Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1345 E. 2026/2752 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1345
Karar No
2026/2752
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2738 E., 2025/1756 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karakoçan Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1989/459 E., 2004/149 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş, tashih talep eden ... vekili tarafından hükmün tashih edilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2025 tarihli ek kararıyla, tashih talep eden vekilinin tashih talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2025 tarihli ek kararının tashih talep eden ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı tashih talep eden ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .... Mezrası köyünde 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, komisyon kararı ile 181 parsel sayılı 26.100 m² yüzölçümlü taşınmazdan 1.244 m²lik kısmın ifrazı ve son parsel numarası ile ...oğlu .... adına, (H) harfiyle gösterilen 4.300 m²lik kısmın ifrazı ve son parsel numarası ile ... oğlu ... .... adına ve (İ) harfiyle gösterilen 4.500 m²lik kısmın son parsel numarası ile ... oğlu ... .... adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar dava dilekçesinde; 181 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına tespit edilen kısımların kendilerine ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adlarına tespitinine karar verilmesini talep etmişlerdir. 3. Müdahale talebinde bulunan ... ve arkadaşları dilekçelerinde; 181 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kendilerine ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu taşınmazda ihtilâfın sadece komisyon kararı ile davalı ... ve ... ....'a verilen 10.044 m² yer olduğu, onun dışında kalan 16.956 m²lik kısımda herhangi bir ihtilafın olmadığı ancak davacı ....ın hissedar olduğuna ilişkin itirazı olduğu bu nedenle müdahil davacılar yönünden 16.056 m²lik kısımda ki tespitin kesinleştiği sadece 10.044 m²lik kışımdaki ihtilafın incelendiği yapılan inceleme neticesinde müdahil ...'un taşınmazda yerinin olduğu müdahil .....'ın ise taşınmazda herhangi bir hakkının olmadığı ayrıca davalılar ... ve ... ...'ın komisyon kararında ki miktar olmasa da dava konusu taşınmaz içerisinde hakların olduğu dolayısıyla dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlik ve mülkiyete dayalı bir ihtilafın olmadığı, yani dava konusu taşınmazın ihtilaf dışında kalan kısmının ağaların zilyet ve tasarrufu altında olduğunun kabulü gerektiği ve bu civardaki tüm taşınmazların zilyetliğinin ağalara ait olduğu, davası kabul edilen müdahil davacı ve davalıların ilçe sınırı içerisinde yer alan parsellerinin tapu kayıtlarının olduğu, bu tapu kayıtlarının kendilerine tevzi ile verildiği, tevzi ile verilen her bir parselin 23.250 m² olduğu, ilçe sınırı ile köy sınırının yanlış çizildiği köyün kadastrosu önce yapıldığından dolayı köy sınırı çizilirken ilçe sınırına tecavüz edildiği, dolayısıyla bu sınırda kalan davalı ve müdahil davacılara ait taşınmazların ....mezrası köyü sınırları içerisinde kaldığı ve yapılan keşifte teknik ölçümler netitesinde bu tecavüzlerin ayrıntılı bir şekilde ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Ayrıca, dava konusu taşınmazın tespit öncesinde hiç kimse tarafından kullanılmadığını yani ağalar tarafından ve onların mirasçıları tarafından zilyet edilip ekilen biçilen yerler arasında yer almadığı, dava konusu taşınmazın son 20 yıldır davada müdahil olan ... tarafından sâhiplendiği, ... tarafından ekilip biçilip sürüldüğü ve kullanıldığı onun dışında da hiç kimse tarafından kullanılmadığı, yani dava konusu taşınmazın önceden Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu, sonradan...tarafından sahiplenerek kullanılmaya başlandığı, dava konusu taşınmazın ağalara ait olduğunu gösteren herhangi bir belge ve tapu kaydının olmadığı ziraat bilirkişisi raporu ile de sabit olduğu gibi taşınmazın son 20 yıldır kullanıldığı, ancak hâli hazırda kullanılmadığından dolayı yani 1958 yılında ağaların Ağa mezrası köyünü terk etmesinden beridir 50 yıldır zaman zarfında kullanılmayan bu toprağın ziraat bilirkişisi raporunda belirttiği hale gelmesinin doğal olduğu görülmüştür. Dava konusu taşınmazdaki asıl problemin ...mezrası köyü ile ilçe sınırının yanlış çizilmesinden kaynaklandığı, köyün kadastrosu 1958 yılında yapıldığından dolayı bu köyün sınırının ilçe sınırına doğru kaydırıldığı dolayısıyla ilçe içerisinde yer alan taşınmazların bir kısmının ... mezrası köyündeki parseller içerisinde kaldığı, müdahil davacıların dayandıkları belgenin tapu kaydı olduğu kendilerine ait bu taşınmazın tevzi yolu ile kendilerine verildiği ve her bir parselin miktarının 23.250 m² olduğu yapılan ölçümde müdahil davacıların 23.250 m²den az yer kullandıkları dolayısıyla uzantılarının ...mezrası köyündeki davalı parsel içerisinde kaldığı, müdahil davacılara ait tapu kayıtlarına üstünlük tanınması gerektiği, çünkğü ...mezrasındaki taşınmazın senetsizden ağaların mirasçıları adına tespit gördüğü, bu durumda müdahil davacıların taşınmazlarının tapu kaydı miktarı kadar olması gerektiği, bunun da ancak ... mezrasındaki senetsizden tescil edilen bu taşınmazlardan ifraz edilerek müdahil davacılara verilmesi ile mümkün olduğu, davalı ... ...ın 60 sayılı parselinin 603,67 m²lik kısmı, ... ....'