Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4799 E. 2026/2843 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4799
Karar No
2026/2843
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2023/52 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asıl davanın dosyasının davacıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 916 parsel sayılı 7.520,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 80... parsel numarasıyla 7.794,97 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 917 parsel sayılı 5.780,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 80... parsel numarasıyla 4.504,47 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 926 parsel sayılı 8.235,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 80... parsel numarasıyla 7.810,52 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 925 parsel sayılı 2.840,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 1 80... parsel numarasıyla 3.974,72 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Asıl dava dosyasının davacıları ... ve müşterekleri dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosu sırasında malik oldukları ... Mahallesi 1 80... parsel sayılı taşınmaz ile aynı ada 6 parsel sayılı taşınmazın müşterek sınırının yanlış tespit edildiğini ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişlerdir. 3. Birleşen dava dosyasının davacıları ... ve ... dava dilekçelerinde; uygulama kadastrosu sırasında adlarına kayıtlı .... ....1 80... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin komşu aynı ada 3 ve 6 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Asıl ve birleşen dosyada davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve 2012/ 87... /140 Karar sayılı kararı ile, davaların kabulüne, 1 80... ve 5; 1 80... ve 7; 1 80... ve 7 parsellerin müşterek sınırının tesis kadastrosundaki sınır olarak uygulanmasına, 1 80... parsele 199,87 metrekare alanın eklenmesine, aynı parsele 6 parselden 1.189,75 metrekare alanın eklenmesine, 1 80... parsele 3 parselden 638,17 metrekare alanın eklenmesine, böylece 1 80... numaralı paselin 5.494,35 metrekare, 1 80... numaralı parselin 2.784,97 metrekare, 3 numaralı parselin 7.356,67 metrekare ve 5 numaralı parselin 8.448,69 metrekare yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09.12.2015 tarihli ve 2012/ 87... /140 Karar sayılı kararına karşı davacılar ... ve ... vekili ile ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.06.2021 tarihli ve 2018/3 47... /5092 Karar sayılı ilamı ile, ''...Mahkemece, uygulama kadastrosunun usulüne uygun şekilde yapılmadığı, bu nedenle tesis kadastrosu sınırlarına dönülmesinin uygun olacağı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, dava konusu 1 80... parsel sayılı taşınmazda davacılar ... ve müştereklerinin tam paylı malik olmadıkları, davacılar dışında taşınmazda başkaca paydaşlar da olmasına rağmen davada yer almadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece öncelikle davacı tarafa, dava sonucunda diğer paydaşların da hukukunun etkilenecek olması nedeniyle 1 80... parsel sayılı taşınmazın davada yer almayan diğer paylı malikleri olan ... ile ...’in davaya katılımını sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde aktif dava ehliyeti tamamlandıktan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. Diğer yandan mahkemece, esasa ilişkin olarak yapılan araştırma ve inceleme de hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan 1 80... ve 5 parsel sayılı taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanak asılları, taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosuna ait paftalar, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, ölçü krokisi ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu getirtilmemiş, yine taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle davacılar ... ve müştereklerine, 1 80... parsel sayılı taşınmazın, kendileri dışındaki diğer paydaşlar olan ... ile ...’in yöntemince davaya katılımlarını sağlamak üzere süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde aktif dava ehliyetindeki eksiklik giderildikten sonra amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için belirtilen