Talebin süresinde yapılmaması. b) Talebin hakkın kötüye kullanılması veya yargılamayı sürüncemede bırakma amacı taşıması. c) e-Duruşma yapılmasını zorlaştıran hukuki, fiilî veya teknik engellerin bulunması. (3) Hastalığı, yaşlılığı veya engelliliği sebebiyle mahkemeye bizzat gelmesi durumunda zorluk yaşaması muhtemel olan taraf, tanık, bilirkişi, uzman ve diğer ilgililerin talepleri hâlinde öncelikle e-Duruşma Sistemi yoluyla dinlenilmelerine karar verilir. (4) e-Duruşma talebinin kabulüne veya reddine ilişkin karar, UYAP üzerinden veya diğer usullerle talepte bulunana bildirilir." Somut olayda UYAP ile oluşturulan elektronik sistemden bakıldığında; davacı vekilinin 04.04.2025 tarihinde Osmaniye 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/519 Esas sayılı dosyasının karar duruşması olduğunu belirterek e-Duruşma talebinde bulunduğu görülmüş olup İlk Derece Mahkemesince e-Duruşma talebinin reddine ya da kabulüne ilişkin bir karar verildiğine, UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda ya da fizikî dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Ancak davacı vekilinin temyiz dilekçesinde, talebin reddine karar verildiğini beyan ettiği ve belirtilen tarihte de e-Duruşma yapılmadığı görülmektedir. Davacı vekili 08.04.2025 tarihinde olan duruşmaya 04.04.2025 tarihinde e-Duruşma talebinde bulunduğundan talebinin süresinde olduğu, davayı uzatma amacının bulunduğuna dair bir emare bulunmadığı, nitekim bilirkişi raporu alınması için gerekli gider avansını yatırarak mazeret dilekçesinde dosyanın bilirkişiye verilmesi talebinde bulunduğu göz önüne alındığında, davacı vekilinin e- Duruşma talebinin reddedilmesi ve akabinde verdiği mesleki mazeret dilekçesi de kabul edilmeyerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1019, K. 2026/3006, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1019-e-2026-3006-k-a6edf3db125d