Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/9168 E. 2013/13947 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/9168
Karar No
2013/13947
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 269/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- TCK'nın 268/1. maddesinde tanımlanan suçun, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması halinde oluşacağı; kolluk görevlilerinin sanığında içinde bulunduğu araçtan şüphelenmeleri üzerine durdurulduklarında soruşturulması veya kovuşturulması gereken işlediği bir suç bulunmadığı halde askeri suçtan dolayı aldığı mahkumiyet hükmü nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan ve bu kararın infazına engel olmak amacıyla kardeşi ...'un kimlik bilgilerini kullanarak, beyanı doğrultusunda tutanak tutulup bu suretle resmi belge düzenlenmesine neden olan sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan ''resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma'' suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; Yapılan parmak izi incelemesi neticesinde gerçek kimliği ortaya çıkan sanık hakkında koşulları bulunmadığı gözetilmeden TCK’nın 269. maddesinde düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, hükmolunan sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 13.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Somut olayda; suç tarihinde polis ekiplerince yapılan yol kontrolü sırasında araç içinde bulunan sanık kendisini kardeşi ... olarak tanıtmış, araç içindeki diğer iki şahsın sanığın gerçek isminin ... olduğunu beyan etmeleri üzerine yapılan GBT sorgusunda bu şahsın askeri suçtan dolayı 10 ay hapis cezası nedeniyle arandığı tespit edilmiş, gerçek kimliğinin belirlenmesi amacıyla karakola götürülen sanığın gerçek adının Soner olduğu parmak izi araştırmasıyla kesin olarak anlaşılmıştır. Yerel mahkeme sanığın kendisini başka isimle tanıtması nedeniyle başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan mahkum etmiş, dairemiz ise; askeri suçtan dolayı aldığı mahkumiyet hükmü nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan ve bu kararın infazına engel olmak amacıyla kardeşi ...'un kimlik bilgilerini kullanarak beyanı doğrultusunda tutanak tutulup resmi belge düzenlenmesine neden olan sanığın eyleminin, TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Sayın çoğunluk ile aramızda sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki suçu oluşturmadığı konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Uyuşmazlık 1 nolu bozma gerekçesindedir. TCK'daki düzenleme gereği işlediği suç nedeniyle kendisini soruşturma veya kovuşturmadan kurtarmak maksadıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanan sanığın eylemi 268. madde uyarınca cezalandırılmakta, bu maddedeki koşullar bulunmadığı takdirde ise genel hüküm niteliğinde olan 206. maddedeki suçun oluşması yine bu maddedeki koşulların gerçekleşmesi kaydıyla mümkün olabilmektedir. Her iki suçun unsurlarının oluşmaması halinde ise Kabahatler Kanununun 40. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda daha önce bir suç işleyen sanığın, bu suçun soruşturmasından veya kovuşturmasından kurtulmak amacıyla var olan başka bir kişiye ait gerçek veya sahte bir kimliği ibrazı veya beyan yoluyla başka şahsın kimlik bilgilerini kamu görevlilerine bildirmesi gerekmektedir. Bu durum uygulamada genellikle iki şekilde gerçekleşmektedir. Fail ya suç işledikten hemen sonra güvenlik kuvvetlerince yakalandığında, ya da hakkında kamu davası açıldıktan sonra ifade vermekten kaçmak için yakalama kararı ile aranırken, çoğunlukla yakın akrabası ya da tanıdığının kimlik bilgilerini kullanarak, bu suçu işlemektedir. Maddede soruşturma ya da kovuşturmadan bahsedildiğinden kesinleşmiş mahkumiyet kararı ile soruşturma ve kovuşturma safhası son bularak infaz aşamasına geçildiği için, kesinleşmiş cezanın infazından kaçmak madde kapsamı dışındadır. Somut olayda da sanık kesinleşmiş 10 aylık hapis cezasının yakalamasından kurtulmak maksadıyla kimliği hakkında yalan beyanda bulunduğundan 268. maddedeki başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçu oluşmamıştır. Resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunda ise belge düzenlemekle yetkili kamu görevlilerine yalan beyanda bulunarak sahte belge düzenlenmesine neden olunmaktadır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi kamu görevlisinin beyanın doğruluğunu araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Beyanın doğru olmadığı anlaşıldığında bir resmi belge düzenlenmemişse bu suç oluşmamaktadır. Somut olayda da araç içindeki diğer kişiler sanığın gerçek isminin beyan ettiği isim olmadığını söyleyerek gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamışlar bu nedenle sahte bir resmi belge düzenlenmemiştir. Sayın çoğunluğun sahte olarak düzenlendiğini kabul ettiği belge, olay ve yakalama tutanağı başlıklı olayın oluş biçimini anlatan bir belge olup, sahte olmayan suç delili niteliğinde bir belgedir. Bu belge dışında sanığın ifade tutanağı gerçek kimliği ile düzenlendiği gibi dosya içinde gerçek olmayan kimlik bilgileri ile düzenlenmiş bir belge mevcut değildir. Bu nedenle sanığın eylemi TCK'nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturmamaktadır. Ancak sanığın yol kontrolü sırasında kamu görevlilerine kimliği hakkında yalan beyanda bulunması nedeniyle eylemi Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatini oluşturmaktadır. Hükmün bu gerekçeyle bozulması gerekir. Sonuç olarak yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere, sanığın eyleminde TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu ile aynı yasanın 206. maddesinde yer alan resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçlarının unsurları oluşmadığından, eylemine uyan Kabahatlar Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatinin yaptırımı ile cezalandırılması gerektiği görüşüyle, sayın çoğunluğun eylemin TCK'nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğuna ilişkin görüşlerine ve bu nedenle 1 nolu bozma gerekçesine katılmıyorum. 13.11.2013

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/9168, K. 2013/13947, T. 13.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-9168-e-2013-13947-k-8e446e6d8828