Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4022 E. 2026/2201 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4022
- Karar No
- 2026/2201
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3205 E., 2025/897 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... (....) vekili dava dilekçesinde; davalı vakıf yöneticilerinin 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10/1-c maddesi kapsamında ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğrattıkarı gerekçesi ile davalıların öncelikle 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca geçici olarak görevden uzaklaştırılmalarını ve vakfın kayyımca yönetilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (c) bendi uyarınca görevden alınmalarını talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın vakıf tüzel kişiliğine açılması gerektiğini, dava açılan vakıf yöneticilerinin 2015 yılı Temmuz ayı içerisinde istifa ettiklerini, yeni yönetim kurulu oluştuğunu, yeni yönetim kurulunun ... Genel Müdürlüğüne sunulduğunu, kaydının yapıldığını, davalıların vakfı temsil noktasında bir görevlerinin kalmadığını açıklayarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli ve 2016/33 Esas, 2016/449 Karar sayılı kararı ile davaya konu .....Hizmet Vakfının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılmış olması karşısında tüzel kişiliğinin sona erdiği, temsilinin de söz konusu olmadığı, kapatma kararı ile birlikte vakıf yöneticisi olanların görevleri de sona erdiği, ayrıca davalıların anılan vakfın yönetiminden istifa ettikleri, yeni yöneticilerin belirlenerek bildirildiği, davalıların vakıf tüzel kişiliğini temsil edecek herhangi bir konum ve sıfatlarının bulunmadığı, dolayısı ile davacının, davaya konu taleplerinin konusu kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ...'ın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli kararıyla davaya konu ..... Vakfı'nın 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatıldığı, daha sonra 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 29.10.2016 yayım tarihli 6949 sayılı Kanun ile yasalaştığı, buna göre davaya konu vakfın kanun ile kapatılmış olduğu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesine göre davanın konusuz kaldığı yönündeki tespit doğru ise de; bunun sonucunda davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bu yönden davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, dava tarihi itibarı ile davacının dava açmakta haklı olduğu, zira kanun ile dava konusu vakfın suç örgütü kapsamında değerlendirilerek kapatıldığı, buna göre davalıların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmaları gerektiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ... vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında; davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, davalıların davanın açılmasına sebep oldukları gerekçesi ile de davacı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli kararının davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2019 tarihli ve 2018/11311 Esas, 2019/11192 Karar sayılı ilamı ile 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinin 2. paragrafında, ''görevinden alınan vakıf yöneticilerinin Meclis üyesi olamayacağı ve beş yıl süreyle aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacağı, ayrıca ikinci fıkranın (c) ve (e) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticilerinin başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılacağı ve beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacağı'' hükme bağlandığından; mahkemece; yargılamaya devamla görevden alınmaları istenilen vakıf yöneticilerinin vakfı zarara uğratıp uğratmadıklarının tespiti ile sözü edilen maddedeki cezanın uygulanması gerekip gerekmediğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince 14.12.2020 tarihli ve 2020/381 Esas, 2020/936 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davalıların vakfı zarara uğratıp uğratmadıkları hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın vakfın, 667 Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılması karşısında 5737 sayılı Kanun'un 10/1-c ve d maddesinde düzenlenen aykırılıklar yönünden vakıf yöneticileri hakkında aynı Kanun'un 10/2. maddesi gereğince yaptırım uygulanması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10/c maddesini ihlal ettiklerinin tespitine; davalıların 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile hiçbir vakfın yönetim ve denetim kurulunda görev alamayacaklarına, meclis üyesi olamayacaklarına; dava konusu vakfın, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararmane kapsamında kapatılmış olması karşısında geçici olarak görevden uzaklaştırma ve vakfın kayyumca yönetilmesi yönünde tedbir kararı verilmesi istemleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli kararının davalılar... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/1365 Esas, 2023/334 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş ise de gereğinin yerine getirilmediği, Dairemizin 11.12.2019 tarihli ve 2018/11311 Esas, 2019/11192 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda görevden alınmaları istenilen vakıf yöneticilerinin 5737 sayılı Kanun'un 10/2-c bendi kapsamında ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğratıp uğratmadıklarının tespiti ile sözü edilen maddedeki cezanın uygulanması gerekip gerekmediği hususunda gerekirse vakıf kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması, davalılar hakkında ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğratma fiilleri dolayısı ceza yargılamasına konu dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ikince defa bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak dava konusu Edremit Hayır İşleri Hizmet Vakfının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan ... arasında bulunduğu ve tüzel kişiliğinin sona erdiği, temsilinin söz konusu olmadığı, buna göre, vakfın kayyum tarafından yönetilmesi ve vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılması yönündeki taleplerin konusuz kalmaları nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, vakıf yöneticileri hakkında 5737 sayılı Kanun'un 10/2-c. maddesi kapsamında açıklanan yaptırımın uygulanıp uygulanmayacağı yönünden yapılan değerlendirmede, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/17 Esas ve 2020/202 Karar sayılı ilam içeriği ve 14.10.2024 tarihli heyet raporu gereğince vakıf yöneticilerinin ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğratmadıkları saptanmış olduğundan, yargılamalar sırasında davalı ...'ın 11.04.2024 tarihinde vefat etmiş olduğu gözetilerek, onun yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden, şartları oluşmayan istemin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davalıların müfettiş raporunda ayrıntılı belirtildiği üzere ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğrattıklarını, usul ve kanuna aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı vakıf yöneticilerinin ağır ihmal ve kasıtlı fiilleri ile vakfı zarara uğrattıkları iddiası ile 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında görevden alınmaları istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 5737 sayılı Kanun'un 77/2. maddesi (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca ... Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.