Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1690 E. 2026/1348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1690
Karar No
2026/1348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1273 E., 2025/228 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/764 E., 2020/619 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA 1-Asıl davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; davalı iş sahibi ile perde dikimi konusunda anlaştıklarını ancak iş sahibinin eksik ve ayıplı iş olduğu gerekçesiyle fatura bedelini ödemediğini, iş sahibi aleyhine yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini öne sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 2-Karşı davada davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde; yüklenici tarafından hazırlanan perdelerin sözleşmeye aykırı olarak sözleşmede yazılan markanın sahte etiketi basılarak hazırlandığını, ayıplı olduğunu, aluid ifa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ile sürerek sözleşme kapsamında ödenen bedelin tahsiline, sahte ürün nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece karşı dava tefrik edilmiş yargılama sırasında birleştirme kararı verilmiştir. Karşı davacı birleşen davacı sıfatını almıştır.

II. CEVAP Asıl davada davalı iş sahibi ve karşı davada davalı yüklenici vekili ayrı ayrı davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, bu hakkın kullanılmış olması nedeniyle yüklenicinin itirazın iptali davasına konu olacak bir alacağı olmadığı, iş sahibinin ayıplı malların Bakü'den Türkiye'ye geri getirilmesi nedeniyle ödenmiş olan navlun bedeli, yükleme bedeli ve KDV tutarı kadar maddi tazminata hak kazandığı, manevi olarak zarara uğradığı gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne maddi ve manevi tazminatın asıl davada davacı yükleniciden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, sözleşmeye konu perdelerin iadesi gerektiği, maddi olarak zarara uğradığı, manevi tazminatın şartları oluşmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm tesisine asıl davanın reddine, perdelerin yükleniciye iadesine, birleşen davanın kısmen kabulüne maddi tazminatın tahsiline, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Asıl davada davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; işin tamamlandığı halde sonradan değişiklik talep edildiğini, iş sahibinin ayıp ihbarı sürelerine uymadığını, delil tespiti yapılan ürünlerin kendi ürettikleri ürünler olmadığını, montaj eksikliği ve hurda bedelinin dikkate alınmadığını beyan etmektedir. 2-Birleşen davada davacı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde; perde dikimi işini başkasına yaptırdıkları için daha fazla maddi zarara uğradıklarını, sahte ürün kullanımı nedeniyle manevi zarara uğradıklarını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık asıl ve birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1.Birleşen davada davacı vekilinin temyizi bakımından; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, birleşen davada alacak miktarı ve dava değeri maddi tazminat yönünden 74.060,59 TL; manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalmaktadır.

2.Asıl davada davacı vekilinin temyizi bakımından; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin birleşen davada verilen kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2. Asıl dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın talep halinde asıl davada davacıya iadesine, Birleşen davada davacı vekilinin yatırdığı temyiz harcının talep halinde kendisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1690, K. 2026/1348, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1690-e-2026-1348-k-4ac41b996957