Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4090 E. 2026/2292 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4090
- Karar No
- 2026/2292
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/352 E., 2025/1000 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/112 E., 2024/532 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 846 parsel sayılı 880,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 85 95... parsel numarasıyla ve 761,28 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın babadan intikal ettiğini, 880,00 m² iken daha sonra 761,28 m² olarak belirlendiğini, güney kısmında bulunan duvarın zamanla zarar görmesi neticesinde yıkılarak yeniden yapılmış olması karşısında yeniden ölçümle sınırın değiştirildiğini ileri sürerek, taşınmazın önceki haliyle 880,00 m² olarak tespitini talep etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda bulunan mesahanın iptali istemiyle Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/865 Esası ile dava açıldığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davacıların davasını ispatlaması gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı dava olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin ... Başkanlığı sınırında olduğunu ve kendilerinin husumetinin mevcut olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacıların olağanüstü zamanaşımı yoluyla yeri kazanma şartlarını ispatlaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 4. Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, taşınmazın sınır değişikliğinden değil hesaplama yönteminden dolayı azaldığını, davacıların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanma şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Fen bilirkişileri tarafından hazırlanan krokilerde 19 54... tarihli hava fotoğraflarındaki kullanım sınırı ile fiili kullanımın güncel kullanım sınırlarına uygun olduğu ve hava fotoğraflarında kullanımın net şekilde görüldüğü, taşınmazın doğu ve kuzey kısmında sabit sınır niteliğinde duvar bulunduğu ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında bu sınırların sabit olduğunun beyan edildiği, yine güney sınırında duvar olduğu, bu sınırda uygulama kadastrosundan önce sadece yaya veya hayvanla geçilecek şekilde dar bir yol olduğu ve bu kısmın ekilip biçildiğinin tanıklar ve mahalli bilirkişiler tarafından ifade edildiği, bu kısımdan uygulama yapılarak yol geçirildiğinde bu kısımdaki duvarın kısmen çöktüğü ancak aynı yere tekrar yapıldığı, yol ile davacılara ait olup ekili dikili olan kısım arasında keşif sırasında çekilen fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere yaklaşık 3 m kot farkı olduğu, taşınmazın eski 845 parsel, yeni 8 95... parsel ile sınır olan batı sınırının ise yine tanık, mahalli bilirkişi ve 845 parselin sahibi ...un beyanına göre değişmediği ve bu sınır yönünden herhangi bir ihtilaf olmadığı, taşınmazın tüm sınırları nazara alındığında anlaşmazlık konusu olan tek sınırın taşınmazın güneyinde kalan sınır olduğu ve bu kısımda 40-45 yaşlarında ceviz ağacının bulunduğu, bu itibarla bu kısmın imar uygulaması yapılıp yol geçtikten sonra eski sınır ileriye taşınarak bu kısmın taşınmaza dahil edilmesinin söz konusu olmadığı, ilk tesis kadastrosunda bu kısım 846 parsel malikleri tarafından kullanılmasına rağmen 849 parsel içinde kaldığı, eski 8 46... parsellerin yer aldığı 8 ve 9 numaralı paftalar birlikte değerlendirildiğinde de bu kısmın ölçü hatası yapılarak 849 parsel içerisinde bırakıldığının anlaşıldığı, 22/2-a güncelleme çalışmaları öncesinde ise dava dışı eski 849 parsel sayılı taşınmaz Erkilet Belediyesi Encümeninin 08.11.2002 tarihli ve 2002/44-2 sayılı kararı ile imar uygulamasına tabii tutularak ifrazen 5 07... adalarının oluşturulduğu ve buna göre hazırlanan ifraz haritasında 849 parsel ile davaya konu taşınmazın arasındaki sınırın takeometrik ölçü değerlerine göre oluşturulan ve paftasına tersimatı yapılan sınırın esas alındığı ve 9 numaralı paftasından sayısallaştırılarak elde edilen sınırların ifraz haritasında kullanıldığı, bu itibarla ifraz haritasının yapılan değerlendirmesinde, eski 846 sayılı parselin komşu 849 parselle arasındaki ortak sınırının, tesis kadastro