Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5218 E. 2026/3323 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5218
- Karar No
- 2026/3323
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/777 E., 2025/719 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2023/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 677 parsel sayılı 2.550 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 68... parsel numarasıyla 2.025,88 m² yüzölçümlü olarak ve tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 672 parsel sayılı 5.300,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 68... parsel 5.341,66 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 68... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kadastro çalışması sonucu 2.550 m² olan taşınmazının 2.025,88 m² olarak tespit edildiğini ve kadastro tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın eski yüzölçümü ile tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, güncelleme çalışmasının usul ve kanuna uygun yapılığını, davalının yasal hasım olması nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan keşifte taşınmazın yol ile olan sınırında an denilen yükselti olduğu, ancak diğer sınırında ise sabit olarak atfedilebilecek herhangi bir ayrım olmadığı gözlemlenmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporunda tesis kadastro paftasındaki sınır yerleri ile uygulama kadastro paftasındaki sınır yerlerinin birbirine yakın olduğu, ancak çakışmadığı görülmüştür. Dava konusu taşınmazın tesis kadastrosuna en yakın yıla ait olan 1972 yılı hava fotoğrafında komşu 11 parselle olan sınırının tesis kadastro paftasıyla uyumlu olduğu, uygulama kadastrosunda (11 parsel ile olan sınır yönünden) tesis kadastro paftasının esas alınması gerekirken sınırlandırma hatası yapıldığı anlaşılmıştır. Diğer sınırlar yönünden uygulama kadastrosunun yönetmeliğe uygun yapıldığı tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın 11 parselle olan sınırında uygulama kadastrosu yapılırken sınırlandırma hatası yapıldığı, olması gereken sınırın bilirkişilerce belirlendiği ve raporun dosya kapsamına uygun, hükme elverişli olduğu" gerekçesiyle davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 68... ve 11 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastro tespitinin iptaline, 26.09.2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporu ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 166,69 m²lik kısmın davalıya ait 11 parselden alınarak davacıya ait 1 68... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 1 68... parsel sayılı taşınmazın 2.192,57 m² yüzölçümüyle, 1 68... parsel sayılı taşınmazın 5.174,97 m² yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "istinaf incelemesine konu parsellerin davacıya ait 1 68... parsel ile davalıya ait 1 68... parsel arasındaki ortak sınıra ilişkin olduğu, uygulama kadastrosu sonucunda davacının taşınmazının yüzölçümünün 524,12 m² azaldığı, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tesis kadastrosunun 1972 yılında fotogrametrik yöntemle yapıldığı ve 1972 tarihli ve sonraki tarihli hava ve ortofolara göre tesis kadastro sınırının doğru olarak belirlendiği, davalı 1 68... parsel malikinin de zeminde ortak sınır olarak gösterdiği sınırın tesis kadastro sınırı ile bire bir çakıştığı ancak uygulama kadastrosunda tesis kadastrosunda belirlenen sınırın esas alınmadığı, hal böyle olunca adı geçen parseller yönünden tesis kadastrosu sırasında ölçü değerleri sonucu oluşan sınırlara değer verilerek, uygulama kadastrosunun tesis kadastrosuna uygun hale getirilmesine yönelik mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, çelişkili ve varsayıma dayalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf nedenlerinin incelenmediğini, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.