Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/3419 E. 2025/430 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3419
Karar No
2025/430
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık, suç üstlenme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2022 tarihli ve 2022/769 Esas, 2022/875 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve suç üstlenme suçlarından 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 270/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin 02.02.2023 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhinin düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1.maddesi uyarınca 26.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB- 2023/90322 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suçlar için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olacağı, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurundaki savunmasının alındığı 02/07/2012 tarihinden, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı 29/12/2022 tarihine kadar geçen süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21/02/2013 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 12/12/2014 tarihi arasında geçen durma süresi mahsup edildiğinde, geriye kalan 8 yıl 8 ay 6 günlük süre boyunca zamanaşımı süresi işlemek suretiyle 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, Kabule göre de; Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında, suç üstlenmeye azmettirme suçu bakımından tayin olunan 25 gün kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10/2. maddesi "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sitemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerektiği, dosya kapsamına göre; hükümlünün yokluğunda verilen hükmün 02.07.2012 tarihli savunmasında bildirmiş olduğu bilinen son adresi yerine doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiğinden tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, yapılan işleminin 7201 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca usulsüz olduğu ve hükmün bu nedenle kesinleşmediği, kesinleşmeyen hükme karşı kanun yararına bozma kanun yoluna gidilemeyeceği belirlenmiştir. 3. Açıklanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/3419, K. 2025/430, T. 15.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-3419-e-2025-430-k-a7de16d13fa3