Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1383 E. 2026/1880 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1383
- Karar No
- 2026/1880
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1383 KARAR NO : 2026/1880
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2026 NUMARASI : 2026/190 Esas 2026/274 Karar DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 15/09/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/190 Esas 2026/274 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında, .... Mahallesi,.... Sk..No:...., D:... Balçova/İzmir adresinde bulunan taşınmaza yönelik 01/05/2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, 01/05/2022 tarihinde yeni başlayan kira döneminde de yasal kira artışını az bulan davalının yeni dönem başlangıcından itibaren müvekkilinin mecuru boşaltması için taciz etmeye başladığını ve en son olarak da Urla 2. Noterliği 31/10/2022 tarih 13290 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 03/11/2022 tarihinde ihtiyaç nedeniyle mecuru tahliye etmesini bildirildiği, ihtarname sonrasında İzmir 19. İcra Müdürlüğü 2022/13962 Esas sayılı dosyası üzerinden tahliye talebiyle icra takibi başlatıldığını ve bu dosyanın İstinaf aşamasında olduğunu ve bunların yanı sıra 04/07/2022 tanzim ve 12/10/2022 ödeme tarihli 30.000,00-TL bedelli senedi İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2022/13582 Esas sayılı dosyası ile de kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, bahsi geçen senedin ödeme günü, tanzim tarihi, hamilin adı ve ödeme miktarı ayrı bir harf ve yazı karakteri ile farklı kalemler sonradan doldurulduğu ve müvekkilinin eli ürünü olmadığını ve bu hususta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/185147 sayılı soruşturma dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili ile davalı arasında kira ilişkisi dışında başkaca bir ilişki bulunmadığını belirterek İzmir 19. İcra Müdürlüğü 2022/13582 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Açılan davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olması gerektiğini, verilen ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunu, ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, bu davada basit yargılama usulü geçerli olacağından davacı tarafça sonraki açıklamalara muvafakatlerinin bulunmadığını, açılan davanın Türk Medeni Kanununun m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, soyut borç ikrarı içerdiğini, davalı tarafça senetle ile ispatı gerektiğini, İcra Ve İflas Kanunu M.72 kapsamında ihtiyati tedbir dolayısıyla uğranılan zararların tazminine karar verilmesi gerektiği, bononun borçlu tarafından düzenlendiği kesin delil ile ispatlı olduğu, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu işlendiği, HMK 329 kapsamında kötüniyetli dava sebebiyle para cezasına hükmedilmesinin talep edildiği, açıklanan nedenlerle mahkemenizce tesis edilen icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının ivedilikle kaldırılmasına, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olması sebebiyle davanın görevsizlik sebebiyle reddine, İcra dosyası kapak hesabı üzerinden en az %20 olarak tespit edilecek zararının davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine, HMK m.329 kapsamında davacıya disiplin para cezası uygulanmasına, davanın esasına geçilmesi halinde, davacının borçlu olması sebebiyle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesi ile birlikte arabuluculuk son tutanağını sunmadığı anlaşılmakla, davacıya arabulucuk son tutanağını mahkememize bir hafta içerisinde sunması için tebligat çıkarıldığı, davacı vekiline 10/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin sunduğu 17/03/2026 tarihli dilekçe ile 10/03/2026 tarihinde arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, arabuluculuk faaliyetlerine devam edildiğini bildirmiş; daha sonra 27/03/2026 tarihli dilekçe ile tarafların anlaşmaya varamadığına dair 27/03/2026 tarihli arabuluculuk son tutanağını sunduğu anlaşılmıştır. Dava şartı medeni usul hukukuna ait bir kurumdur. Bunun amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek; böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartları dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit ederse davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hâkim tarafından re'sen gözetilir. 6100 sayılı HMK’nun 114/1. maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış ve yine HMK'nın 114/2. maddesi gereğince diğer kanunlarda sayılan dava şartlarına da atıfta bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/20 maddesi):"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır..." şeklinde getirilen düzenleme ile arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir. Öte yandan 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş, değişikliğin 01/09/2023 tarihinde yürürlüğüne gireceği düzenlenmesi getirilmiştir (m.43/a). Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda; davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, UYAP kayıtlarına göre davanın (görevsiz mahkemede) 14/04/2025 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle davanın dava şartı arabuluculuk kapsamındaki davalardan olduğu, dava açılırken herhangi bir arabuluculuk tutanağı sunulmadığı, bu sebeple davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan; görevsizlik kararı verildikten ve fakat bu karar henüz kesinleşmeden, dosya asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmeden arabulucuya başvurulması halinde davanın söz konusu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekmez (Yargıtay 11. HD'nin 27/09/2022 tarihli, 2022/4240 Esas 2022/6367 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı) ise de; İzmir 27. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 14/10/2025 tarihli 2025/128 Esas 2025/356 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın 28/01/2026 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 23/02/2026 tarihinde mahkememize tevzi edildiği, davacı tarafa arabulucuya başvurulduğuna ilişkin arabuluculuk son tutanağını sunması için yasa gereği süre verildiği, ancak davacının görevsizlik kararı kesinleştikten ve dosya mahkememize tevzi edildikten sonra arabulucuya başvurduğu, dava açmadan yahut dosya mahkememize tevzi edilmeden önce arabulucuya başvurulmadığı anlaşılmakla; açılan davanın 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. Maddesi (7445 sayılı "İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 31. Maddesi ile değiştirilen) uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Senet miktarı göz önüne alınarak miktar itibarıyla kesin karar verilemeyeceğini, menfi tespit davası niteliği itibarıyla teknik anlamda bir alacak veya tazminat davası olmadığından dava neticesinde karşı taraf parasal bir edime mahkum edilmeyeceğinden yani dava neticesinde, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulacağından davanın kesin olarak karara bağlanmasının da mümkün olmadığını, bu itibarla da Mahkeme de görülen davanın konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme de neticelenen işbu dava Asliye hukuk Mahkemesinden görevsizlikle gönderildiğini, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılma aşamasında arabuluculuk şartı aranmadığından dava arabuluculk yoluna başvurulmaksızın açıldığını, davanın niteliği itibarıyla bir alacak ve tazminat davası olmadığı, borçlu olunmadığının anlaşılması halinde olumsuz tespit hükmü kurulacağını, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın devamı niteliğinde olduğu hususları da göz önüne alındığında davanın dinlenmesinin arabuluculuk şartına da tabi olmadığını, İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2026 tarih ve 2026/190 E.-2026/274 K.sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit davasıdır. Davacı vekilince, davalı ile arasında kira ilişkisinden başkaca bir ilişki bulunmadığı, davalının tahliyeye zorlamak amacıyla takip yaptığı, bononun kendisi tarafından verilmediği beyanıyla borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir. Davalı vekilince, bononun sebepten mücerret olduğundan bahisle davanın reddi talep edilmiştir. Davacının menfi tespit davasına konu bono 30.000,00 TL ve takip 30.230,34 TL alacak için yapılmış. Dava tarihi 2025 tarihi itibariyle kesinlik sınırı 40.000,00 TL karar kesin nitelikte olduğundan istinaf caiz değildir . Bu itibarla, davacının istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf edenin sıfatına göre kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle; 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince davalı şirket yetkilisinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2026 tarihli karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun kararların miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.