Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3968 E. 2026/4549 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3968
- Karar No
- 2026/4549
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1135 E., 2025/383 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/93 E., 2023/35 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 10... parsel sayılı 858,88 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu, taşınmazın ... oğlu ...'nın kullanımında bulunduğu, kullanıcısı tarafından parselin hangi yıl tarıma açıldığının belirlenemediği, 1970 yılında zeytin ağaçları dikilerek zeytinlik olarak kullanıma devam ettiği açıklanarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği ve beyanlar hanesine "parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçları ... oğlu ... tarafından dikilmiştir" şerhinin verildiği anlaşılmıştır.
Yörede, 1954 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu’na göre yapılan tapulama çalışması, 1940 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre orman tahdidi, 1993 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan eski tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulama çalışmaları ile 2014 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları bulunmaktadır. 2. Asıl davanın davacısı ... vekili dava dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasında 1 10... parsel sayılı taşınmazın 858,00 m²lik alanın yanlışlıkla ... oğlu ... adına yazıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkilinin tapulu taşınmazına bitişik olup, tel örgü ile çevrili olduğunu, tapulu taşınmazı aldığı tarihten bu yana yaklaşık 40 yıldır kullandığını, içerisine zeytin ağaçları diktiğini, zeytin ağaçlarının 10 yıllık olduğunu, ayrıca taşınmazın içerisinde eski aşılanan zeytin ağaçlarının da bulunduğunu ileri sürerek, tespitin iptal edilerek, ... olarak yazılan adın ... olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiş; bilahare, 01.04.2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde, ... ilçesi ... Mahallesi 1 10... parsel sayılı 858,00 m²lik taşınmaz ile ilgili 3402 sayılı Kanun'un 8. madde gereği yapılan çalışma sonucu Hazine adına tescil ve içindeki zeytin ağaçlarının ... oğlu ... tarafından dikildiğine dair şerhin iptal edilerek, öncelikle müvekkil adına tescil edilmesini, tescil mümkün olmaz ise zeytin ağaçlarını diken ve kullananın ... oğlu ... olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Hazine vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Hazine tarafından Yangı Köyü Muhtarlığı aleyhine Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/293 Esasında açılan tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ancak kararın infaz edilemediğini, bu nedenle tavzih talebinde bulunulduğunu, tavzih talebinin Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31.01.2013 tarihli ek kararı ile kabul edildiğini ve eksikliğin giderildiğini, ancak ek kararın da infazının yapılamadığını, bu nedenle tekrar tavzih talebinde bulunulduğunu, ancak bu tavzih talebinin Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesince reddedildiğini, bu nedenle kararının infazının yapılamadığını ve eldeki davayı ikame etmek gerektiğini beyan ederek, Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/293 Esas sayılı dosyasında mevcut harita mühendisi bilirkişiler ... ve ...'nın 12.02.2010 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar ihya edilmediği gibi imar-ihyanın bitiminden itibaren 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Birleşen davanın davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm ve husumet nedeniyle, davanın reddini savunmuştur. 3. Birleşen davanın davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm ve husumet nedeniyle, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davacı ...'in davasının yapılan değerlendirilmesinde mahkememizce toplanılan deliller, yapılan keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu 1 10... parsel sayılı taşınmazın 1954 yılındaki tapulama çalışmalarında Devlet Çam Ormanı vasfıyla tescil harici bırakılması, komşu parsel tutanaklarının ilk tesis kadastrosunda düzenlenen tapulama tutanaklarının davaya konu taşınmazın yönünü Devlet Çam Ormanı olarak nitelendirmeleri, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın içerisinde çalı ve bitki formlarının bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, mahalli bilirkişilerin, tutanak bilirkişilerin ve tanıkların keşif esnasında alınan beyanlarında dava konusu taşınmazın içerisinde bulunan fundalıkların