Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/740 E. 2025/5478 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/740
- Karar No
- 2025/5478
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1010 E., 2024/2174 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... ilçesi... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 34... parsel sayılı 258,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı" şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 26.02.2015 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereği satış işleminden dolayı davalı ... adına tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1989 yılında... Mahallesinde bulunan, 1 34... parsel sayılı taşınmazı satın aldığını, satın aldığı günden itibaren de aralıksız kullandığını, vergilerini de ödediğini, 5831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, arazilerin ölçüm ve çalışmaları sırasında komşu taşınmazların kadastro tespiti yapıldığı halde arsanın müvekkili adına tespitinin yapılmaması sebebiyle ... ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2011/1755 Esas sayılı dava ikame ettiğini, bu dava sırasında bilirkişi raporu ve taraflarınca dosyaya sunulan özel parselasyon haritası sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek 129,72 metrekarelik kısmının müvekkilinin kullanımında olduğuna dair şerh verilmesine karar verildiğini, bu hüküm Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2017/1808 Esas sayılı ilamı ile "çekişme konusu taşınmaz dava devam ederken 25.02.2015 tarihinde lehine kullanım şerhine verilen ...'a satılarak adına tapuya tescil edildiğine göre, eldeki davanın zilliyetliğinin tespitine dair bir hüküm kurulması gerekirken şerhe yönelik olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına" karar verildiğini, anılan Yargıtay kararının ardından ... 5. Asliye Hukuk mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dosyası ile ... ili ... ilçesi... Mahallesi 1 34... parselin 20.01.2014 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde belirtildiği üzere yeşil renk ile taralı (B) harfiyle gösterilen 129,27 metrekarelik kısmını davacının zilyetliğinde olduğuna karar verildiğini, bu mahkeme kararının Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/298 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin anılan bu yeri satın aldığı tarihten itibaren kullandığını, bahsedilen İlk Derece Mahkeme dosyalarında dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile bu durumun belli olduğunu, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihten bu yana kullandığını dolayısıyla müvekkilinin tespit edilen zilliyetliğinin tescil edildiğini ve tapu kütüğüne işlendiğini, müvekkilinin satın almış olduğu ve vergisini ödediği bu yerin zilyetliğinin tespiti de göz önünde bulundurularak müvekkilinin zilyetlik payı oranında tesciline karar verilmesini talep ettiklerini bildirerek, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek müvekkilinin satın aldığı tarihten bu yana müvekkilinin kullanımında olduğu dolayısıyla da zilyetliği mahkeme kararı ile tespit edilen müvekkili adına 129,27 metrekarelik kısmının tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği, kadastro çalışması neticesinde taşınmazın davalının kullanımında olduğunun tespit edildiği, davalının başvurusu üzerine Hazine tarafından usulüne uygun olarak taşınmazın 6292 sayılı kanun gereğince davalıya satışının ve tescilinin yapıldığı, davacının açtığı dava neticesinde, taşınmaz davalı adına tescil edildikten sonra, davacının taşınmazın bir kısmına zilyet olduğuna karar verildiği, taşınmazın davalı adına tescil edilmesiyle birlikte davalının taşınmazda mülkiyet hakkının oluştuğu, mülkiyet hakkı karşısında davacının zilyetlik nedeniyle üstün bir hakkının varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesince; "...Dava, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın zilyetlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre, ... ili ... ilçesi... Mahallesi, 1 34... parsel sayılı 258,54 metrekare mesahalı bahçe vasıflı taşınmaz 26.02.2015 tarihli 6292 sayılı kanun kapsamında satış sonucu tam hisse ile ... adına kayıtlı olup tapu kaydında "20.01.2014 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde belirtildiği üzere yeşil renk ile taralı (B) harfi ile gösterilen 129,27 metrekarelik kısım ... oğlu ... zilyetindedir" şerhinin bulunduğu görülmüştür. Davacının talebi değerlendirildiğinde; bilindiği üzere, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerekir. Taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Yargıtay'ın son yerleşik uygulamaları bu yöndedir. Somut olayda, davacının eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra 02.08.2019 tarihinde açtığına, güncel tapu kayıtlarının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna göre, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli davanın kabulü mümkün olmadığından davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinde ve harcı ikmal edilen dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.