Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6913 E. 2026/3035 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6913
Karar No
2026/3035
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 06.11.2025 SAYISI : 2008/44 E., 2013/33 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım davacılar vekili tarafından eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine 06.11.2025 tarihli ek kararla, talebin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ek kararı bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2025 tarihli ek kararında; "bir kısım davacılar vekili, ..... (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi'nin 19.07.2013 tarihli ve 2008/44 Esas, 2013/33 Karar sayılı dosyasında taraf olan müvekkillerinin yurtdışında bulunduklarını ve karardan haberdar olamadıklarını, kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığını, karardan 20.10.2025 tarihinde haberdar olduklarını ve bu tarih itibarıyla kendisine vekalet verdiklerini, kararın kendilerine yeniden tebliğ edilerek, usulsüz tebligat sebebiyle kanun yoluna başvuru süresini kullanamayan müvekkilleri adına eski hale getirme talebinin kabulüne karar verilmesini istemiş ise de, Kadastro Mahkemesinin dosyasında davalının karar verildikten sonra tebligat aşamasında öldüğünün anlaşıldığı, kararın ...'nin kanuni mirasçılarına tebliğ edildiği, ancak mirasçılardan ...ve ...'ye yapılan tebligatların geçersiz olduğu, eski hale getirilmesi istenildiği, ancak bu taleplerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 95. maddesinde aranan eski hale getirme şartlarından olmadığı, tebligatın usulsüz yapıldığına ilişkin bir iddianın eski hale getirme talebine konu olmayacağı, zira eski hale getirme talebinin belli bir sürenin elde olmayan sebeplerle geçirilmiş olması yüzünden düşmüş olan hakkın iadesi amacına yönelik olduğu, tebligat usulsüz ise muhatabın öğrenildiği tarih tebliğ tarihi sayılacağından ve temyiz süresi o tarihten itibaren işlemeye başlayacağından bu nedenlerle eski hale getirme talebinin reddine karar vermek gerektiği, (benzer mahiyette Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.01.2019 tarihli ve 2018/5521 Esas, 2019/47 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) bu hususlar dışında her ne kadar davacılar vekili tarafından müvekkillerine usulsüz tebligat yapıldığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamından ... adına yurtdışı adresine usulüne uygun tebligat yapılmış olduğu, diğer davacılara ise Türkiye'deki adreslerine kardeşleri ... adına ayrı ayrı usulüne uygun tebligat yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenle davacı vekilinin bu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, tüm bu hususlar bir kenara bırakılarak bir an için davacılara yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı kabul edilse dahi, davacı vekilinin eski hale iade dilekçesinde müvekkillerinin gerekçeli karardan 20.10.2025 tarihi itibarıyla haberdar olduklarını açık bir şekilde bildirdiği, eski hale iade dilekçesinde ayrıca temyiz talebinde bulunulmamış olması sebebiyle gelinen aşamada davacıların temyiz süresini bu yönüyle de kaçırdıklarının ortada olduğu, davacıların vekilleri aracılığıyla gerekçeli karardan haberdar olduklarını bildirmeleri sebebiyle yeniden tebligat çıkartılma zorunluluğunun da bulunmadığı, zira 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde usulüne aykırı tebliğin hükmü düzenlenmiş olup buna göre, "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." hükmüne yer verildiği, somut olayda da davacılar vekilleri aracılığıyla tebligattan 20.10.2025 tarihinde haberdar olduklarını bildirdiklerinden 04.11.2025 tarihi itibarıyla da temyiz süreleri dolduğundan eski hale iade talebi açısından artık hukuki yararlarının da bulunmadığı" gerekçesiyle, bir kısım davacılar vekilinin eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar, bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2025 tarihli ek kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6913, K. 2026/3035, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6913-e-2026-3035-k-b10aa8baa8b2