Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/797 E. 2026/2548 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/797
Karar No
2026/2548
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/268 E., 2025/494 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılar ... ve ...'nün Hazine-i ... Vakfı ile Defterdar ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu vakfın, vakfiyesi, zeyilleri, vakfiye yerine geçen belgeleri, kati hesap cetveli, gelir gidere ilişkin belgeler, vakfiye varsa zeyillerde galle fazlası ve evlada ilişkin şartların araştırılması gerektiğini, davanın ispat edilememesi durumunda reddine, kabulü halinde ise davalı idarenin yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2016/53 Esas, 2018/85 Karar sayılı kararı ile, galle fazlasının ilk batındaki evlat ile sınırlı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2019/18 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile galle fazlasının batın-ı evvelde bulunan evlada bırakılmış olup tevliyette görev alacaklar ile galle fazlası alacakların ayrı ayrı belirlendiği, bu kapsamda davacıların batın-ı evvelde bulunan evlat olmadıkları için galleye müstahak vakıf evladı olamayacaklarından İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2021/1195 Esas, 2022/10259 Karar sayılı ilamıyla, "somut olay değerlendirildiğinde; davacılar vekili dava dilekçesinde davacıların dava konusu vakfın evladı olduklarını, vakfeden ile davacılar arasındaki soybağını da her iki vakıfta mütevellilik yaptığını ileri sürdükleri ... üzerinden kurulduğunu ileri sürdüklerine göre, öncelikle vakfedenler ile davacılar arasında kanbağı yolu ile soybağı bulunup bulunmadığının tespiti açısından her iki vakfa ait şahsiyet kayıt örnekleri ile varsa vakıflardan galle ödemesi alan evlat listeleri getirtilerek şahsiyet kayıt örneği ile vakıf evladı olanlar ile davacıların gidebildiği kadar üst soyunu gösterir açıklamalı nüfus kaydının nüfus müdürlüğünden, daha sonra galle fazlasına dair vakfiyelerdeki ıstılah ve tabirlerin sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmeleri için dava konusu vakıflarla ilgili daha önce görülen Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İst. 9. Asliye Hukuk Mahkemesi) 1988/652 Esas, 1989/782 Karar sayılı dosyası, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/290-1975/237 sayılı dosyası, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/948 Esas, 1971/796 Karar sayılı dosyası, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/823 Esas sayılı dosyası (dosyalar mevcut değil ise kesinleşmiş ilam örneği ile varsa iş bu dosyaya ait bilirkişi raporları) getirtildikten sonra davacılar ile vakfedenler arasında kanbağına dayalı soybağı mevcut olup olmadığı ile galle fazlasına dair daha önce görülen dosyalar ile vakfiyelerdeki ibarelerin birlikte değerlendirilmesi için eski vakıf hukukunda uzman farklı bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir." gerekçesi Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu davacıların kök murisi olan ...'ın (Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.11.1989 tarihli, 1988/652 Esas, 1989/782 Karar sayılı ilamıyla) Hazineyi ... Vakfı ve ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği tespit olunmakla, her iki vakfa ait şahsiyet kayıt örnekleri, vakıflardan galle ödemesi alan evlat listelerine ilişkin kayıtlar celp edilerek, dosyanın ... alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilimsel teknik ve verilere uygun hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile; her iki vakıfta da batın tertibi olduğu için vakıf evlatlarından üst batında yaşayan olup olmadığı hususu gözetildiğinde, vakıfların evlatları ...'in 05.07.2011 tarihinde, ...'ın 09.12.1998 tarihinde, ...'ın 18.12.1989 tarihinde ve ...'ın ise 11.06.1997 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, davacılar ... ve ...'nün, Hazine-i ... Vakfı ile Defterdar ...Vakfı'nın batın tertibine göre galle fazlasına müstehik vakıf evlatları oldukları kanaatine varılarak davanın kabulüne ve davacıların Hazine-i ... Vakfı ile Defterdar ...Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesinde; Vakıf evladiyetinin, vakfedenin soyundan gelenleri ifade edeceği gibi, vakfedenin soyundan gelme hali aynı zamanda galleye müstehikliği gerektirmeyeceğini, vakfiyede vakıf evladı olan kimselerden bazılarına ve hatta birinci soydan sonrasına dahi galleye müstehiklik öngörülmemiş olabilmekte olduğunu, bu bakımdan batın şartının incelenmesinin önem arz ettiğini, batın şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen sebeplerle; eksik tetkik ve inceleme ürünü bilirkişi raporuna dayanılarak verilen usule, kanunlara ve müstakar yargı içtihatlarına açıkça aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1. Davalı vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen davacı ... hakkında verilen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden; a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b. Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, Ahmet; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, bozma ilamı sonrası dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 07.11.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 20.06.2025 tarihli ek raporda davaya konu her iki vakıf yönünden de galle fazlasının batın şartı (ön batında sağ evlat varken sonraki batındaki evladın hak sahibi olamaması kuralı) ile evlada şart kılındığının belirtildiği, nitekim mahkemenin bu hususa hükmün gerekçesinde yer verdiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacı ...'a göre diğer davacı ... (davacı ...'ın annesi) üst batında sağ olduğu anlaşıldığından, davacı ...'ın dava konusu her iki vakfın vakfiyesinde öngörülen batın şartını taşımaması nedeniyle sadece vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken batın şartı dikkate alınmayarak galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir. VII. KARAR 1. Davalı vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (VI.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararın bu davacı yönünden ONANMASINA, 2. Yukarıda (VI.B.2.a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (VI.B.2.b) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... hakkında verilen İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 5737 sayılı ... Kanunu'nun 77/2. maddesi (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca ...'nden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/797, K. 2026/2548, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-797-e-2026-2548-k-77733cb9af18