Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/625 E. 2026/1025 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/625
Karar No
2026/1025
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/625 KARAR NO : 2026/1025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2023 NUMARASI : 2022/355 E. - 2023/238 K.

DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Kaldırılması, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2023 tarih ve 2022/355 Esas - 2023/238 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Kurum adına tescilli 91/003010, 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804, 2013/52156 ve 2013/62596 sayılı markaların bulunduğunu, davalı şahıs adına 2019/113956 sayılı "..." ibareli markanın tescil edildiğini, davalının işbu hükümsüzlüğü istenen ve Kuruma ait markalar ile iltibas taşıyan markasının, .../... adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, davalı tarafın işbu tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalı marka ve logosunun tüketici nezdinde müvekkili markalarıyla karıştırılacak kadar benzer bulunduğunu, davalının, kullanımındaki tescilli marka ile hitap ettiği alıcı kitlesini iltibasa düşürdüğünün belirgin olduğunu, "..." ibarelerinin bir tesadüf eseri tercih edilmiş olmasının imkân dahilinde bulunmadığını, tüm Türkiye’de "..." ibaresinden direkt olarak müvekkili Kurumun anlaşıldığını, davalının işbu eyleminin iltibas niteliğini taşıdığını ve 6769 sayılı SMK uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının, müvekkiline ait marka hakkına tecavüzünün tespitine, kaldırılmasına, hükmün ilanına, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu markasının davacı adına tescilli markalarla herhangi bir iltibasının bulunmadığını, markada bulunan "..." ibaresinin dahi tek başına davacı tarafın markalarına yönelik bir karışıklığın önüne geçtiğini, davacı markaları ile müvekkilinin marka amblemi yazı tipi, punto, renk benzerliği noktalarında birbirlerinden tamamen ayrıldığını ve bu anlamda tüketicinin kafa karışıklığına yol açma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin kasaplık işletmesinin sahibi olduğunu, markasında büyükbaş hayvan resminin ve kırmızı renk tonlarını kullanmasından daha tabii durum olmadığını, müvekkiline ait markada bulunan "..." ibaresinin kullanımı yaygın ve niteleyici sözcükler olduğunu, davacı tarafın kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı şahsın küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kesimi ve perakendeciliği hizmetlerini verdiği, davalı şahsın eylemli kullanımı ile tescilli markasında yer alan 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar” mallarının, davacı yanın markalarında yer alan mallar ile aynı olduğu, davaya konu markanın 35. sınıfında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmetleri ile davacı yanın malları arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu, davacı yana ait markalarda, kelime ve şekil unsurunun yer aldığı, davaya mesnet markalarda kelime unsuru olarak, “...”, “...”, “... ... ...”, “... ... ...”, “... ... ...”, “... ... ...”, “ ...” ve “...” ibarelerinin yer aldığı, davaya konu markanın kelime şekil unsuru içerdiği, “...” ibaresinin yer aldığı, davalı yanın eylemli kullanımlarının kelime markaları olduğu, “... ...”, “... ” “ ... ” ibarelerinin yer aldığı, davacı yanın bir kısım markasında “... ... ” ibaresinin, bir kısım markasında ise “...” ibaresinin ortak olduğu, davalı yan markasında “... ” ibaresinin ortak bulunduğu, her ne kadar “...” ve “...” ibarelerinin, uyuşmazlık konusu sınıf açısından ayırt edici olmadığı düşünülse de, özellikle “... kurumu” ibaresinin, davacı yanın kullanımı nedeni ile belli bir ayırt ediciliğe ulaştığı, davalı yanın eylemli kullanımlarına bakıldığında, tabela üzerinde tescilli markada yer alan şeklin bulunduğu, kelime unsuru olarak ise “ ... ” ibaresinin yer aldığı, davalı şahsın fişlerinde “... ...” ve “... ” ibaresinin bulunduğu, davacı yan markalarına bakıldığında, bir kısım markada benzer görsel öğelerin yer aldığı, 2009 03281 sayılı markada yer alan şeklin, 2013 52156 ve 2013 62596 sayılı marka hariç diğer markalarda da yer aldığı, taraf markalarındaki ortak unsurun markaların geneline etki ettiği, markaları birbirine yakınlaştırdığı, her ne kadar taraf markalarında farklı unsurlar yer alıyorsa da söz konusu farklılığın, taraf markalarındaki yakınlık derecesini düşürmeye yetmediği, bu hali ile de markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, neticeten davacı yanın farklı öğe ve unsurlar içeren 2013 52156 ve 2013 62596 sayılı markaları hariç, davacı yan markaları ile davalı yan markası / eylemli kullanımlarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı, davalının “...” unsurlu markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının “... ...” esas unsurlu/ibareli markaların serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, davalı yana ait eylemli kullanımın, 6769 s. SMK 29/(1)-(a). maddesi yönlendirmesi ile 7/(2)-(b) maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalının eylemli kullanımının davacıya ait marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, davacının marka hakkına yapılan tecavüzün kaldırılmasına, 2019/113956 sayılı markanın 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar.” malları ve 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece yetki itirazlarının reddedildiğini, oysa yetki itirazlarının haklı olduğunu, müvekkili adına tescili yapılan "..." markasının, davacı taraf adına tescilli markalara yönelik herhangi bir iltibas oluşturmadığını, markada bulunan "..." ibaresinin dahi tek başına davacı tarafın markalarına yönelik bir karışıklığın önüne geçtiğini, dava konusu markalar ile müvekkiline ait marka arasında hiçbir suretle görünüm, fonetik, tüketici zihninde yarattığı etki bakımından benzerlik bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı tarafın markalarının yetişkin, gelir seviyesi yüksek, aydın, ne istediğini bilen, ihtiyatlı, bilinçli tüketici ve müşterilere hitap ettiğini, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek şekilde benzer olmasının tespitinde, markanın bütün olarak bıraktığı izlenimin nazara alınması gerektiğini, ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiğini, davacı tarafın tazminat taleplerini başka bir dava kapsamında öne sürmek için saklı tutmasının hukuka aykırı olduğunu, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığını, bununla birlikte zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda başkalarının da diğer ayırt edici eklerle birlikte bu ibareleri tescil ettirebileceklerini öngörmelerinin ve buna katlanmaları gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, markaya tecavüzün tespiti, kaldırılması ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 156/3 maddesi karşısında davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince yetki itirazının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında dava konusu marka kapsamında yer alan 29.sınıf "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar.” malları ve 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." yönünden görsel, sesçil ve anlamsal yönden benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu markanın geneline hakim olan tertip tarzının da davacı markalarına yakınlaştığı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5198 E-2024/6790 K sayılı ilamında da "... ... " ibareli markanın davacının markaları ile benzer kabul edildiği, diğer taraftan davalının dosya kapsamında tespit edilen markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli markalara tecavüz oluşturduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2023 gün ve 2022/355 Esas - 2023/238 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile davalı eylemlerinin davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE ve bu eylemlerin KALDIRILMASINA, maddi ve manevi tazminat talepleri ayrı bir dava ile dermeyan etmek ve bu istemlerinin saklı tutulmasına, 4-2019/113956 sayılı markanın 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar.” malları ve 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davalı aleyhine karar verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.250,00-TL bilirkişi ücreti, 170,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 195,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 5.615,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.776,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/625, K. 2026/1025, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-625-e-2026-1025-k-22993bd36592