Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6793 E. 2026/2866 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6793
Karar No
2026/2866
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/4 E., 2019/89 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin onama ilamına karşı, davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında ..... köyü 1 14... parsel sayılı 14.505,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla davalılar adına müştereken tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine dava dilekçesinde; .....köyü 1 14... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18. maddesi kapsamındaki yerlerden olduğunu ve davalılar lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşmediğini belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2009 tarihli ve 2008/108 Esas, 2009/310 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.02.2013 tarihli ve 2012/8754 Esas, 2013/1601 Karar sayılı ilamı ile, "eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "davalılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.10.2025 tarihli ve 2023/2012 Esas, 2025/6219 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş ve iş bu onama ilamına karşı davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. VI. KARAR DÜZELTME Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, davalı taraf lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince harita, orman ve ziraat mühendisi eşliğinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, dava konusu taşınmazın 20-30 yıldır ekilmediğini belirttiği halde bu husus üzerinde durulmadığı gibi, keşif sonucu düzenlenen jeodezi raporunda incelenen 19 76... yılı hava fotoğraflarında taşınmazın orman halini almadığının belirtilmesiyle yetinilmiş olup taşınmazda tarımsal üretim olup olmadığı yönünden herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Ayrıca orman bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 08.10.1976 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda 21, 22, 23... numaralı orman sınır hattının solunda, orman dışı alanda kaldığı belirtilmiş olup, söz konusu orman tahdidi seri bazda yapılmış olmasına ve taşınmaz seri bazda yapılan bu tahdit hattına bitişik konumda olmamasına rağmen, en eski hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenmek suretiyle taşınmazın evveliyatı itibariyle orman vasfında olup olmadığı yönünde her hangi inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Yine orman ve ziraat bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazda yer yer ana kayanın yüzeye yakın olduğu, yer yer taşınmazda yaklaşık 20 - 40 yaşlarında orman ve meyve ağaçları bulunduğu, taşınmazda uzun yıllar (yaklaşık 15-20 yıl) aktif olarak tarımsal üretim yapılmadığı belirtildiği halde, taşınmazın tarımsal faaliyete uygun olmadığı değerlendirilmemiş ve taşınmaz üzerinde mevcut ağaçların kapalılık oluşturup oluşturmadığı, yaşları ve sayıları net olarak ortaya konulmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanun'un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmaz sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz incelemesi sırasında İlk Derece Mahkemesi kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına hükmedilmesi gerekirken, maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılması suretiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 07.10.2025 tarihli ve 2023/2012 Esas, 2025/6219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6793, K. 2026/2866, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6793-e-2026-2866-k-c52f77ec6ada