Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2610 E. 2026/4246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2610
- Karar No
- 2026/4246
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2058 E., 2026/170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/366 E., 2024/279 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1964 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, 613 parsel sayılı 6.940,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, fundalık vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, akabinde 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda, yeni 1 91... parsel numarasıyla ve 6.982,90 m² yüzölçümlü olarak tescil edildiği ve 2024 yılında yapılan ifraz işlemiyle 1 91... , 48, 49... parsellere ifraz gördüğü, 47, 50 parsellerin orman, 48 parselin fundalık, 49 parselin ise ham toprak olarak tescil edildiği anlaşılmıştır. Yörede 1937 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre tahdit çalışması yapıldığı, dava konusu taşınmazın 1947 yılında 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a (4785 sayılı Kanun) göre Devletleştirilen Istranca Vakıf Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 1969 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre Istranca Vakıf Devlet Ormanının iç sınırlarının tahididi çalışmalarının yapıldığı, dava konusu taşınmazın bir kısmının Istranca -F- Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 2021 yılında evvelce sınırlaması yapılmış olan yerlerde aplikasyon ve sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışına kalan ormanların kadastrosu ile tüm bu ormanlarda 2/B uygulama çalışmalarında dava konusu parselin kısmen orman sayılmayan alanda, kısmen de tahdidi kesinleşen Istranca Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığı görülmüştür. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan ve 08.03.2021 tarihinde askıya çıkarılan kadastro çalışmalarında 1 91... parsel sayılı taşınmazın orman olarak tespit edilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu taşınmazın orman ile hiçbir ilgisi olmayıp, müvekkili tarafından uzun yıllardan beri kullanmakta olduğunu ileri sürerek, orman olarak yapılan tespitin iptali ile taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına, taşınmazın müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; yapılan kadastro çalışmasının tamamen teknik bir çalışma olduğunu, çalışmanın amacı teknik olarak uygulama kabiliyeti bulunmayan, ancak tapuda tescilli ormanları günün tekniğine uygun olarak bilgisayar ortamına aktarmak, tapuda düzeltilmesi gereken orman ve diğer tapulu parsellerdeki teknik düzeltmeleri yapmak işleminden ibaret olduğunu, kadastro çalışmalarının yürürlükteki kanunlara ve usule uygun olarak yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasında düzeltilmesi gereken hatanın bulunup bulunmadığı hususunda toplandığı, dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu, düzeltme çalışmalarına karşı malik olmayan davacının dava açmakta aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davacının taşınmazın kendi adına tescili talebi yönünden ise taşınmaza yönelik kadastro tespitinin 20.07.1964 tarihinde kesinleştiği ve orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğu gözetilerek süre olarak Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olduğu gerekçesiyle itiraz davasının aktif husumet yokluğundan reddine, tescil talebi yönünden ise Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz hakkında yapılan orman kadastro işlemine itiraz etme hakkının mülkiyet hakkı sahibi olan Hazineye ait olduğu, ayni hak sahibi olmayan fuzuli şagil konumundaki davacının orman kadastro çalışmasına itiraz etme hakkı bulunmadığı, dava konusu taşınmazın geldisi olan 613 parselin, 07.01.1964 tarihinde tespit gördüğü ve itiraz edilmeksizin 21.07.1964 tarihinde tespitin kesinleştiği anlaşılmakla, davacının tescil talebi yönünden görevsizlik kararı verilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ormanla bir ilgisinin bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından da dava konusu taşınmazın fundalık vasfında olduğu, köy yerleşik alanı içerisinde yer aldığını, taşınmazın tarım arazisine uygun olduğunu ve müvekkili tarafından aralıksız ve kesintisiz olarak tarımsal ve hayvansal amaçlı olarak kullanıldığının sabit olduğunu ve dava konusu taşınmazın her ne kadar müvekkil adına kayıtlı olmasa da taşınmazın zilyedi olduğunu ve aktif husumete ilişkin Mahkeme değerlendirmesinin doğru olmadığını, tescil talebi hakkında her ne kadar görevsizlik kararı verilmiş ise de Mahkemenin Kadastro Mahkemesi olması, söz konusu işlem temelinin bir kadastro işlemine dayanması sebebiyle gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümlerin yerinde olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2021 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına karşı davacının itiraz hakkının bulunup bulunmadığı, tescil talebi yönünden ise görevli mahkemenin tespitine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.