Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/633 E. 2026/1027 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/633
Karar No
2026/1027
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/633 - 2026/1027 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/633 KARAR NO : 2026/1027 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/11/2023 tarih ve 2022/270 Esas - 2023/430 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1936 yılından beri süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, 1978 yılından beri de 3,29,30 ve 32. sınıflarda tescilli "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkili adına tescilli markaların serisi mahiyetinde 2019/101424 sayılı "... " ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket tarafından ..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet davalı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, "..." markalarıın yıllardır müvekkilince kullanıldığını ve müvekkilinin bu ibare üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, ibare üzerindeki öncelik hakkının da müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5673 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacı başvurusu ile müvekkili markaları arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dolayısıyla iptali istenen Kurum kararının yerinde bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve bu nedenle başvurunun reddinin gerektiğini, davacının kazanılmış hakkının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "...+... ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "...+..." ve "... ..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığı, davacı markası kapsamında yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları yönünden, davacının önceki markalarından kaynaklanan müktesep hakkının olduğu, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının, kendi başvurusunun tescilini sağlamayacağı, bu nedenlerle başkasının başvurusunu engelleme imkanının olduğu ancak bu durumun sonuca etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2022-M-5673 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, markada ilk okunan ve baskın karaktere sahip esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, davalıya ait mesnet markaların ise “...” ibareli bulunduğunu, taraf markaları arasında işitsel, görsel ve genel görünümleri itibariyle karıştırılmaya sebep olacak derecede benzerlik olduğunu, markaların esas unsurları arasındaki benzerliğin, ilgili tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracak oluşturacak nitelikte bulunduğunu, ayrıca markaların aynı mal/hizmetleri kapsadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda belirtilen 88/10526 ve 2015/82811 sayılı markaların davacı lehine kazanılmış hak teşkil ettiği tespitinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davalının marka başvurusu ile müvekkil adına tescilli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, mahkemece aksi yönde yapılan değerlendirmenin ve davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı marka kapsamında bulunan mal ve hizmetlerinde müvekkili markalarının kapsamlarındaki emtia ile benzer bulunduğunu, ayrıca bu mal ve hizmetlerin dikkat düzeyi düşük olan tüketici kesimine hitap ettiğini, bu hususun da karıştırılma ihtimalini artırdığını, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkili adına tescilli markaların tanınmış marka statüsünde olduğunu ve koruma kapsamının bu doğrultuda geniş yorumlanması gerektiğini, mahkemece bu yönden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacının kazanılmış hak iddiasının da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacının 18.10.2019 tarihinde 2019/101424 sayılı "... ...+..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 29 ve 30. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı başvurusunun SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca kısmen reddedildiği, kalan mal ve hizmetler yönünden davacı başvurusunun ilan edildiği, başvurunun ilanına davalı Şirket tarafından "..." ibareli markalara dayalı olarak itirazda bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığının 2004/06273 ve 2019/98079 sayılı markalara dayalı olarak itirazın kabulü ile başvurunun reddine karar verdiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 13.05.2022 tarih ve 2022-M-5673 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararı davacı tarafa 16.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İşbu dava, iki aylık hak düşürücü süre içinde olmak üzere 18.07.2022 tarihinde açılmıştır. Mahkemece, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup davalılar vekillerinin istinaf itirazları gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, davacının başvuru üzerinde müktesep hakkının olup olmadığıdır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda "..." ibaresi kırmızı fon üzerine beyaz şekilde yazılmış, altında yaprak motifini andıran yeşil bir şekle yer verilmiş, bu ibarenin altında ise "..." ibaresi konumlandırılmıştır. "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olması ve başvurudaki şekil unsurunun da ayırt ediciliğe katkısının sınırlı olması karşısında dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Redde mesnet 2004/06273 sayılı marka, koyu zemin üstüne beyaz küçük harflerle yazılmış "..." ibaresi ile bu ibarenin üstünde turuncu renkte bir çiçek görünümünden meydana gelmektedir. 2019/98079 sayılı redde mesnet marka ise düz yazı ile yazılmış "... ..." kelimelerinden ibarettir. Bu hali ile redde mesnet markaların asli unsuru "..." ibaresidir. O halde "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Görüldüğü üzere söz konusu ibareler arasında sadece markaların ortasında yer alan "..." ve "..." harfleri farklıdır. Bunun dışında markaları oluşturan harfler ve harf dizilimleri aynıdır. Tüketicinin ilk bakışta markaların ilk hecelerinin ve son iki harflerinin aynı olmasından ötürü ürünleri her zaman yan yana kıyas edemeyeceği, bu nedenle ortadaki harfin faklılığını ilk bakışta algılayamayabileceği, ilk hecelerdeki dikkat yoğunluğu sebebiyle markaların vurgusunun aynı olduğu ve işitsel olarak da karıştırılabileceği gözetildiğinde marka işaretlerinin benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Eş söyleyişle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, başvurunun, redde mesnet markaların yeni bir versiyonu gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu ve marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesinde anlamında benzerlik olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim, "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarih, 2026/1203-1304 E.K. sayılı ilamında da kabul edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan ve içinde gıda mühendisi bilirkişinin de bulunduğu heyetçe hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı başvurusunun kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin tamamı, redde mesnet davalı markalarının kapsamlarında aynen yer aldığından, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça, eskiye dayalı fiili kullanım ve gerçek hak sahipliğine dayanılmış ise de, bir markanın tescilsiz olarak fiilen kullanımı, markayı kullanan kişiye, aynı ya da benzer bir başka tescilli markanın varlığına rağmen markasını tescil hakkı sağlamayıp, ancak koşullarının oluşması halinde SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında marka başvurusuna itiraz ya da marka hükümsüzlüğünü talep hakkı sağladığından, davacının fiili kullanım ve gerçek hak sahipliğine yönelik iddiaları yerinde değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacının çekişme konusu olmaktan çıkan 88/105263 ve 2015/82811 sayılı markalarına dayalı olarak başvuru kapsamındaki "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri." malları yönünden, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğu açıklanmış, ilk derece mahkemesince de bu değerlendirmeye itibar edilmiştir. Ancak müktesep hak teşkil ettiği belirtilen 2015/82811 sayılı markanın tescil tarihi 04.05.2016 olup eldeki başvuru ise 18.10.2019 tarihinde yapıldığından, eski markanın uzunca bir süre çekişmesiz şekilde kullanılması şartının gerçekleşmediği, 88/105263 sayılı markanın ise davacıya değil, ... isimli kişiye ait olduğu, başka bir kişiye ait markanın davacıya müktesep hak sağlamasının mümkün olmadığı, söz konusu markanın, marka sahibinin izni ile davacı tarafından kullanılmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, kaldı ki işlem ve dava dosyası kapsamındaki delillerle anılan markaların kullanıldığının da ispat edilemediği, dolayısıyla davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmış, bu yöndeki mahkeme değerlendirmesi de yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf markaları arasında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacının başvuru üzerinde müktesep hakkının da bulunmadığı, aynı yöndeki davaya konu YİDK kararının yerinde olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/11/2023 gün ve 2022/270 Esas - 2023/430 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve 270,00-TL posta giderinden oluşan toplam 1.008,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 7-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve 161,50-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 899,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),

9-Davalı şirket ve davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/633, K. 2026/1027, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-633-e-2026-1027-k-f5074c9c9e31