Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4541 E. 2026/5578 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4541
- Karar No
- 2026/5578
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2025/4 E., 2025/27 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 30... parsel sayılı 1.264,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 23.01.2015 tarihli ve 2006/977 Esas, 2015/7 Karar sayılı kararı ile davanın reddine taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/11467 Esas, 2017/7020 karar sayılı ilamı ile "... tüm tarafların gerçek sıfatları ile karar başlığında gösterilmesi, hükümde tarafların tüm delilleri toplanarak, iddia ve savunmanın kabul edilen ve ret edilen argûmanları gerekçeleriyle birlikte açıklanıp, açık, tereddüte yer bırakmayacak ve infaza olanak tanıyacak şekilde hüküm fıkrası oluşturulması gerektiği açıklanarak, infazı mümkün olmayacak ve kısa kararla çelişki oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının isabetsizliği..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 11.05.2022 tarihli ve 2022/132 Esas ve 2022/105 Karar sayılı kararı ile "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde yapılan keşifte mahalli bilirkişinin dava konusu yerin davalılara babadan dededen kaldığı, kendisini bildiğinden beri davalılar tarafından kullanıldığını, yerin çayır olarak kullanıldığını, üzerindeki otları biçtiklerini, ..., ... ve ...'in ölü olduğunu, mirasçıları arasında paylaşım olmadığını, hazinenin hakkı olmadığına dair kadastro tespiti ile uyumlu beyanda bulunmuş olması; kadastro tespitine aykırı sonuca ulaşılmadığından tespit bilirkişilerinin dinlenilmesinde yarar ve gereklilik bulunmadığının anlaşılması; mahkememizce yapılan gözlemde de etrafının çevrili olmadığı, doğu sınırında tel çepere dayandığı, güneyinden ark geçtiği, üzerinin otlarla kaplı olduğunun gözlemlenmiş olması; Orman Mühendisi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda taşınmazın eğiminin %6-%9 olduğu, üzerinde çayırlık ve yıllık otsu bitkiler bulunduğu, orman ağacı barındırmadığı, taşınmazın orman toprak ve muhafaza karakteri taşımadığı, taşınmazın öncesi ve şimdiki durumu itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirilmiş olması; Fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 09.10.2014 havale tarihli raporda parselin 1.264,48 metrekare olduğu belirtilerek krokisinde gösterilmiş olması; Jeoloji mühendisi tarafından tanzim edilen raporda taşınmazın dere yada taşkından etkilenmediği, olumsuzluk bulunmadığının bildirilmiş olması, ... bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda parselin etrafının açık olduğu, sınırlarının taş ile belirginleştirildiği, üzerinde sulama arkı olduğu, çayır bitkileri bulunan ve hayvan beslemek için otları biçilen çayırlık mahiyetinde olduğu, özel mülkiyete konu olabilecek mahiyette olduğunun belirtilmiş olması göz önünde bulundurulduğunda, parselin özel mülkiyete elverişli olduğu, orman vasfı taşımadığı, üzerinde tespit malikince daha önce otları biçilmek suretiyle kullanıldığı, sonrasında mirasçıları tarafından kullanılmaya devam edildiği, ekonomik amaca uygun kullanım bulunduğu, kadastro tespiti ile uyumlu mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda tespit maliki mirasçıları açısından senetsizden zamanaşımı ile kazanım koşullarının oluştuğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olmadığı kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 30... parsel sayılı 1.264,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 01.10.2024 tarihli ve 2023/1022 Esas, 2024/5444 Karar sayılı ilamı ile "...Kadastro hakimi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda Mahkemece yazılı şekilde tespit maliklerinden bir kısmının ölü olması nedeni ile miras hisselerine göre pay verildiği belirtilerek ve taşınmaz 5120 hisse kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Hükümde verilen payların toplamının ise 5280 olduğu sabittir. Bu şekilde pay payda eşitliği sağlanmadan karar verilmesi hükmün infazını imkansız kılmıştır. Açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmasına ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Mahkememizin 2022/132 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın Dairemizin 2023/10 22... /5444 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma sonucunda dosya yeniden esasa alınmış ve Mahkememizin 2025/4 Esası üzerinden yapılan yargılamaya devam edilmiştir. Bozma kararında kadastro hakiminin doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar verme zorunluluğu hatırlatılarak taşınmazın 5120 hisse kabul edilerek hüküm kurulduğu ancak hükümde verilen payların toplamının ise 5280 olduğu belirtilmiştir. Pay payda eşitliği sağlanarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kadastro tutanağı uyarınca 1/8 pay ise ... (...), ..., ..., ..., ... (her birisi yönünden 1/40 pay kabul edilmiştir), 1/8 pay ..., 6/8 ... adına olduğu görülmekle tamamı 8960 pay kabul edilmekle 224 pay ... (...) mirasçılarına, 224 pay ...'e, 224 pay ...'e, 224 pay ...'e, 224 pay ...'e, 1120 pay ... mirasçılarına, 6720 pay ise ... mirasçılarına paylaştırılarak hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 30... parsel sayılı 1.264,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın çayır vasfıyla karar yerinde belirtilen pay oranlarıyla davalılar ve mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.