Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4200 E. 2026/2313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4200
- Karar No
- 2026/2313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/950 E., 2025/992 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/102 E., 2023/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1 33... ve 1 43... parsel sayılı sırasıyla 4.600, 00... .350,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı ada ve parsel numarasıyla ve sırasıyla 4.239, 48... .446,11 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait 1 33... ve 1 43... parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün eksik belirlendiğini ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 1 33... parsel yönünden düzenlenen bilirkişi raporunda ilk tesis kadastrosuna ait pafta ile güncelleme sonrası sınırların parsel ve ada bazında düzenlenen kroki ile değerlendirildiği, ilk tesis tapulama tarihine yakın 1981, 1992 tarihli hava fotoğrafları ve 2015 yılına ait güncel uydu fotoğrafı üzerinde kroki düzenlenmek suretiyle inceleme yapıldığı, rapor içeriği ve düzenlenen krokiler değerlendirildiğinde 1 33... parsel sayılı taşınmazın pafta ve güncelleme sınırlarının uyumlu olduğu görüldüğünden güncelleme çalışması sonucunda yüzölçümlerinin arttığı belirtilen diğer komşu taşınmazların yüzölçüm artışının dava konusu taşınmazdan kaynaklanmadığı, zira ada ve parsel bazlı olarak çakıştırma yapılan krokilerde sınırların birbirleriyle örtüştüğü, mahalli bilirkişi beyanlarıyla da uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, pafta ile güncelleme çalışmasındaki söz konusu farklılık, raporda belirtildiği üzere ilk tesis kadastrosunda kullanılan ölçü tekniği ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yeteriz oluşundan kaynaklanmaktadır. Dava konusu 1 43... parsel saylı taşınmaz yönünden ise, bilirkişi raporunda ilk tesis kadastrosuna ait pafta ile güncelleme sonrası sınırların parsel ve ada bazında düzenlenen kroki ile değerlendirildiği, ilk tesis tapulama tarihine yakın 1981, 1992 tarihli hava fotoğrafları ve 2015 yılına ait güncel uydu fotoğrafı üzerinde kroki düzenlenmek suretiyle inceleme yapıldığı, rapor içeriği ve düzenlenen krokiler değerlendirildiğinde pafta ve güncelleme sınırlarını genel olarak birbiriyle örtüştüğü görülmektedir. Keza, dava konusu taşınmazın yüzölçümü güncelleme çalışması öncesinde 3.350,00 metrekare iken, güncelleme çalışması sonrasında 3.446,11 metrekare olarak belirlenmiştir. Davacı taraf, iki sıra fındıklığın güncelleme çalışmalarında tespit edilen sınır dışında kaldığı belirtmişse de, belirtilen alanın zeminde ölçümü yapılmış olup, bilirkişi raporuna ek krokilerde bu alanın 35, 36... parsellerde kaldığı görülmektedir. Aynı zamanda, pafta ve güncelleme sınırlarının üst üste çakıştırılmasında sınırların birbirleriyle örtüştüğü, ancak 2015 yılı uydu fotoğrafına göre belirtilen iki sıra fındıklığın, dava konusu taşınmazın sınırların, 35, 36... parsel sayılı taşınmazlara doğru kayması ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, uygulama kadastrosu ile uygulama niteliğini kaybeden tesis paftasının yeniden mevcut verilere göre düzeltilerek uygulanabilir hale getirilmesi sağlandığından, pafta sınırları haricinde oluşturulan iki sıra fındıklığın fiili durumuna göre yeni sınırlar oluşturulması mümkün olmadığı gibi, uygulama (güncelleme) çalışmalarının amacı mülkiyet uyuşmazlıklarını da çözmek değildir. Bu nedenlerle, uygulama (güncelleme) çalışmaları mevzuat hükümlerine uygun yapıldığı anlaşıldığından, davacının sübut bulmadığı" gerekçesiyle davasının reddine, 1 43... ve 1 33... parsel sayılı taşınmazların kadastro güncelleme tutanaklarındaki tespit gibi tapuya tescillerine şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak yapıldığı anlaşılmakla, istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler (ve kamu düzenine ilişkin nedenler) ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı " gerekçeleriyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olan taşınmazların müvekkili tarafından 45 yıldan fazla süredir kullanıldığını, her ne kadar taşınmaz metrekaresi yükselmiş gibi gözükse de 1 43... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının bir kısmının taşınmaz sınırları içerisine alınmadığını, 1 33... parsel sayılı taşınmazının ise yüzölçümünün azaldığını ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.