Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/9622 E. 2013/13948 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/9622
Karar No
2013/13948
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 6136 sayılı Kanuna aykırılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : 1- 6136 sayılı Kanunun 13/3, TCK'nın 53/1, 54, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK'nın 268. maddesi yollamasıyla 267/1, 269/1, 53/1, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünlüdü: 1- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığa verilen 30 gün adli para cezasının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi, Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 30 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL'den çevrilmesine ilişkin bendine "TCK'nın 52/2. maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazından kurtulmak için ihbar üzerine evine gelip kendisini arayan polis memurlarına kendisini kardeşi olan ... olarak tanıtan ve gerçek kimliğinin anlaşılmasından sonra eşinin ruhsatsız tabanca getirerek sanığa ait olduğunu belitmesi üzerine hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan soruşturma başlatılan sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma" suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 13.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde suç vasfının doğru belirlenip belirlenmediğine, dolayısıyla yerel mahkeme hükmünün onanıp onanmayacağı ilişkin olup, 6136 sayılı yasaya muhalefet suçunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda, 15.06.2009 tarihli tutanakla oluş biçimi ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere; değişik suçlardan aranan sanık ...'ın üzerinde ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı olduğunu, gerçek isminin ... olup yüzünde belirgin yara izi bulunduğunu haber alan polis ekipleri şahsı tespit edilen adresinde beklemeye başlamışlar, eşgale uyan sanık ikametine girince kapıyı çalmışlar ve kapıyı açan sanığa kimlik sorunca sanık ...'ın kimliğini ibraz etmiştir.Ancak sanığın eşine sorulduğunda, eşi sanığın isminin ... olduğunu söylemiş, ayrıca evin bahçesinden eşine ait olduğunu beyan ettiği ruhsatsız Beretta marka tabanca, şarjör ve fişekleri görevlilere teslim etmiştir.Yapılan GBT sorgusunda ise sanığın G.O.P. 3. Asliye Ceza Mahkemesinden 2006/436 no ile 6136 sayılı kanuna muhalefet suçundan yakalamasının olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında başkasına ait kimliği kullanmak suçuyla birlikte açılan davada, yerel mahkeme mahkumiyet kararı vermiş, bu hüküm dairemiz tarafından onanmıştır. G.O.P. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yakalamasının ise kesinleşmiş 1 yıl hapis cezasından olduğu da dosya içerisinden anlaşılmaktadır. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunda fail, kendisini hem soruşturmadan hem de kovuşturmadan kurtarmak maksadıyla, gerçek bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini ibraz veya beyan etmektedir. Maddeye göre fail önce bir suç işlemeli sonra bu suçtan dolayı yakalanmamak, hakkında soruşturma yapılmasını veya var olan bir kovuşturmanın devamını engellemek maksadıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini ibraz veya beyan etmelidir. Somut olayda da sanık hem kesinleşmiş hapis cezasının infazından kurtulmak hem de ruhsatsız olarak bulundurduğu tabanca nedeniyle hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait nüfus cüzdanını kullanmıştır. Kesinleşmiş hapis cezasının infazından kurtulmak amacıyla yakalanmamak için başkasına ait kimliği kullanmak TCK'nın 268. maddesi kapsamına girmez ise de; ruhsatsız silah bulundurmak suçunu işleyen sanığın hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği kullanmasını 268. madde kapsamında kabul etmek gerekir. Nitekim sanık hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan da soruşturma yapılmış ve bu suçtan verilen mahkumiyet kararı da dairemizce onanmıştır. Ayrıca sanığın başkasına ait kimliği ibraz ettikten sonra suça konu tabancanın elde edilmesi veya teslimi kanaatimce sonuca etkili değildir.Çünkü maddedeki suçun oluşması için bir soruşturmanın başlamış olması zorunluluğu yoktur. Sanığın bir suç işlemesi ve suçun soruşturmasından kurtulmak maksadıyla başkasına ait kimliği ibraz etmesi yeterlidir.Aksi takdirde durumundan şüphelenilmesi üzerinde durdurulan ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini ibraz veya beyan eden ancak, daha sonra örneğin bir hırsızlık suçunu işlediği anlaşılan veya üst aramasında yasak silah, uyuşturucu çıkan kişileri bu suçtan cezalandırmak mümkün olmayacaktır.Oysa dairemizin uygulamaları bahsedilen şekilde gerçekleşen olaylarda TCK'nın 268. maddesinde yer alan suçun oluştuğu yönündedir. Bunun yanında birde TCK'nın 206. maddesinde yer alan resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşup oluşmadığına değinmek gerekmektedir.Öncelikle somut olayda belge düzenlemeye yetkili kamu görevlilerine yalan beyanda bulunularak sahte bir belge düzenlenmesine neden olunmamıştır.15.06.2009 tarihli yakalama ve muhafaza alma tutanağında sanığın gerçek ismi ile imzası bulunmaktadır.Bu belge olayın gelişimini dosyaya aktaran bir durum tespiti niteliğindedir ve kamu görevlileri gerçeği tespit ettikten sonra olayın gelişimini bir tutanağa bağlamışlardır.TCK'nın 206. maddesinde belge düzenlemeye yetkili ve görevli memurun araştırma yükümlülüğü bulunduğundan, görevli memur zaten araştırmasını yapmış, sanığın başkasına ait kimliği kullandığını, ikamet ettiği adresi tespit etmiştir.Bundan sonra düzenlenecek tutanağın sahte olarak düzenlendiğini ya da bir tutanak düzenlenmesine gerek olmadığını bu gibi durumlarda resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluştuğunu düşünmek yasadaki suçun unsurlarını aramadan sanığı cezalandırmak olacaktır ki, bu kabul ceza hukukunun suçta kanunilik ilkesi ile bağdaşmamaktadır.Ayrıca TCK'nın 268. maddedeki suçun unsurlarının oluştuğu hallerde, genel hüküm niteliğinde olan 206. maddenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle özetlemek gerekirse; evinde ruhsatsız tabanca bulunduran, bu suçtan dava açılarak mahkumiyet kararı verilen ve bu karar Dairemiz tarafından onanan sanığın, ikametine gelerek kimlik soran polislere kardeşine ait kimliği ibraz etmesi şeklindeki eyleminin TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu sanığın başkasına ait kimliği ibraz ettikten sonra işlemiş olduğu suçun ortaya çıkmasının somut olayımızda ruhsatsız silaha el konulmasının suçun oluşumuna engel olmayacağı, henüz soruşturma evresi başlamadan başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunun işlenebileceği, sanığın bir suç işlemesi ve bu suç nedeniyle soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasının kimlik bilgilerini kullanmasının yeterli olduğu, somut olayda birden çok suçtan sabıkası bulunan, kesinleşmiş hapis cezasının infazından kaçan ve yakalanmadan önce de kardeşine ait kimliği kullandığı 15.06.2009 tarihli tutanaktan anlaşılan sanığın, evinde bulundurduğu ruhsatsız silahtan dolayı soruşturma yapılmasını engelleme amacının olmadığının söylenemeyeceği, ayrıca TCK'nın 206. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin suç nitelendirmesinin doğru olduğu, hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun hükmün bozulmasına, sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğuna ilişkin görüşlerine karşıyım. 13.11.2013

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/9622, K. 2013/13948, T. 13.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-9622-e-2013-13948-k-dc992872bf08