Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6801 E. 2026/3684 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6801
- Karar No
- 2026/3684
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/816 E., 2025/895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tirebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/440 E., 2024/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Giresun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 610 parsel sayılı 3.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 62... parsel numarasıyla ve 2.996,80 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı adına kayıtlı bulunan eski 613 parsel sayılı 3.880,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 62... parsel numarasıyla ve 3.636,51 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü ileri sürerek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu, haksız ve hukuka aykırı dava olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "keşif esnasında hazır bulunan davacı tarafın fen bilirkişince düzenlenen raporda sarı renkle işaretli (B) harfiyle gösterilen 137,87 m²lik kısmı davaya konu ettiği, rapora ekli 3 numaralı krokide gösterildiği üzere davacıya ait taşınmazın tespit kadastrosu sonrasında oluşan sınırı ile uygulama kadastrosu sonrası meydana gelen sınırında davalı 25 parsel aleyhine olacak biçimde 75,43 m²lik bir artış olduğu, tespit ve uygulama kadastroları sonrasında belirlenen sınırlar üzerinde kadastro paftası çakıştırıldığında sınırlarda uyum bulunmadığının 2 numaralı krokiden anlaşılmakta olduğu, tutanaklarda uygulama kadastrosu sonrası oluşan farklılığın sınır değişikliğinden değil ölçüm tekniğinden kaynaklandığı hususuna yer verildiği, dava konusu bölümde her iki parsel sınırını belirgin hale getirir biçimde doğal bir sınırın bulunmadığı, keşif mahallinde dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişilerin ortak beyanlarında özetle parseller arasındaki sınırı eski çelik tel olarak bildirdikleri, beyan edilen sınırın davacı tarafın talep ettiği kısmın tamamını kapsadığı, beyanlar arasında çelişki bulunmadığı, sınır uyuşmazlığının çözümünde tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarını destekler biçimde öteden beridir süregelen zilyetliği gösterir şekilde somut verilerin varlığı koşulunun aranması gerektiği, zira zaman içerisinde beyan edilen çit telin konumunda değişiklik yaşanabileceği, alınan beyanların aksine harita bilirkişisinin 27.03.2023 tarihli asıl raporunda ve 18.12.2023 tarihli ek raporunda hava fotoğrafları ile memleket haritalarında taşınmazların sınırı belirgin halde olanların 20 04... yıllarına ait fotoğraflar olduğu, belirgin haldeki sınırın yenileme kadastrosu sonrası meydana gelen sınırla uyuştuğu tespitine yer verildiği, davaya konu edilen sınırın davalı tarafın kabulünde olmaması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesindeki düzenlemeler gözetilerek ispat yükü altında olan davacı tarafın, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları dışında dava konusu bölümün öteden beridir 26 parsel içerisinde kaldığını ispata elverişli şekilde başkaca delil ibraz etmemiş olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İlk Derece Mahkemesince tesis kadastrosuna ait pafta, hava fotoğrafları ve diğer ilgili belgelerin getirtildiği, mahallinde harita mühendisi bilirkişisi marifetiyle keşif icra edildiği, hükme esas alınan fen bilirkişisi raporu ve ek raporu incelendiğinde; 1973 (ilk tesis kadastrosu) ve 2004 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazların "meyvelik" vasfında olduğu ve aralarında zeminde kalıcı, değişmez ve sabit nitelikte bir sınır (taş duvar, kadim yol, kalıcı çit vb.) bulunmadığının tespit edildiği, 20 04... yıllarına ait hava fotoğrafı ile memleket haritasında görülen belirgin sınırların, dava konusu uygulama kadastrosu ile oluşturulan sınırlar ile tam olarak örtüştüğünün belirtildiği, neticede uygulama kadastrosu yapılırken davacı aleyhine olacak şekilde bir sınırlandırma hatası yapılmadığının anlaşıldığı, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde: Keşifte tanık ve mahalli bilirkişilerin ortak sınırı göstermesiyle gerçek sınırın ortaya çıktığını ve davanın ispatlandığını, kararın somut gerçeklere aykırı olduğunu, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarının davayı aydınlatıcı nitelikte olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.