Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5790 E. 2026/4989 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5790
Karar No
2026/4989
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/316 E., 2018/121 K.

Mahkemece verilen karar, davacı Hazine vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından duruşma istemiyle temyiz edilmiş ise de duruşma için gerekli masraf yatırılmadığı anlaşılmakla duruşma isteğinin reddine karar verilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kadastro sonucu, Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 205, 2 09... parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle davalılar adına tespit ve tescil edilmiş; 205 nolu parselin tamamı ile 210 nolu parselin bir kısmı imar uygulamasına tabi tutulmuş; 205 parsel; 9 91... ila 9, 9 99... ila 7, 10 00... ila 5, 10 01... ,2,3 parseller olmuş; 210 nolu parsel; 5 87... ,2,3,4, 5 88... , 5 89... , 5 90... , 5 91... , 5 92... , 5 93... olmuş, geri kalan kısımlar da 14 01... parsel numarasını almıştır.

Davacı Hazine vekili; dava konusu 205, 2 09... parsel sayılı taşınmazlara kadastroda revizyon gören tapu kaydının gayri-sabit sınırlı olmasına karşın miktar fazlası ile birlikte davalılar adına tescil edildiğini, fazlalığın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek kayıt miktar fazlasının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.

Bir kısım davalılar, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.04.19 98... /46 99... /5417 Karar sayılı kararı ile; davalıların tutundukları davalılar adına tespit edilen taşınmazlara uygulanan Teşrini Sani 930 tarih ve 4 sıra nolu tapu kaydının yol-dere-arı deresi şeklinde üç sınırlı olduğu, diğer 4. sınırın açıkta kaldığı, eylimli durumda da o yönde cebel bulunduğu anlaşıldığından kaydın 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca genişletilebilir ve değişebilir nitelikli sınırları havi bulunması sebebiyle kapsamının miktarı ile geçerli olacağına değinilerek kayıt miktarı kadar yerin değişmez sınırlardan başlayarak belirlenmesi ve krokisinde işaretlenmesi, miktar fazlası bakımından da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı ve ihya yoluyla iktisap koşullarının davalılar yararına oluşup oluşmadığının araştırılması ve incelenmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair verilen karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.02.20 08... /9580 Esas, 2008/1587 Karar sayılı kararı ile, Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma kararında öngörüldüğü şekilde bir araştırma ve uygulama yapılmadığı, taraf yararına ... usuli kazanılmış hak gözardı edilerek kaydın sabit sınırlı olduğu kabul edilip karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılara ait tapu miktarı 1402 parsel içinde (A) harfi ile gösterilen 5.433, 08... 'lik kısma tekabül ettiği, kalan kısımların kök tapu kaydının miktar fazlası olduğu, kalan kısımlarda davalıların kadime dayalı zilyetlikleri olmadığı, imar-ihya durumunun da mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 1402 parselde (A) harfi ile gösterilen kısım dışında kalan kısım ile 5 90... , 5 92... , 5 93... , 5 89... , 5 88... , 5 87... , 14 01... parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulüne, tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline, 9 98... , 2, 3, 7 parseller, 9 91... , 2, 8, 9 parseller, 10 00... , 3, 4, 5 parseller ve 10 01... , 2, 3 parsel sayılı taşınmazların dava dışı şahıslar adına tapuda kayıtlı oldukları gerekçesiyle bu parsellere yönelik açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş ise de bozma kararının gereklerine riayet edilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Bozma kararında öncelikle tapu kayıt miktarı kadar yerin belirlenmesi ondan sonra kalan kısım için davalılar lehine kadastro tespit tarihine kadar olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik nedeni ile tescil koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği belirtildiği halde davalı taraf yönünden belgesiz zilyetlik yolu ile edinilebilecek miktar üzerinde durulmamış, taşınmazın evveliyatını, kullanım süresini ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu göz önünde bulundurulmaksızın ve araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü ve mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden temin edilmeli, dosya bu şekilde ikmal edilmelidir.

Bundan sonra mahallinde, dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köyde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulu ve jeodezi mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Keşifte, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte başladığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetliğin 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı;

Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların eğimini, niteliğini, toprak yapısını, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihya edilip edilmediğini, imar-ihya edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların tüm sınırlarını gösterir mahallinde çekilen fotoğraflar eklenmeli;

Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine ortofoto görüntüleri ile uydu fotoğrafları ve hava fotoğrafları tevdi edilerek çekişmeli taşınmazları tüm görüntüler üzerinde göstermesi, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik olarak rapor alınmalı;

Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmelidir.

Bundan ayrı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanun'da yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak tespit malikleri olan davalılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış zilyetliğe dayalı tescil davaları olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve ekleri ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil davalarına ait dava dosyalarının ait olduğu mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamalar yönünden göz önünde tutulması, ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetli değildir.

Davacı Hazine vekili ve bir kısım davalılar vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden bir kısım davalılara iadesine, Dosyanın Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5790, K. 2026/4989, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5790-e-2026-4989-k-204bc786e13e