İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/870 E. 2026/536 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/870
Karar No
2026/536
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/870 Esas - 2026/536 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/870 Esas KARAR NO : 2026/536 Karar

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/11/2025 KARAR TARİHİ : 19/06/2026 YAZIM TARİHİ : 19/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı arasında .. için süre gelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, .... Yapımı İş Ortaklığının tüzel kişiliği olmadığından, bu ticari ilişki kapsamında ödenmeyen borç bakiyesinin tahsilatı için icra takibi ....yönlendirildiğini, müvekkili şirketin verdiği hizmetin karşılığı olan toplam 1.607.193,99 TL ‘nin davalı borçlu tarafından ödenmediğini, bu kapsamda davalı firma aleyhine .... esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, ancak davalı / borçlu şirket tarafından icra takibinin esasına itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, müvekkili şirketin davalı borçludan olan alacağının somut bir delile dayandığını, faturalarla sabit olduğunu, davalı borçlunun iddialarının dayanaksız ve mesnetsiz olduğu .... kararlarında faturaların alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi için muhataba tebliğinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraza uğramamış olması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin alacağının fatura ile sabit olduğunu, likit ve icra takibine konu alacağın yargılamayı gerektirmeyen bir alacak olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bununla ilgili ... kararlarının mevcut olduğunu, tarafların arasındaki ticari alım-satımın varlığı sebebiyle iddia edildiği gibi sözleşmenin yokluğu ve ticari ilişkinin olmadığından bahsetmenin mümkün olmadığını bu sebeple de icra takibine konu edilen alacağın varlığının kesin olduğunu, bu hususun taraf ticari defterleri ve tarafların bağlı olduğu Vergi Daireleri’nde tutulan BA/BS kayıtları ile de sabit olduğunu beyanla, itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, icra takibinin devamı ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketlerin davacı şirketle aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle dava dilekçesinde bahsi geçen alacakların muhatabı olmadıklarını, davacının müvekkili şirketleri temerrüde düşürmediğini, icra takibine konu edilmeyen belgelerin itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamayacağını, takip dayanağı ile dava arasındaki hukuki sebep birliğinin ortadan kalktığını, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını ve salt tek taraflı düzenlenen cari hesap ekstresinin alacak doğurmayacağını, faturanın tek başına akdi ilişkinin varlığını ve hizmetin teslimini ispatlamaya yetmediğini, davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, dava konusu alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının takipte kötüniyetli olması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin zorunlu olduğunu belirterek, davanın usulden veya esastan reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava ; ....esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip temelinin fatura alacağı davasına ilişkindir. ....Dairesinin müzekkere cevabı mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. .... müzekkere cevabı mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. ... esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirket tarafından, davalı iş ortaklığına sunulan teklife verilen onay üzerine toplam 150.280 kg Akshot 240 Af Dökme ürünün sevkine yönelik e-İrsaliyelerinin düzenlenerek faturalarının tanzim edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca söz konusu belgeler tarafıma ibraz da edilmiştir. Davacının elektronik ortamda düzenlediği irsaliyeler de “Ürün, Sipariş No, Taşıyıcı bilgileri (Araç-Şoför), Teslim eden vs.” bilgilerin yer aldığı görülmüştür. E-irsaliyenin düzenlenmesi ile ilgili 509 sıra numaralı VUK Genel Tebliğinin IV.3.4. bölümünde yer alan “e-irsaliye yanıtı” başlıklı kısımda; “Kendisine e-irsaliye düzenlenen mükelleflerin istemeleri halinde, e-irsaliyeye konu malların kabul veya red edilebilecek kısmını, uygulama üzerinden e-irsaliye yanıtı ile düzenleyene iletebileceği” belirtilmiş olup dava konusu faturaların muhteviyatında yer alan ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğine yönelik Hukuki değerlendirme Sayın mahkemenize aittir. Davacı şirket tarafından düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların tarafların yasal defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir. Bahse konu faturalara, davalı iş ortaklığı tarafından 8 günlük yasal süre içinde itirazda bulunulduğuna dair herhangi bir ihtarname, belge veya kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca tarafıma ibraz edilen cari hesap sözleşmesi mevcut değildir. Davacı şirket tarafından takibe konu edilen faturalar Kasım/2024 - Aralık /2025 dönemini kapsamaktadır. Dosya kapsamında mevcut BA/BS formları incelendiğinde tarafların 2024 hesap dönemi bildirimlerinde mutabık iken 2025 hesap dönemi bildirimlerinde uyumsuzluk olduğu tespit edilmiştir. Ancak 565 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, “Eylül 2024 dönemi bildirimlerinden başlamak üzere Form BA ve Form BS bildirimlerinin verilmesi uygulamasına son verildiği” tebliğ edildiğinden bu dönemlere ilişkin bildirimlerin ihtiyari olarak yapıldığı değerlendirilmiş olup ilgili dönemde tarafların yasal olarak BA/BS bildiriminde bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı şirketin kayıtlarına göre, icra takibinin yapıldığı 28.07.2025 tarihi itibariyle davacının davalı iş ortaklığından olan alacağı KDV dahil 1.607.193,99 TL iken, taraflar arasında uyuşmazlığa ve karşılıklı iadeleşme süreçlerine konu olan ve davalı tarafından bu tarih ile düzenlenen 63.426,00 TL tutarlı fiyat farkı faturası dikkate alındığında bakiye alacak tutarı 1.543.767,99 TL’ye düşmektedir. Davacı, takip tarihi ile davalının düzenlediği ve kabulünde olmayan iade faturasını hesaba dahil etmeyerek alacak tutarının 1.607.193,99 TL olduğunu belirtmiştir. Ancak davalıya verilen teklifte geçerli vade (Fatura + 60 gün) ‘dür. Bu husus dikkate alındığında davacının takip tarihi 28.07.2025 tarihinde düzenlediği fiyat farkı faturasının henüz vadesinin gelmediği görülmüştür. Davacı tarafından ibraz edilen “Açık faturalar” isimli listede de, sonraki süreçte bu vadenin işletilmeye devam edildiği tespit edildiğinden İcra takip tarihi ile davacının talep edebileceği vadesi gelmiş alacak tutarının 1.543.767,99 TL olduğu değerlendirilmektedir. Davalı iş ortaklığının kayıtlarına göre ise, icra takibinin yapıldığı aynı tarih itibariyle davacının bakiye alacak tutarının KDV dahil 1.543.767,99 TL olduğu yönündeki kanaatini belirtmiştir. Bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır . TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; davanın, .... sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip temelinin fatura alacağına ilişkin olduğu, davanın yasal süresinde açıldığı taraf ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu ve kayıtların aykırı olmadığı, davacı ticari defterlerinin kendi lehine delil oluşturduğu, davalının kesin delillerle aksini ispatlayamadığı anlaşılmakla rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olduğu dikkate alınarak kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen KABULÜ ile; ....esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 1.543.767,99-TL'lik kısmına yapılan itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, fazlaya dair istemin reddine, Kabul edilen miktarın %20'si olan 308.753,59-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 105.454,79 TL harçtan, dava açılışında alınan 19.410,89 TL peşin harcın düşülmesi ile bakiye 86.043,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 181,53 TL'sinin davacıdan; 4.418,47 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 615,40 TL başvurma harcı, 75,00 TL tebligat ücreti, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 25,00 TL diğer giderler toplamı 8.715,40 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 8.371,46 TL'si ile dava açılışında alınan 19.410,89 TL peşin harç toplamından oluşan 27.782,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 243.127,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/870, K. 2026/536, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-870-e-2026-536-k-1be8e2eccf29