Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/743 E. 2026/2817 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/743
Karar No
2026/2817
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1736 E., 2024/2920 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/6 E., 2023/89 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastrosu sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı 1.204,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla ... adına; 1 03... parsel sayılı 2.353,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla ... ile ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu... Mahallesinde bulunan 1 03... parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 1 03... parsel sayılı taşınmazın ise davalılar ... ile ... adlarına tespit edildiğini, tespitin hatalı olduğunu, taşınmazların 1974 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, orman olması nedeniyle tescil harici bırakıldığını, 1980 yılında taşınmazların imar planı içerisine dahil edildiğini, imar planı içerisine alınan bir taşınmazın sonrasında zilyetlikle kazanılamayacağını, ilk kadastro çalışmasından sonra da 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davalıların kadastro öncesi sebebe de dayanamayacağını, dava konusu taşınmazlar açısından zilyetlikle kazanmaya elverişli kullanımın gerçekleşmediğini belirterek, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar ve ihya edilerek yaklaşık 40 yıldır davalı ve önceki malikler tarafından nizasız ve aralıksız tarla/bahçe olarak kullanıldığını, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğunu ve fazla tespit edilen bir alan olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ile ... cevap dilekçelerinde; davaya konu taşınmazın 835 parselin bir parçası olduğunu, 20 yılı aşkın süredir eski sahibinin zilyetliğinde olduğunu, 40 yıldır da taşınmazın zilyedi olduklarını belirterek, davanın reddi savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 1 03... ve 43 parsel sayılı taşınmazların 1942, 19 54... yılına ait hava fotoğraflarının ve 1958 tarihli memleket haritasının birlikte değerlendirilmesi sonucunda açık alanda kaldığı ve bitişiğindeki komşu ziraat arazileri ile benzer görünümde ziraat arazisi olduğu, parsellerin tamamının ziraat arazisi olduğu ve 1942 yılı itibariyle imar ve ihya işlemlerinin başladığı, taşınmazların imar planına alınmadan önce üzerinde zilyetlik kurulduğu ve kazanım şartlarının oluştuğu, keşifte alınan beyanlarla bilirkişi raporunun birbirlerini desteklediği ve taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı, taşınmazların öncesinde köyün yerlilerine ait olduğu, sonrasında satılarak zilyetliklerinin devredildiği, taşınmazları devralan tespit maliklerinin köyde tanınmadığı fakat taşınmazların sürekli kullanıldığı, davalı tarafların eklemeli zilyetlikle 1980 yılından önce 20 yılı aşkın bir süredir (1942 yılından bu yana) tarım amaçlı kullanılan bir taşınmazı edindiği ve zilyetliklerini devam ettirdiği, taşınmazlar üzerinde imar planına alınmadan önce zilyetlikle iktisap şartları sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine, ... Mahallesi 1 03... ve 43 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağındaki gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile komşu 835 parsele uygulanan 26.03.1971 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazın bulunduğu yön olan batı sınırını ... ve ... okuduğu, komşu 834 parsele uygulanan K.evvel 1934 tarihli ve 5241 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazın bulunduğu yön olan batı sınırını ... olarak okuduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerince bu kişinin tanınmadığı, ancak taşınmazın bulunduğu yönün şahıs arazisi olarak okunduğu, dosyaya gerek kaldırma kararından önce sunulan gerekse kaldırma kararından sonra yapılan keşif sonucu sunulan bilirkişi raporundan dava konusu taşınmazların 1942 yılından beri tarım arazisi olarak kullanıldığı anlaşılmış olup, taşınmazın imar planına alındığı 1980 yılından önce davalılar yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda arazi kadastrosunun 1974 yılında yapıldığını ve taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldığını, tespit dışı bırakma işleminin de bir kadastro işlemi olduğunu, bu nedenle zilyetliğin bu tarihten başlaması gerektiğini, yine taşınmazın 29.07.1980 tarihli 1/50000 ölçekli İstanbul Metropoliten Nazım İmar Planı kapsamında kaldığını, bu tarihten önceki zilyetliğe de değer verilemeyeceğini, bilirkişi raporunda 1 03... parselin eğiminin %9-10, 43 parselinin eğiminin %7-8 olduğunun belirtildiğini, ancak aynı raporda topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak belirlenen eğimin 42 parsel için %14, 43 parsel için %15 olduğu tespit edildiğinden taşınmazların zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasının talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/743, K. 2026/2817, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-743-e-2026-2817-k-bafe3ac2e9d0