temizlenmesi ve doğada kendiliğinden meydana gelmiş delice vaziyetteki zeytinlerin aşılanarak ıslah edilmesi suretiyle 1980 yıllarında imar ve ihya edilerek günümüze kadar davacı ... tarafından zeytin toplamak suretiyle malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız bir şekilde zilyet olunduğuna dair beyanları, davalı ...'nın da taşınmazda zilyetliğinin olmadığı yönündeki davayı kabul beyanları, teknik bilirkişi raporunda taşınmazın orman vasfında olmadığı,1980 yılında imar ve ihyasının tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerin memleket haritalarında zeytinlik rumuzunda kaldığı, zemindeki yaşça eski zeytin ağaçlarının gövde yaşlarının 65-70 yaşlarında, aşı yaşlarının ise 40-45 yıllık olduğu, yaşça eski zeytin ağaçlarının taşınmazın tamamının imar ve ihya edilmesine yeterli olduğu, taşınmazın günümüze kadar tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı yönündeki bilimsel açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın imar ve ihyasına 1975 yılında başlandığı ve 1980 yılında tamamlandığı, davacının 1980 yılından kadastro tespit tarihi olan 2020 yılına kadar malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız bir şekilde 20 yıllık zilyetlik süresini doldurduğu, bir an için davaya konu taşınmazın kuzeyinde bulunan 1 10... parsel sayılı taşınmazın Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/197 Esas, 1999/35 karar sayılı dosyasına konu edildiği hükmen tescil dosyasında davaya konu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, kararın kesinleştiği tarih itibarıyla davacının 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan 20 yıllık nizasızlık(davasız) şartını sağlayıp sağlamadığı hususunda tereddüt hasıl olmuş ise de keşif esnasında alınan beyanlarda ve teknik bilirkişi raporunda Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/197 Esas, 1999/35 karar sayılı dosyasının davaya konu taşınmazı kapsamadığı belirlendiğinden 20 yıllık nizasızlık şartının davacı lehine gerçekleştiği, davacının ve önceki sahibinin daha önce aynı çalışma alanında belgesizden herhangi bir kazanımın olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 17.ve 14. maddeleri uyarınca davacı lehine şartların oluştuğu anlaşıldığından... Birleşen davaya konu Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/293 Esas, 2010/50 Karar sayılı ilamı ile davaya konu 1 10... parsel sayılı taşınmazın da içerisinde bulunduğu taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de bu kararda davacı ...'in taraf olmadığı, tescile yönelik kararın infazının da yapılmadığı, bu hali ile Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/293 Esas, 2010/50 Karar sayılı ilamı davacı ... yönünden kesin hüküm olarak değerlendirilemeyeceği ve yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... lehine mülkiyet edinme şartları gerçekleştiği anlaşılmakla ..." gerekçesiyle asıl davasının kabulüne, 1 10... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarla vasfıyla 858,88 m² olarak davacı ... adına tapuya tesciline ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitinde tarla niteliği ile davalı ... adına tespiti yapılan taşınmazın yapılan yargılama sonunda; mahalli bilirkişiler, tutanak bilirkişileri ve tanık beyanları, uzman bilirkişi raporu,davalı ...'nın taşınmazda zilyetliğinin olmadığı yönündeki davayı kabul beyanı çerçevesinde, taşınmazın orman vasfında olmadığı, imar ve ihyasına 1975 yılında başlandığı ve 1980 yılında tamamlandığı, davacının 1980 yılından kadastro tespit tarihi olan 2020 yılına kadar malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız şekilde 20 yıllık zilyetlik süresini doldurduğu, taşınmazın kapama zeytinlik vasfında olduğu, davacı ... lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyeti edinme şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından, davacı ...'in davasının kabulüne, birleşen dosyada davacı Hazinenin davasının reddine ve gerek asıl davada gerekse birleşen davada davayı kaybeden Hazine aleyhine vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle asıl davanın davalısı/ birleşen davanın davacısı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davanın davalısı birleşen davanın davacısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığı gibi davacınında zilyetliğini ispat edemediğini, imar ihya koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, asıl davanın davacısı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davalısı/birleşen davanın davacısı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.