Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2484 E. 2026/2865 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2484
- Karar No
- 2026/2865
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/296 E., 2020/48 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının bir kısım davacı ... asli müdahil vekili ile birleşen 1996/135 Esas sayılı dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Bir kısım davacı ... asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 17.126,14 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Eylül 319 yoklama tarihli ve 55 sıra numaralı tapu kaydının 1 30... numaralı parsellere uygulanması sonrası tapu kayıt miktar fazlası olduğu belirtilerek ve kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "(A) harfli ev .... oğlu ...'a, (B) harfli ev.... kızı ...'a, (C) harfli ev ... .... oğlu ...'e, (D) harfli ev ..... kızı ...'a, (E) harfli ev .....'na, (F) harfi ev .... kızı ...'a ve (G) harfli ev ....a, (H) harfli ev ... oğlu .......'e aittir" şerhleri verilmek suretiyle, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Asıl davada ve birleşen 1996/135 Esas sayılı dava dışındaki birleşen davalarda gerçek kişiler dava / müdahale dilekçelerinde; Hazine adına tapu kayıt miktar fazlası olarak tespit edilen .... Mahallesi dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın muhtelif yerlerine ilişkin tespitin iptali ile bu bölümlerin adlarına tescilini talep etmişlerdir. 3. Birleşen 1996/135 Esas sayılı davada davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.02.2000 tarihli ve 1996/134 Esas, 2000/24 Karar sayılı kararı ile, davacı ... İdaresinin sübut bulmayan davasının reddine, davacılar ..., ... ve ...'ın davalarının husumet yönünden reddine, davacıl ... ve arkadaşları ve diğer davacıların ve müdahil davacıların sabit olan davalarının kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 01.02.2000 tarihli ve 1996/134 Esas, 2000/24 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili ve birleşen dosyada davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.07.2007 tarihli ve 2007/2167 Esas, 20007/9676 Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dava konusu 152 parselin, komşu 1 30... sayılı parsellere uygulanan Eylül 1319 tarihli ve 55 sıra numaralı tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın öncelikle orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerektiği açıklanarak, orman sayılan bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi, orman sayılmayan kısmın ise tapu kaydının miktar fazlası olduğunun düşünülmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın hava fotoğraflarında açıklık alan olarak göründüğü, taşınmazın öncesinin orman olmadığı, Erdemli Kadastro Mahkemesini 1996/176 Esas ve 1996/192 Karar sayılı kararında esas alınan krokide bilirkişiler tarafından 82... orman sınır noktalarının yerlerinin hatalı tespit edilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın bir kısmının orman olarak göründüğü, bu bağlamda taşınmazın orman olmadığının kabul edildiği, dava konusu taşınmaza ve 1 30... parsel sayılı taşınmazlara dayanak Eylül 1319 tarihli ve 55 numaralı tapu kaydının uygulandığı, mahalli bilirkişi beyanlarına göre tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarı itibarıyla geçerli olup, tapu kaydının miktarının 3 dönüm olduğu, 1 30... parsel sayılı taşınmazların toplamda 3.000 metrekare yüzölçümünde olup, ayrıca dayanak vergi kaydının sınırları itibarıyla dava konusu taşınmaza uymadığı, bu bağlamda 152 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazda imar - ihyanın yapılmadığı, bu nedenle davacılar lehine zilyetlikle iktisap şartının gerçekleşmediği, buna bağlı olarak bir kısım davacılar tarafından diğer davacılara ve asli müdahillere yapılan satışların geçerliliğinin olmadığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar ve asli müdahiller lehine oluşmadığı" gerekçesiyle, asıl dava, birleşen davalar ve asli müdahil taleplerinin reddine, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın tespitteki yüzölçümü ve vasfıyla Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, asıl dosyada ..., ..., ... mirasçıları vekili, birleşen 1996/135 Esas sayılı dosyada davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2022/3855 Esas, 2025/1200 Karar sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş ve iş bu onama ilamına karşı, bir kısım davacılar ve asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacı / müdahiller lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Eldeki davanın konusu olan 1 02... parsel sayılı taşınmaz, komşu 1 30... numaralı parsellere uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğundan bahisle Hazine adına tespit edilmiş ve davacı ... İdaresi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, davacı / asli müdahil gerçek kişiler ise, lehlerine zilyetlike kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği iddiasıyla tespite itiraz etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davalar ile müdahillerin davalarının reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, mahallinde fen, ziraat, harita ve orman bilirkişilerinin katılımıyla yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan jeodezi ve orman mühendislerinin ortak raporunda, 1956, 1988, 19 90... tarihli hava fotoğrafları sadece taşınmazın orman vasfında olup olmadığı yönünden incelenmiş; ziraat mühendisi tarafından hazırlanan raporda ise, 1956, 19 88... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın ham toprak vasfında olduğu, çok az bir kısmında çalılıklar bulunduğu, yer yer taşlık ve kayalık olduğu, herhangi bir imar ve ihyanın yapılmadığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresinin tespiti açısından, hava fotoğrafı incelemesinin jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından yapılması gerekirken, hava fotoğrafı inceleme konusunda uzmanlığı bulunmayan ziraat mühendisi bilirkişisinin, uzmanlık alanı dışına çıkarak hava fotoğraflarını yorumlanması ve bu raporun İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Öte yandan; jeodezi ve orman mühendislerince hazırlanan rapor ekinde bulunan 19 60... tarihli memleket haritalarında, dava konusu taşınmazın üzerinde yapılar bulunduğu gözlemlenmesine rağmen, anılan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda, buna ilişkin herhangi bir inceleme ve tespitte bulunulmamış olması karşısında, taşınmazın evveliyatı hakkında tereddüt hasıl olmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı, komşu taşınmazlardan ayırıcı unsurlar olup olmadığını da açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak hükmün onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, bir kısım davacı ... asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davacı ... asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2022/3855 Esas, 2025/1200 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.