Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2922 E. 2026/4588 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2922
- Karar No
- 2026/4588
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2027 E., 2026/164 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/695 E., 2025/215 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 20... parsel sayılı taşınmazı 1969 yılında satın aldığını, taşınmazdan yol geçirilmesi sonucu yaklaşık 3.000 - 3.200 m² büyüklüğündeki kısmın ana taşınmazdan ayrıldığını ve bu bölümün uzun yıllardır kendi zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunu, murislerinden intikal eden bu alanın 40 - 50 yıldır meyve bahçesi olarak kullanıldığını, üzerinde meyve ağaçları bulunduğunu, ormanla hiçbir ilgisinin bulunmayıp tarım ve kültür arazisi niteliğinde olduğunu, buna rağmen orman sınırları içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, taşınmaz bölümü üzerindeki orman tespitinin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... vekili ve Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin devlet ormanı niteliğinde bulunduğunu, aynı taşınmaza ilişkin daha önce açılan davanın kesinleştiğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını ve zilyetlikle kazanım koşullarının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu uygulamalarının 28.06.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, davacının aynı taşınmaza ilişkin daha önce açtığı Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/33 Esas, 2009/269 Karar sayılı davasında dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenerek davanın reddedildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 19.02.2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "eldeki davanın 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında orman kadastrosuna itiraz davası niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu uygulamasının 29.12.1994 tarihinde kesinleştiği, davacının daha önce aynı taşınmaza ilişkin açtığı davanın tapuya dayalı olması nedeniyle eldeki zilyetliğe dayalı dava bakımından kesin hüküm oluşturmadığı, ancak zilyetliğe dayalı orman kadastrosuna itiraz davalarının da tahdidin kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, eldeki davanın bu süre geçtikten sonra 26.10.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1981 yılından önce orman niteliğini kaybederek tarım arazisine dönüştüğünü, babası tarafından dikilen meyve ağaçlarının halen mevcut olduğunu, taşınmazın uzun yıllardır aile tarafından kullanıldığını, Tefenni Karayolunun geçmesi nedeniyle bölündüğünü ve kamulaştırma bedeli ödenmediğini, taşınmazın 1930 yılından beri sahipli olduğunu, orman kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydını ibraz edemediğini, sonradan tapu kayıtlarını dosyaya sunduğunu, tanıklarının dinlenmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, orman kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, somut olayda hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınan 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.