Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3857 E. 2026/204 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3857
- Karar No
- 2026/204
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/64 E., 2025/1200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/260 E., 2023/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 29 22... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle fındık bahçesi vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Asıl davada davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaza öncesinde müvekkillerinin murisleri sonrasında ise müvekkilleri tarafından tarla ve bahçe olarak zilyet edildiğini, üzerinde eski değirmenin taş duvar bendi, atalarının diktiği meyve ağaçları ile 100 yıllık kavlan ve çınar ağaçlarının olduğunu, melen suyu boru hattının davacılara ait araziyi ikiye böldüğünü, değirmenin 1007 parsel sayılı taşınmazın üst tarafında kaldığını, değirmenin taş duvar su bendinin de 1009 parsel sayılı taşınmazın devamında bulunan taşınmaz üzerinde kaldığını, davalının değirmene giden su kanalını kepçe ile bozduğunu, taşınmaz üzerindeki ağaçları kökünden söktüğünü, davalının taşınmazda hakkı ve zilyetliğinin bulunmadığını öne sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı ... vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın nizasız ve fasılasız bir şekilde 35-40 yıldan fazla süredir müvekkili tarafından kullanıldığını açıklayarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, (C) harfiyle gösterilen kısmının dere yatağında kaldığı, geriye kalan kısmının ise 1940 yılından bu yana davalı ... murisleri tarafından ekonomik amacına uygun şekilde kullanıldığı, asıl dosya davacılarının davalarını ispat edemedikleri, bu haliyle davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kısmen iptaline, harita mühendisi ...'in 07.06.2023 tarihli ek raporunda (C) harfiyle gösterilen 95,00 m² yüzölçümündeki bölümünün ifrazıyla dere yatağı olarak tescil harici bırakılmasına, kalan kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davada davacılar vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza öncesinde müvekkillerinin murisleri sonrasında ise müvekkilleri tarafından tarla ve bahçe olarak olarak zilyet edildiğini, tanık beyanlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın geçmiş yıllara ait uydu görüntülerinde, hava fotoğraflarında ve keşif günü yapılan tespitte kısmen boş (açıklık alan), kısmen de kendiliğinden yetişen bitkiler olarak ormanın devamı niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, taşınmaz üzerinde bir zilyetlikten sözedilse bile süreklilik arz etmediğini, davalı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar vekili ve birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden asıl davanın davacılarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.