Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/63 E. 2013/7322 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/63
- Karar No
- 2013/7322
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Malen sorumlu : Miyaser ... Suç : Anayasayı ihlal, silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : 1- Sanıklar ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; 765 sayılı TCK'nın 146/1, 31, 33, 40. maddeleri uyarınca mahkumiyet, 5237 sayılı TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca Beykoz Kanlıca mah, cilt/sayfa no:9/791, ada/parsel no:520/100 de kayıtlı taşınmazın müsaderesi 2- Sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ..., ..., ... hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62/1, 53/1, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet Temyiz edenler : 1- Sanıklar müdafileri, 2- Malen sorumlu vekili Usulüne uygun tebligata rağmen sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmaya gelmedikleri ve geçerli bir mazeret de bildirmedikleri anlaşıldığından; sanıklar ..., ... ..., ..., ... ... ve ... hakkında duruşmalı, diğer sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü; 1- Sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasayı ihlal, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Malen sorumlunun yargılama aşamasında davadan haberdar edilmemesi ve müsadere kararı verilen taşınmazın kendisine ait olması nedeniyle CMK’nın 257/2, 260. maddeleri uyarınca hükmü temyiz etme hakkı bulunduğu kabul edilmekle yapılan incelemede, Sanıklar ..., ..., ... ve ... ...’in vekaletnameli müdafii olan Avukat ...'in 28.11.2011 tarihli oturum öncesinde vekillikten çekildiği, sanıkların tüm aramalara rağmen bulunamadığı 16.02.2012 tarihli oturuma, sanıklar ... ve ...’ye baroca atanan müdafii Av.... ... ve sanıklar ... ve ...’ye atanan müdafii Av. ... ...’nun katıldıkları, sanıklar ..., ..., ... ve ... için başka bir vekilin savunmayı üstlenmediği ve yargılamanın sürdürülmesine savunma hakkının kötüye kullanılması suretiyle engel olunamayacağı anlaşıldığından, sanıklar hakkında baro tarafından atanan müdafiler huzurunda hüküm kurulmuş olmasının savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...’ın üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ...’a yüklenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunun sübutu kabul edilmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın cezalarını azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya göre kapsamına verilen hükümlerde aşağıdaki hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, malen sorumlu vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında, sanıklar ..., ... ... ve ... müdafilerinin ileri sürdükleri yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddine ancak; a) Sanık ... hakkında, 23.02.1998 tarihinde Bursa ilinde maktul ...'nun örgütün verdiği talimat ile kaçırılması ve öldürülmesi eyleminin talimatını verip eylemi organize ettiğine dair diğer sanık ...’nun kolluk ifadesi dışında her türlü şüpheden uzak ve başkaca bir delil de elde edilemediği gözetilmeden sabit kabul edilerek bu eylemden de sorumlu tutulması, b) Sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 765 sayılı TCK'nın lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapıldığına göre, anılan Kanunun bir bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden 5252 sayılı Kanunun 9. maddesine aykırı biçimde suç eşyasının müsaderesine ilişkin olarak 765 sayılı TCK'nın 36. maddesi yerine, 5237 sayılı TCK'nın 54. maddesinin uygulanması, Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki müsadereye ilişkin fıkradaki TCK'nın 54/1." maddesi yerine "765 sayılı TCK'nın 36." maddesinin yazılması ve sanık ... hakkındaki gerekçeden maktul ... ...’nun kaçırılarak, sorgulanıp öldürülmesi eyleminin sabit kabul edilmesine ilişkin ilgili kısımların karardan çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan ve sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... dışındaki sanıklar yönünden re'sen de temyize tabi olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ... ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; Sanıklara atılı suçlar bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesinin karşılığı olan 765 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibariyle, suç tarihinde yürürlükte olan ve dava zamanaşımı yönünden 5237 sayılı TCK’ya göre sanıklar lehine hükümler içeren 765 sayılı TCK'nın 102/3. maddesinde belirlenen zamanaşımının, sanıkların sorgularının yapıldığı tarihler ile hüküm tarihi arasında gerçekleştiği gözetilmeden zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı olmakla hükmün BOZULMASINA, CMUK'nın 322. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 3- Sanık ... hakkında kurulan hükme gelince; Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak; Silahlı terör örgütü tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyip 4959 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yakalanan ve süresi içinde anılan Kanundan yararlanmayı talep eden sanığın örgüt içindeki konum ve faaliyetiyle uyumlu şekilde örgütün yapısı, kendi faaliyetleri ve diğer failler hakkında bilgi verdiğinin Emniyet Genel Müdürlüğünün yazısı ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden değerlendirmede yanılgıya düşülerek uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TEFHİM ŞERHİ: 15.05.2013 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ...'nun huzurunda duruşmada sanıklar ..., ... ..., ... ve ... ...'ın savunmalarını yapmış bulunan Av. ... ile sanık ...'in savunmasını yapmış bulunan Av. ...'ün yokluklarında, 29.05.2013 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.