Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/692 E. 2026/1028 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/692
Karar No
2026/1028
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/692 KARAR NO : 2026/1028 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2023 NUMARASI : 2022/216 E. - 2023/392 K.

DAVANIN KONUSU : Tecavüzün Refi, Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2023 Tarih ve 2022/216 Esas - 2023/392 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirkete ait bilgisayar programının, aralarında herhangi bir sözleşme ve satış işlemi bulunmamasına rağmen davalı tarafça kullanıldığının anlaşıldığını, mahkeme eliyle yapılan tespitte, müvekkili yazılımın davalı şirkete ait bilgisayarda yüklü ve çalışır halde olduğunun tespit edildiğini, bu durumun müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, FSEK m. 68 uyarınca şimdilik 500,00 TL'nin ve 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tecavüzün ref’ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 32.280,00 USD'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davacının öncelikle söz konusu programın eser niteliğinde olduğunu ve kendisinin de hak sahibi bulunduğunu kanıtlaması gerektiğini, FSEK m. 8’e göre eser sahibinin ancak gerçek kişi olabileceğini, tüzel kişilerin eser sahibi olamayacağını, FSEK 68. madde uyarınca tazminat talep edildiğinde, taraflar arasında farazi bir sözleşme ilişkisi kurulmuş sayılacağından, tecavüzün ref’i talebinde bulunulmasının yasaya uygun olmadığını, FSEK m. 68 uyarınca doğrudan üç kat tazminata hükmedilmesinin mümkün bulunmadığını, ihlalin 24/01/2017 tarihinde başladığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiği savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu “...” ismi ile üretilip pazarlanan bilgisayar programının, sahibinin hususiyetini yansıtacak biçimde şekillenmiş bulunması, FSEK'de öngörülen eser türlerinden birinin içine girmesi ve fikri bir çabanın ürünü olması nedeniyle FSEK anlamında eser olduğu, ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı, davaya konu eser niteliğindeki bilgisayar programı ve modüller üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin davacı şirkete ait bulunduğu, davalının bilgisayar programını ücret karşılığında satın almadığı anlaşıldığından, davalı eyleminin davacının FSEK'in 22. maddesinde sayılan çoğaltma hakkının ihlali anlamına geleceği, boyut depo otomasyon sistemi yazılımının davalı tarafça izinsiz ve programın mali haklarını elinde bulundurandan izinsiz kullanması nedeniyle davacının davalıdan FSEK’nun 68. maddesi uyarınca isteyebileceği telif tazminatı tutarının, aralarında sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlası 3*10.760=32.280 $ olduğu, eser üzerindeki manevi haklar bir fikir çabasının sonucu meydana geldiğinden, ancak gerçek kişilerin manevi hak iddiasında bulunabileceği, bu kapsamda davacı şirketin manevi hakkının bulunamayacağı ve ihlalinin de söz konusu olmayacağı, bu nedenle FSEK'in 70. maddeye dayalı manevi tazminat talebinin reddedildiği, taraflar arasında maddi tazminat talep edilmesi ve tazminata hükmedilmesi ile varsayımsal sözleşme ilişkisi kurulduğundan, dava konusu bilgisayar programının kaldırılmasına yönelik tecavüzün ref'i talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 32.280,00 ABD Dolarının fiili ödeme günündeki TCMB'nın belirlediği güncel kur üzerinden TL karşılığının 08.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacı taraf, Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından verildiği anlaşılan bilgisayar programları ve veri tabanlarına ilişkin kayıt-tescil belgesi uyarınca “eser sahibi” olduğu iddiası ile huzurdaki davayı açmış ise de söz konusu belge üzerinde yazdığı üzere bu belgenin hak ihdas etme amacı taşımadığını, eser sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağladığını, bu durumda davacının öncelikle söz konusu bilgisayar programının eser niteliğinde bulunduğunu, bundan sonra da söz konusu eserin hak sahibinin kendisi olduğunu kanıtlaması gerektiğini, 5846 sayılı yasaya göre tüzel kişilerin eser sahibi olamayacaklarını, davacının tecavüzün ref’i talebinde bulunmasının da yasal açıdan mümkün bulunmadığını, dava konusu programın kopyalanabilecek, indirilebilecek bir program olmadığını, davacı yanca davalının iş yerine gidilerek kurulabilecek nitelikte olduğunu, bu konuda hak ihlalinin belirlenemediğini, maddi tazminat talebinin hukuka aykırı bulunduğunu, 02.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunun savunmalarını desteklediğini, mahkemece bu rapora aykırı olarak karar verildiğini ve bu şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat talebi reddedildiğinden, müvekkili lehine nispi vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı ile manevi tazminat ve tecavüzün refi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu yazılımın ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığının ve davacının da bu eserin mali haklarına sahip olduğunun dosya kapsamı ile sübut bulduğu, davacının mali haklarına sahip olduğu ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki bilgisayar yazılımı ve ek modüllerinin, davalının iş yerindeki bir adet bilgisayarda yüklü ve çalışır vaziyette olduğunun tespit edildiği, davalının bu yazılımı FSEK'e uygun biçimde davacının izni ile kullandığını ispat edemediği, her ne kadar söz konusu yazılımın kopyalanabilecek bir program olmadığı savunulmuş ise de bilgisayarında, mali hakları davacıya ait olan yazılım kurulu olan davalının, bu yazılımı usulüne uygun biçimde satın aldığını ispatlaması gerektiği, bu hususun davalı yanca ispat edilemediği, sırf söz konusu yazılımın kopyalanabilecek bir yazılım olmamasının, davalının eylemini hukuka uygun hale getirmeyeceği, dolayısıyla söz konusu davalı eyleminin, davacının çoğaltma hakkının ihlal niteliğinde bulunduğu, reddedilen manevi tazminat yönünden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10/3 ve 13/2 maddesine uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince, dava konusu yazılımın rayiç bedelinin Ankara Sanayi Odasının bildirdiği birim fiyatları esas alınarak hesaplandığı, bir program ücretinin 8.400 