çalışmaları esnasında ölçü ve tersimat hatası yapılarak oluşturulmuş olması, hata giderilmeden ve fiili kullanım sınırları kontrol edilmeden ifraza konu edilmiş olmasıyla da, 849 sayılı parsel içerisinde kalan ve dava konusu taşınmazın fiili kullanımındaki (A) harfiyle gösterilen kısım hazırlanan ifraz haritasında, İlçe Belediyesi sorumluluğunda bulunan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 7 m genişliğindeki yol olarak planlanan kısım içerisinde kaldığı, bahse konu yolun fiilen tesis kadastro çalışmalarında mevcut olmadığı her ne kadar krokide kırmızı çizgi ve (A) harfiyle göstertilen kısım ifraz haritasına göre paftasında yol olarak terk edilen kısım içerisinde kalsa da bu kısım fiili kullanımda halen eski 846 parsel kullanımında ve yüksek duvarla çevrili bağ niteliğinde alan olduğu, bu itibarla ilk yapılan tesis kadastrosunda ölçüm ve tersimat hatası yapıldığı, bu hatalı uygulama imar uygulaması sırasında fark edilmeyerek fiilen davacılar tarafından kullanılan ve halen davacıların kullanımında olan bilirkişilerce hazırlanan krokilerde (A) harfiyle gösterilen kısmın yol olarak bırakıldığı, 22/2-a uygulamasında da yapılan bu hatalı uygulamanın devam ettiği, bu itibarla krokilerde (A) harfiyle gösterilip sabit sınırlar içinde kalan ve güneyinde yol kısmında kalan sınırı dışında başka sınır ihtilafı olmayan davacıların tespit kadastrosundan önceki tarihlerden beri davacılar tarafından kullanıldığı, bu sınırla ilgili tespit kadastrosundan önce ve sonra yine ifraz işlemleri sırasında güney sınırındaki komşusu olan 846 parsel ile herhangi bir nizalarının bulunmadığı, her ne kadar güney sınırından imar uygulaması ile güney sınırından yol geçirilmişse de mevcut ifraz krokisinin ve yenileme krokisinin zemindeki kullanım durumu ile uyuşmadığı, dava dilekçesinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılmış olmakla birlikte, yargılama sırasında uyuşmazlığın taşınmaza komşu yoldan kaynaklandığı" gerekçesiyle davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer dahili davalılar yönünden davanın kabulüne, 21.05.2024 tarihli raporun ekinde yer alan krokide (A) harfiyle gösterilen 133,74 m²lik kısmın dava konusu taşınmaza tevhidine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı dahili davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Harita mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu paftası, ifraz haritası, 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftası ile tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda, dava konusu eski 846 sayılı parselin sınırlarının tesis tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarında açık bir şekilde görüldüğü ve tesis kadastrosu sırasında takeometrik yöntemle ölçülerek belirlenen ve 9 numaralı kadastro paftasına tersim edilen dava konusu taşınmaz sınırlarının fiili kullanım durumunu yansıtmayıp taşınmazın güney sınırının düz bir hatla kesildiği, bu nedenle de dava konusu edilen taşınmaz bölümünün dava dışı eski 849 parsel içerisinde bırakıldığı, bu itibarla ilk yapılan tesis kadastrosunda ölçüm ve tersimat hatası yapıldığı, bu hatalı uygulamanın imar uygulaması sırasında fark edilmeyerek krokide (A) harfiyle gösterilen kısmın yol olarak bırakıldığı, tesis kadastrosunda yapılan hatalı sınırlandırma ve ölçü işleminin, 22/2-a kadastro güncelleme çalışmalarında ifraz haritasına bağlı kalınarak düzeltilmediği, İlk Derece Mahkemesince tespit edilen yeni sınırın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın evveliyatın Hazine ile ilgisi olmadığını, Hazine aleyhine yargılama giderinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Kocasinan Belediyesinin sınırlarında olduğunu, kendileri ile ilgisi olmadığını, husumetten reddi gerektiğini, müvekkili idarenin yol ile ilgili bir sorumluluğunun olmadığını, aleyhe yargılama giderinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasını ispat edemediğini, husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, uygulama kadastrosunun idare ile ilgisi olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden dahili davalılar ... Başkanlığı ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığından ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.