Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3527 E. 2026/4445 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3527
Karar No
2026/4445
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/40 E., 2025/126 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Asıl ve birleştirilen dava; ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar asıl davada, mirasbırakan anneanneleri ...'ın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, aynı zamanda akli melekelerinin zayıf olduğu bir sırada 462 parsel sayılı taşınmazını hibe akdi ile, 500, 128, 183, 1 88... parsel sayılı taşınmazlarını ise ölünceye kadar bakma akdiyle davalı torunu ...’e devrettiğini; birleştirilen davada, mirasbırakanın 654, 670, 669, 2 52... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’e satış ve bağış şeklinde devrettiğini, anılan temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin akıl zayıflığından faydalanıldığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Asıl davada davalı ...; bağış akdinde muvazaa iddiasının asılsız olduğunu, ölünceye kadar bakım akdinin ise gerçek olup murise baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen davada davalı ...; diğer paydaşlardan da pay satın aldığını ve iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.

Mahkemenin (birleştirme öncesi) 26.07.2011 tarihli ve 2010/356 Esas, 2011/449 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine dair verilen karar Dairece; murisin akit tarihinde ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun saptanması halinde davalı ...'e yapılan 462 sayılı parselin temlikinin bağış niteliğinde olduğu, bu şekilde sağlararası yapılan temlik işleminde 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı, murisin davalıya ölünceye kadar bakım akdiyle temlik ettiği 70, 128, 183, 1 88... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin mirasbırakanın gerçek amacının açıklığa kavuşturulması bakımından araştırma ve değerlendirme yapılması, mirasbırakanın oğlu ...e yaptığı temliklerle ilgili Mahkemenin 2010/361 Esas, 2011/448 Karar sayılı dosyanın da değerlendirme kapsamına alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; aynı Mahkemenin (birleştirme öncesi) 26.07.2011 tarihli ve 2010/361 Esas, 2011/448 Karar sayılı kararıyla davanın reddine ilişkin verilen karar Dairece; murisin akit tarihinde ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun saptanması halinde mirasbırakan ... tarafından davalı ...'e aynı akitle yapılan temliklerin bağış niteliğinde olduğu, bu şekilde sağlararası yapılan temlik işleminde 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığının gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; dava dosyaları birleştirilmiş, yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, verilen karar Dairece; asıl davadaki çekişmeli taşınmazların temlik tarihleri itibariyla fiil ehliyeti araştırması yapılması, asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; murisin ... Kurumu raporları ile akit tarihleri itibariyle fiil ehliyetini haiz olduğu, davalının ölünceye kadar bakma akdiyle üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirdiği, 462 parsel sayılı taşınmazla ilgili bağış suretiyle temlikin murisin iradesine uygun olduğu gerekçeleriyle asıl davanın reddine; dava konusu 669 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan ile ilgisi bulunmadığı, diğer taşınmazların bağış suretiyle devredildiği gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine; ayrıca her iki davada davacılar vekilince 25.06.2013 tarihli dilekçesinde taleplerinin sadece tapu iptali ve tescil olduğu, tenkis taleplerinin bulunmadığı belirtildiğinden asıl ve birleştirilen davada tenkis yönünden de davaların reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Dairece bu kez; asıl ve birleştirilen davalarda mirasbırakanın bağış suretiyle devrettiği taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak asıl davada ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl davada muris tarafından ölünceye kadar bakım akdi kapsamında yapılan temliklerin amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu gerekçesiyle 500, 128, 183, 1 88... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne; birleştirilen davada ise daha önce verilen ret kararının onanarak kesinleştiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 26.12.2024 tarihli ve 2024/4731 Esas, 2024/7150 Karar sayılı kararı ile; muris ...'ın ölünceye kadar bakma akdi kapsamında dava konusu 70, 128, 1 83... parsel sayılı taşınmazlardaki 10/16 payını, 500 parsel sayılı taşınmazdaki 10/32 payını davalı ...'a temlik ettiği gözetilerek yalnızca muristen adı geçen davalıya temlik edilen paylar üzerinden davacıların miras payı oranında iptal-tescile karar verilmesi; bozma kararında birleştirilen dava açısından herhangi bir onama kararı verilmediği nazara alınarak birleştirilen dava yönünden yeniden infazı kabil bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ve bir kısım yargılama giderlerine ilişkin olarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 462 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, 70, 128, 183, 1 88... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali-tescile; birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının REDDİNE.

Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; Muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden kısım olup asıl davada davanın kabulü nedeniyle bu değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken fazla harç alınması isabetsizdir.

Öte yandan; birleştirilen davada murisin oğlu ... aleyhine dava açıldığı, yargılama sırasında ...in ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçıları olan davalılar ..., ... ve ... arasında elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu, başka bir deyişle mirasçıların bölünmüş payları bulunmadığı anlaşılmakla, birleştirilen dava yönünden de dava değeri, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden dava açan mirasçıların miras payına isabet eden kısım olduğuna göre, birleştirilen davanın reddi nedeniyle davalı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin bu değer üzerinden belirlenmesi gerekirken, ölen davalı ...'in mirasçısı olan davalı ...'in miras payı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.

Ne var ki, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazının değinilen yönlerden kabulü ile, Mahkeme kararının; hüküm fıkrasının (A-2) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "2- Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.771,43 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.001,80 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.769,63 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına," cümlesinin eklenmesi, (B-3) numaralı bendinde yer alan "12.620,00 TL" ibaresinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "30.000,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalıya iadesine, Dosyanın Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3527, K. 2026/4445, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3527-e-2026-4445-k-a07acaa853d2