eksik belgeler de ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "asıl dava dosyasının davacısının göstermiş olduğu sınırın ilk tesis sınırlarının belirgin olmaması ve 1954 tarihli hava fotoğrafında tespit edilen sınırın, davalı tarafından da savunulmuş olması bilirkişi raporunda bu sınırda yapılan çalışmanın mevzuata ve yönetmeliğe uygun olarak yapılmış olması nedeni ile davacıların iddialarını ispatlayamadıkları, ek raporda; 1 80... ve 6 numaralı parseller arasında bulunan sınırın 1954 tarihli hava fotoğrafında tespit edilen sınır ile güncelleme kadastrosundaki sınırların birbirleri ile uyumlu olduklarının belirtildiği, 1 80... numaralı parselde meydana gelen azalmanın 6 numaralı parsel ile bir ilgisinin bulunmadığı bilakis yüzölçümü noksanlığının 1 80... numaralı parsel ile ilgili olduğunun vurgulandığı, asıl dava dosyası yönünden davanın sübut bulmaması, birleşen dava dosyası yönünden ise sonuç olarak uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan 1 80... ve 5 numaralı parseller arasındaki sınırın 1954 yılındaki hava fotoğrafının incelenmesi sonucu ilk tesis sınırı ile uyumlu olmadığı anlaşıldığından doğru sınırın ise 15.06.2023 havale tarihli raporda krokide (C) harfiyle gösterilen 620.09 m²lik kısmın 1 80... numaralı parselden çıkartılarak 1 80... numaralı parsele eklenmesi durumunda 1 80... numaralı parselin alanı: 180/5+C =7810.52 m² + 620.09 m² = 8430.61 m², 1 80... numaralı parselin alanı: 180/3-C=7794.97 m² - 620.09 m² = 7174.88 m² olarak gösterildiği şekilde davacılara ait 5 numaralı parsele raporda (C) harfiyle gösterilen 620.09 metrekarelik alanın eklenmesi ile bu uyumsuzluğun giderileceği" gerekçeleriyle asıl dava dosyasının davacılarının davalarının reddine, 1 80... numaralı parselin uygulama kadastro tutanağında olduğu gibi tapuya tesciline, 1 80... numaralı parselin uygulama kadastro komisyon tutanağında olduğu gibi tapuya tesciline, davacıların davalarının kısmen kabulüne ve kısman reddine, 1 80... ve 1 80... numaralı parsellerin uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 1 80... numaralı parselin 7174.88 metrekare olarak tapuya tesciline, 1 80... numaralı parselin 8430,61 metrekare olarak tapuya tesciline, 1 80... numaralı parsele yönelik davalarının reddine, bu parsel ile ilgili olarak asıl davada hüküm kurulduğundan yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl dava dosyasının davacıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 1 80... ve 5 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki ilk tesis kadastrosu sınırında sabit zemin işaretleri bulunmadığının tespit edildiğini, birleşen dosya yönünden ilk tesis sınırının geçerli kabul edildiğini, bu hususun çelişki oluşturduğunu, sadece, 1954 hava fotoğrafına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, jeoloji raporuna göre taşınmazlar arasında sabit sınır olmadığının belirlendiğini, mahalli bilirkişi yaşlarına göre sınırları bilebilecek durumda olmadıklarını, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınır nedeni ile sürekli kavgalar çıktığını ve bu nedenle tel çit çekildiğini, uygulama kadastrosunda sınırın 7 parsel aleyhine oluşturulmasının hatalı olduğunu, birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 3 parseldeki kullanımın taraflar arasında 1981 tarihinde yapılan anlaşmaya uygun olduğunu, uygulama kadastrosu yapılana kadar davalıların bu duruma ses çıkarmadığını, 1 80... parselin yüzölçümünün hükümle ilk tesis kadastrosundan fazla olduğunu, bu şekilde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, yine birleşen dosya davacılarının dava dilekçelerinde 1 80... numaralı parselin de güncelleme kadastrosu ile yüzölçümünün arttığını ifade ettiklerini, bu beyanın asıl davada iddia edilen alanın bilirkişi raporunda da (A) harfiyle gösterilen alanın kendilerine ait olmadığının örtülü olarak kabulü anlamına geldiğini ve dava konusu taşınmazların yüzölçümü hesaplanırken bu durumun da göz ardı edildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dava dosyasının davacıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4799, K. 2026/2843, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4799-e-2026-2843-k-a0696b3dd997