Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3941 E. 2026/2987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3941
- Karar No
- 2026/2987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/89 E., 2024/8 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 1 08... ve 1 09... parsel sayılı sırasıyla 4.170, 18... , 2.820, 59... ve 312, 06... yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 08... sayılı parsel tarla vasfıyla, diğer parseller bahçe vasfıyla davalıların murisi ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, ayrıca zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemişler, aşamalarda bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/55 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit maliki ...'ın mirasçıları olan davalılar adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/9549 Esas, 2020/6305 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesince yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulmasının usul ve kanuna uygun bulunmadığına değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilerek taşınmazların başında yeniden keşif icra edildiği, keşif mahallinde dinlenen bilirkişi beyanları ile aldırılan bilirkişi raporları kapsamında, taşınmazların orman vasfında bulunmadıkları, evveliyatları itibariyle orman sayılan yerlerden olmadıkları, özel mülkiyete elverişli oldukları, 20 yılı aşkın süredir ...'ın zilyetliğinin bulunduğu, ... lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının oluştuğu, diğer yasal şartlar açısından da bir engel bulunmadığı gerekçesiyle kadastro tespitine itirazın reddine, taşınmazların tespit maliki ...'ın mirasçıları davalılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yukarıda yazılı şekilde davanın reddine ve taşınmazların tespit maliki ...'ın mirasçıları davalılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş ise de, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapıldığı ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının eski tarihli resmi belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile belirlenmesi gerektiği, ancak hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda eski tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yapılmadığı hususlarına değinildiği ve Harita Genel Müdürlüğü web sitesinde yapılan incelemede dava konusu taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde 1950, 1951, 1964, 1976, 19 84... yıllarına ait hava fotoğraflarının bulunduğunun anlaşılması karşında, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif neticesi aldırılan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazları kapsayan en eski tarihli hava fotoğrafı dahil diğer yıllara ait tüm hava fotoğrafları getirtilerek taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından yöntemine uygun şekilde inceleme yaptırılmadığı, sadece 1957 tarihli memleket haritasının incelenmesiyle yetinildiği, söz konusu memleket haritasının düzenlenmesine esas hava fotoğrafının da rapor ekinde bulunmadığından bilirkişi raporunun denetlenemediği gibi davalıların iktisaba elverişli zilyetliğinin denetlenmesi açısından kadastro tespitinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde yöntemince zilyetlik ve imar ihya araştırmasının da yapılmadığı, sadece 19 76... yıllarına ait hava fotoğraflarını incelenmek suretiyle, taşınmazlar üzerinde imar ihyanın söz konusu olabileceğine dair ihtimalli değerlendirmeler içeren harita ve fotogrametri bilirkişisi raporuyla yetinildiği, yine dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ve oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilip mahalline uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastrosuna ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile harita örnekleri, yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ile varsa Yargıtay ilamları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, söz konusu kayıt ve belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazların 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; yine tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilip, jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve halen taşınmazlar üzerinde ki zilyetliğinin devam edip etmediği tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.