Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12794 E. 2026/5769 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12794
Karar No
2026/5769
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/320 E., 2025/1304 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/310 E., 2024/65 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21/04/2015 tarihinde davalıya ait .. Mah. .. Sok. No.. Fatsa adresinde bulunan inşaatın tuğla örüm işlerini yaptığı sırada bina dışında bulunan iskelenin çökmesi neticesinde binanın dış cephesinden yere düşmüş ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, müvekkilinin bu sıkıntılı tedavileri sırasında ekonomik muhtaç olduğundan davalı tarafından kötü niyetle tazminat haklarını engellemek kastıyla müvekkilden 15/02/2016 tarihli bir ibraname alındığını, müvekkilinin böyle bir ibranameye vermeye zorlamış ve ibraname şart koşulduğunu, bu ibranameye itiraz ettiğini, müvekkilinin gerçek zararlarına karşılık tazminat haklarının belirlenmesi ve müvekkilinin bunları bilmesinin imkansız olduğunu, müvekkilinin doğmamış haklarından feragat etmiş olması diye bir durumun da söz konusu olamayacağını, tüm bu sebeplerle ibraname ve feragat namenin geçersiz olduğunu, müvekkilimin ilgili kazadan kaynaklanan geçici ve sürekli maluliyetlerinin olduğunu, bu maluliyetten kaynaklanan zararlarının olduğunu, müvekkilinin çalışma gücünün geçici olarak kaybı nedeni ile bu süreç dahilinde bakıcı giderleri olduğundan şimdilik 3.000-TL bakıcı giderleri ile ayrıca geçici maluliyetten doğan zararlarına karşılık 5.000 TL geçici maluliyet tazminatı, çalışma gücünün sürekli maluliyeti nedeni ile daimi maluliyetten doğan zararlarına karşılık 20.000 TL daimi maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 28.000,00 TL'nin davalıdan kaza tarihi olan 21/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; davacı maddi ve manevi zararlarına karşılık müvekkilinden 25.000 TL almış olup, bu nedenle de Fatsa 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/483 esas sayılı davasındaki şikayetinden vazgeçtiğini, davacının geçirdiği iş kazasında kusurunun bulunmadığını, davacının düştüğü yerin fotoğraflarının mevcut oldou4ğunu, buradan da görüleceği üzere kaza davacı tuğla örmek için 150 cm yüksekliğinde bir tezgah kurduğunu, sonra da bu kurduğu tezgahtan yerde bulunan yardımcı elemanın kendisine verdiği malzemeyi alırken dengesini kaybedip düşmesi ile meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası müvekkilinin davacı ile ilgilendiğini, sigortanın karşılamadığı bir takım tedavi giderlerini ödediğini, ihtiyaçlarını giderdiğini, bu nedenle davacının yerinde olmayan davasının reddedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle;"...Somut olayda bu iş kazası nedeniyle görülen ceza dava dosyasına münhasıran düzenlendiği anlaşılan ibraname içeriğine göre; davacının davalıyı maddi tazminat yönünden tamamen ibra ettiğini beyan etmekle beraber, davacının iş bu ibranın sadece ceza davası yönünden olup anılan ödemelerin tarafların kabulünde de olduğu üzere, banka aracılığıyla yapılmadığı gibi alacağının türünün miktarının her bir alacak kalemi için ayrı ayrı belirtilmemiş olması, hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen niteliğine sahip olması, içerdiği miktarın açık bir şekilde maddi tazminata ilişkin olması, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı hak sahibinin gerçek zararını karşılamadığı gibi açık orantısızlığın bulunduğu, bu hali ile “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş, 22/10/2024 tarihli raporda belirtildiği üzere, davacının bakiye zararı 700.277,90-TL olarak hüküm altına alınmıştır. Davacının bakıcı giderlerine yönelik talepleri ise, dosya kapsamında davacı hakkında düzenlenen Sosyal Güvenlik Kurulunun raporları, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ve ATK raporu kapsamında davacının iş kazası sebebiyle bakıma muhtaç olmadığının tüm raporlarda ayrı ayrı belirtildiği anlaşıldığından davacının bakıcı giderlerine yönelik taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, neticeten davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada kusur belirlemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, maluliyet oranının gerçeğe uygun tespit edilmediğini, aktüerya hesap bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun ibraname karşılığı yaptığı ödemeyle son bulduğunu, bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından görmezden gelinmesinin hukuka aykırı olduğunu, hatalı kararın kaldırılması ve eksikliklerin tamamlanmasıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12794, K. 2026/5769, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-12794-e-2026-5769-k-42b1ba641fa6