ın 59 sayılı parselinin 5.805 m²lik uzantısı, müdahil ...'un 57 sayılı parselinin 3.537,52 m²lik kısmının 181 sayılı parselin uzantısı içerisinde kaldığı, onun dışında diğer müdahillerin taşınmazda her hangi bir haklarının olmadığı açıktır. Tespit bilirkişilerinin ölü olduğu, dinlenilen mahalli bilirkişilerin en yaşlısının 1930 doğumlu olduğu, tespit tarihinin 1958 yılı olduğu, Mahkememizin tespit tarihinden 20 yıl öncesinin zilyetliğinin araştırması gerektiği yani 19 38... arasındaki zilyetliğinin bilinmesi gerektiği, bu zilyetliği bilecek insanın ise en az 1918 doğumlu olması gerektiği, dolayısıyla bu yaşta da insanın bulunmasının da mümkün olmadığından dolayı eldeki deliller ve daha önceki yapılan keşifler de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği ve dava konusu taşınmazı ....ağa mirasçılarına ait olduğu konusunda yapılan keşif, mahalli bilirkişi beyanları, teknik bilirkişisi raporları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığından dava konusu parselin kök muris Zeynel ağa mirasçıları adına Karakoçan Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.05.2002 tarihli ve 2002/102 Esas, 2002/90 Karar sayılı veraset ilamı esas alınarak tapuya tescili hakkında Mahkememize yeterli kanaat geldiği" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş; bilahare, İlk Derece Mahkemesinin kararı kanun yoluna başvurulmaksızın 13.03.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Tashih talep eden .... vekili tashih dilekçesinde; müvekkilinin dedesi olan ...'ın maliki olduğu .... Mahallesinde 58 ada ve 61 parsel sayılı taşınmazının zeminde 23.350 m² olması gerekirken 6.000 m² olan eksikliğin komşu .... mezrası sınırları içerisinde bulunan 180 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilmesi için Karakoçan Kadastro Mahkemesinin 1989/459 Esas ve 2004/149 Karar dosyasına müdahil davacı olarak davaya katıldığını ve davasının reddine karar verildiğini, kararın 16.09.2004 tarihinde kesinleştiğini, asli müdahil .....'ın kendisine ait 61 parsel sayılı taşınmazı ... .....'a, onun da 07.09.2009 tarihinde müvekkili ...'a sattığını, ancak tapuda 180 parselden ifraz edilerek maliki olduğunu, 61 sayılı parselin 23.350 m²ye tamamlanması için ekleme işlemi yapılmadığını ve taşınmazın ilk maliki olan..... lehine hüküm de kurulmadığını ileri sürerek, söz konusu maddi hatanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304. maddesi uyarınca tashih yoluyla düzeltilerek 180 sayılı parselin (E), (D) ve (F) harfleriyle gösterilen kısımların ifraz edilerek 61 sayılı parsele eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi 20.01.2025 tarihli ek kararı ile "tashihi karar talebinde bulunan davacının talep içeriğinin davanın esasına ilişkin olması, ayrıca kanun yoluna itiraz ile çözümlenmesi gereken husus olduğu, ayrı bir yargılamayı gerektirdiği ve karar düzeltme sürelerinin de geçirildiği" gerekçesiyle tashih talep eden ..... vekilinin karar düzeltme ve tashihi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.01.2025 tarihli ek kararına karşı tashih talep eden .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "tashih talebinde bulunan ..... vekili tashihe konu Mahkeme kararında maddi hata yapılarak müvekkilinin dedesi .... lehine yapılması gereken ifraz ve hükmen tescil işleminin yapılmadığını ileri sürerek, 6100 sayılı Kanun'un 304. maddesi yoluyla hükmün düzeltilmesini talep etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere tashih yoluyla düzeltilmesi talep edilen Mahkemenin 16.09.2004 tarihli ve 1989/459 Esas, 2004/149 Karar sayılı kararında asli müdahil ... yönünden kararda maddi hata bulunmadığı, asli müdahil .....'ın açmış olduğu davanın reddedildiği, kararın kanun yoluna gidilmeksizin kesinleştiği, kesinleşmiş bir karara karşı karar düzeltme (tashih-i karar) yoluna gidilmesi mümkün olmadığı gibi tarafların hak ve yükümlülüklerin de tavzih (6100 sayılı Kanun madde 305) ya da tahsis (6100 sayılı Kanun madde 304) yoluyla da değişiklik yapılması mümkün değildir. Diğer taraftan, somut olayda hükmün tahsisini gerektiren bir hata bulunmadığı, talebin davanın esasına yönelik olduğu, yargılamayı gerektirdiği gibi nüfus kayıtlarına göre tashih talebinde bulunan ....ın babası ... ...'ın da sağ olduğu, tashih talebinde bulunan ....'ın dedesi ...'ın mirasçısı olma durumu bulunmadığından hükmün tashihini isteme sıfatı da bulunmadığı, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararı istinaf etme hakkı da bulunmadığı" gerekçeleriyle tashih talep eden ... vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Tashih talep eden .... vekili temyiz dilekçesinde; tapuda, dava konusu 180 parselden ifraz edilerek maliki olduğu 61 sayılı parselin 23.350 m²ye tamamlanması için ekleme işlemi yapılmadığını ve taşınmazın ilk maliki olan dedesi .....'ın bu husustaki davasının reddedildiğini, ancak benzer talepli diğer müdahillerin davasının kabul edildiğini, hükümde ve gerekçe de maddi hata yapıldığını ve tashih talebinin reddini usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu tashih talebinin usul ve kanuna uygun olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tashih talep eden ...vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL tashih talep eden tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1345, K. 2026/2752, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1345-e-2026-2752-k-201cbd29f4c8