USD olduğu, kullanıcı başına da 840 USD ücretlendirme yapıldığı, buna göre 1 kullanıcı için yazılım ücretinin 9.240 USD olarak tespit edildiği, ayrıca aylık destek hizmetleri için 30 USD taban ücreti ve kullanıcı başına 10 USD olmak üzere toplamda 1 kullanıcılı yazılım yönünden aylık 40 USD alındığı, 2018, 2019, 2020 yılları ile 2021 yılından 2 ay için toplam 1.520 USD bakım ücretinin belirlendiği, buna göre bir kullanıcılı dava konusu yazılımın rayiç bedelinin 10.760 USD olduğu, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç katının 32.280 USD ettiği kabul edilerek, bu miktar hüküm altına alınmıştır. FSEK'in 68. maddesinde "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin veya rayiç bedelin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan bu bedel belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılması da mümkündür. Somut olayda, ilk derece mahkemesince Ankara Sanayi Odasının bildirdiği birim fiyatlar esas alınarak, davaya konu yazılımın rayiç bedelinin tespitinde bir isabetsizlik yok ise de davacı tarafından aylık destek hizmetleri için alınan bedelin de rayiç bedele dahil edilerek hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Zira, davalı tarafça yalnızca davacıya ait yazılım izinsiz olarak kurulmuş, bunun dışında davacıdan bir destek hizmeti alınmamıştır. Bu durumda, sadece davalı tarafından izinsiz kurulan yazılımın bedeli tespit edilerek buna göre FSEK'in 68. maddesi uyarınca istenebilecek üç kat tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davalı tarafından izinsiz kurulan yazılımın rayiç bedeli, bir kullanıcı yönünden 9.240 USD olarak hesaplandığından, Dairemizce yalnızca bu miktar esas alınmış, bu miktarın üç katı olan 27.720 USD'nin FSEK'in 68. maddesi kapsamında talep edilebileceği kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun ödeme başlıklı 99. maddesinde, konusu para olan borcun Ülke parasıyla ödeneceği, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebileceği, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı tarafından izinsiz olarak kurulan bilgisayar yazılımının bedeli USD olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla davacının söz konusu yazılım bedelini aynen istemesi, yani USD üzerinden talep etmesi mümkün ise de dava dilekçesinde tercih hakkı, "rayiç bedelin üç katı tazminat talebimize karşılık şimdilik 500,00-TL. (beşyüztürklirası) belirsiz alacağın belge ve bilgiler geldiğinde ve alacak tam olarak (döviz temelli hesaplama yapılması halinde ödeme günündeki güncel kur değerinden) belirlenebildiğinde arttırılmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte belirlenecek tazminatın davalıdan tazmin edilerek davacıya verilmesine," denilerek, TL üzerinden kullanılmıştır. Görüldüğü üzere davacı TL üzerinden dava açmakla iradesinin, alacağını TL üzerinden tahsil etmek olduğunu ortaya koymuştur. Dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunan davacının, artık bu tercihinden dönerek ıslah yolu ile talebini döviz olarak değiştirmesi mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da bu yöndedir (11. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarih, 2016/13885 E., 2018/7128 K.- 14.05.2018 tarih, 2017/4863 E., 2018/3504 K. sayılı ilamları). Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının, dava dilekçesinde tercihini TL'den yana kullandığı, ıslah dilekçesi ile bu tercihinden dönüp USD üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek tespit edilen rayiç bedel, haksız fiilin tespit edildiği 04.03.2021 tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kuru olan 7,4771 TL üzerinden TL'ye çevrilmiş, buna göre söz konusu yazılım nedeniyle istenebilecek 27.720,00 USD'nin TL karşılığı 207.265,21 TL olarak tespit edilmiş ve bu miktar hüküm altına alınmış, ıslah dilekçesinde USD üzerinden talep edilen miktar, ıslah tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilerek, reddedilen miktar yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş, yargılama giderleri de tespit edilen bu miktara göre belirlenmiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2023 gün ve 2022/216 Esas - 2023/392 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın kısmen KABULÜ ile 207.265,21-TL maddi tazminatın 04.03.2021 tespit tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya dair istemlerin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 14.158,28-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 145,16-TL, ıslah harcı olarak alınan 10.855,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.158,12-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, maddi tazminat talebi kısmen reddolunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL, manevi tazminat talebi reddolunduğundan 8.000,00-TL olmak üzere toplam 63.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tecavüzün refi talebinin reddi nedeniyle ilk derece mahkemesince davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği, bu yönden davalı yanca bir istinaf itirazının da ileri sürülmediği, Dairemizce de bu yönden bir istinaf incelemesi yapılmadığı anlaşıldığından, tecavüzün refi talebinin reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 302,48-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 40,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 3.342,48-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren belirlenen 1.086,94-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 145,16-TL peşin harç, 10.855,00-TL ıslah harç tutarı eklenerek oluşan toplam 12.167,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 308,00-TL tebligat ve posta gideri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.477,40-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 996,96-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 11-Taraflar aralarında anlaşamamış olmaları nedeniyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına göre 890,75-TL'sinin davacıdan, 429,25-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 13-Davalıdan peşin olarak alınan 16.349,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/692, K. 2026/1028, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-692-e-2026-1028-k-4642aa7914e1