Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/10462 E. 2013/14062 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/10462
- Karar No
- 2013/14062
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi yollamasıyla 227/1, 62. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1- Kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazından kurtulmak için belge düzenlemeye yetkili polis memurlarına kendisini ağabeyi olan ... olarak tanıtan sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde yazılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfından yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; Uygulama maddesinin TCK'nın 268/1. maddesinin yollamasıyla 267/1. maddesi yerine, anılan Kanunun 268/1. maddesi yollamasıyla 227/1. maddesi olarak gösterilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde bozmada oybirliği bozma gerekçesinde ise oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: Suç tarihinde durumundan şüphelenilerek polis memurlarınca kimliği sorulan ve üzerinde kimlik bulunmayan sanık ... önce gerçek ismini ... olarak beyan etmiş, yapılan GBT sorgusunda Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/313 Esas 2005/336 Karar sayılı ilamıyla, hırsızlık suçundan kesinleşen hapis cezasının infazı için, yakalama müzekkeresi ile arandığı anlaşılınca, görevli memurlara adının ... olmadığını asıl adının ... olduğunu, ...'un ağabeyi olduğunu söylemiş, karakola götürülünce parmak izi araştırmasından gerçek adının ... olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan şekilde gerçekleşen somut olayda sayın çoğunluğun eylemin TCK'nın 206. maddesinde yazılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğuna ilişkin 1 nolu bozma gerekçesine aşağıda açıklamaya çalışacağım nedenlerle katılmıyorum. 1- TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek maksadıyla işlenmelidir. Kesinleşen hapis cezasının infazından kaçmak amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak bu madde kapsamına girmez. Çünkü soruşturma veya kovuşturma safhası sona ermiş hüküm kesinleşmiştir. 2- TCK'nın 206. maddesinde yer alan resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, sahte olarak düzenlenen bir resmi belge bulunmalıdır. Dosyada mevcut şüpheli ifade tutanağı, genel adli muayene formu, şüpheli serbest bırakma formu, şüpheli sanık hakları formu, üst arama tutanaklarının hepsi sanığın gerçek kimliği ile düzenlendiğinden, sahte olarak düzenlenen bir resmi belge bulunmadığından, resmi belge düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçu oluşmamıştır. 3- Sanığın, meydana gelebilecek hırsızlık, yankesicilik, gasp olaylarına karşı faaliyette bulunan kamu görevlisine, görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kesinleşmiş hapis cezasının infazından kurtulmak için, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması şeklindeki eylemi, 5395 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatini oluşturmaktadır. Yerel mahkeme hükmünün bu nedenle bozulması gerekir. 20.11.2013