Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2657 E. 2026/3838 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2657
- Karar No
- 2026/3838
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/375 E., 2025/543 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/102 E., 2024/348 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Kastamonu ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 20... parsel sayılı 12.332,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ...adına 02.12.2008 tarihinde tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi uyarınca yapılıp 04.07.2008 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 09.10.2013 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmaları vardır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmazda uzun süreden beri tarımsal faaliyette bulunulmadığından homojen olmayacak şekilde çeşitli yaş ve türlerde yapraklı ve ibreli çalı ve ağaçların bulunduğunu, taşınmazın fiilen ve hukuken ormanlık alan içerisinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olmadığını, taşınmazın müvekkillerinin atalarından beri tarla olarak kullanıldığını, taşınmazda en az 70-80 yıl önce davalının ataları tarafından zilyetliğe başlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... bilirkişi heyet raporunda en eski tarihli 1958, 1981, 2001 yılı memleket haritasının yapımında kullanılan hava fotoğrafları ve 1951 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın açık alanda kaldığı, yörede yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışmalarında taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı, taşınmazın öncesinin orman olmadığı, ormandan kazanılan bir yer olmadığı, taşınmazın 3402 sayılı Kanun, tapulama ve kadastro mevzuatı kapsamında ilgilisi adına oluşturulduğu, taşınmazın doğu ve batı kısımları üzerinde yer alan ağaç ve ağaççık grubunun tabii olarak yetiştiği, ağaç ve ağaççık grubunun üç hektardan küçük olduğu " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " ziraat, orman, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişileri tarafından yöntemine uygun şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda düzenlenen raporda; dava konusu taşınmazın üzerinde seyrek dağılımlı münferit orman ağaçlarının bulunduğu, 19 51... yılına ait hava fotoğraflarında taşınmazın orman bitki örtüsü bulunmayan açık alan olarak gözüktüğü, 1990 yılına ait hava fotoğrafında ise taşınmaz üzerinde seyrek dağılımlı ve münferit orman ağaçlarının gözüktüğü, öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğu, üzerindeki orman ağaçlarının yaşları da gözetildiğinde sınırda bulunan orman parselinden tohum atma yoluyla sonradan oluştukları ve kapalılık oluşturmadıklarının belirlendiği " gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda 30 yaşlarında karaçam ve sarıçamların olduğunu, bu oranda bir ağaçlanmanın doğal yolla olamayacağını, bilirkişi raporlarındaki eksiklikliklerin giderilmediğini, taşınmazın eğimi, kapalılık oranı, yabani ağaç ve ağaççık varlığı da göz önüne alındığında taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.