Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4370 E. 2026/2489 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4370
- Karar No
- 2026/2489
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Daires SAYISI : 2023/1647 E., 2025/694 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/15 E., 2023/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 36... parsel sayılı 5.775,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/65 Esas numaralı dosyasında davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak, beyanlar hanesine, ''iş bu parsel üzerinde bulunan narenciye ağaçlarının ... oğlu ... tarafından dikildiği'' şerhi yazılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sundğu dava dilekçesinde; ...ilçesi ...mevkinde bulunan, doğusu 1 36... parsel ve 1 36... parsel, batısı ark ve boşluk, kuzeyi 1 36... parsel ve 1 38... parsel, güneyi ... tarlası ile çevrili yaklaşık 7 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın, 1952 - 1954 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığını, müvekkili olan davacının ziraata elverişli olmayan taşınmazdaki taşları atıp, dikenleri temizleyerek taşınmazı imar - ihya ederek ziraata elverişli hale getirdiğini, yıllarca taşınmazın bostan, arpa, buğday ve mısır ekilerek kullanıldıktan sonra 1980 yıllarında narenciye bahçesi haline getirildiğini, içerisinde halen narenciye ağaçlarının bulunduğunu, taşınmaz içerisinde yaklaşık olarak 250 adet narenciye ağacı bulunduğunu, tapusuz taşınmazın 50 yıldan fazla süredir öncesinde murisleri ve sonrasında müvekkili tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla tarım arazisi olarak kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II.CEVAP 1. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi 2. bendinde belirtilen taşınmazlardan olmadığını, Muğla Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararıyla Muğla Büyükşehir Belediyesine devredilen taşınmazlar arasında yer almadığını, dava konusu taşınmazın tescil harici olmakla birlikte 63 60... sayılı Kanun kapsamında Belediyenin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunan taşınmazlardan olmadığını, ileri sürerek, ... yönünden davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını, tarım arazisi olmadığını, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, Köyceğiz Milli Emlak Şefliğine ecrimisil ödediğinin tespit edildiğini, imar planı kapsamında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle kazanılamayacağını, ileri sürerek, davanın reddiyle dava konusu taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ''davaya konu ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 36... parsel sayılı taşınmazın 1954 yılındaki tapulama çalışmalarında taşlık vasfıyla tescil harici bırakıldığı, komşu parsel tutanaklarının ilk tesis kadastrosunda düzenlenen tapulama tutanaklarının davaya konu taşınmazın yönünü taşlık olarak nitelendirildiği, teknik bilirkişisi heyeti tarafından taşınmazın ilk tesis kadastro paftasında taşlık olarak belirtilen bölümde yer aldığının tespit edildiği, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın gri renkli alanda görülmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, dereden kazanılan bir yer olmadığı, özel mülke konu olabilecek yerlerden olduğu, içerisinde bulunan taşların temizlenmesi ve sonrasında narenciye üretimi yapılarak taşınmazın emek ve masraf harcanarak 1996 yılında imar-ihyasının tamamlandığı, imar-ihyanın tamamlanmasından itibaren davacı ... tarafından malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız 20 yıllık zilyetlik süresinin dava tarihi olan 2020 yılına kadar tamamlandığı, davacının daha önce aynı çalışma alanında belgesizden herhangi bir kazanımının olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 1 36... parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 17.ve 14. maddeleri uyarınca davacı lehine mülkiyet edinme şartlarının oluştuğu'' gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 1 36... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarla vasfıyla 5.775,60 m² yüzölçümlü olarak davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, ''dava konusu edilen taşınmazın davacı tarafından dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır tarım arazisi olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı, imar-ihya faaliyetleri tamamlanan taşınmazda davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği'' gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, yargılama sırasında cevap ve itirazların yeterince dikkate alınmadığını, hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişisi raporu esas alınarak karar verildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde imar-ihyanın tamamlandığı tarihi ve sonrasında sürdürülen zilyetliğin süresinin tespit yönünden karar vermeye yeterli bulunmadığını, dava tarihinden 15, 20, 25 yıl önce çekilen hava fotoğrafları ve memleket haritaları eşliğinde, dava konusu taşınmazın hangi tarihten beri kim veya kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı, maddi olaylara dayalı olarak saptanmadığı, yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve sicil kayıtları, kadastro tespitleri dayanaklarını oluşturan kayıtlar ile denetlenmediğini, hava fotoğraflarının steoroskopik olarak incelenmesi ve elde edilecek üç boyutlu görüntülerin değerlendirilmesi ile sürüm ve ekim izleri, kullanım şekli, üzerindeki bitkilerin yaş, sayı, konum ve görünümleri ile imar-ihya yönünden gözetilecek diğer ölçüler değerlendirilerek, dava konusu taşınmaz üzerindeki imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı ile tamamlanmış ise tamamlandığı tarih konusunda hükme esas olacak, tüm hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile dava konusu bölümü çakıştırmalı şekilde gösteren dava konusu taşınmazı tespit edilecek durumlara göre pafta üzerinde çakıştırmalı şekilde gösteren şekilde bilirkişisi kurulundan davaya konu taşınmazın üzerindeki faaliyetin imar-ihya olup olmadığı ile imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, dava tarihi itibariyle tarımsal niteliğini gösteren, eğim, toprak yapısı, bitki örtüsü ve bitki deseni yönlerinden komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren ve dava konusu taşınmazın zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığım irdeleyen, değişik yönlerden çekilen dava konusu taşınmazın geometrik durumu işaretlenmiş fotoğraflarla desteklenmesi gerekli ayrıntılı raporun alınması ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile itirazlar da dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, imar planının kesinleşme tarihi itibariyle yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılmadığını, zilyetliğin ne zaman başladığının, ekonomik amaca uygun olup olmadığının, kesintisiz ve nizasız olup olmadığının vs. hususların yeterince araştırılmadığını, dava konusu parsele komşu parsellerin tapu kayıtlarının ve dayanaklarının, bu taşınmazlara ilişkin vergi kayıtlarının getirtilerek keşif mahallinde uygulanmadığını, bu kayıtların ilgili yönlerinin dava konusu parseli gösterip göstermediğinin yöntemince araştırılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına aktarılan dava tarihine kadar zilyetlik iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.