Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2451 E. 2026/39 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2451
Karar No
2026/39
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/207 E., 2025/189 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/227 E., 2022/222 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 44... parsel sayılı 6.826,45 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "Bu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ... kızı ...'a aittir. Bu parselin 185,32 metrekaresinin 1. derece doğal sit sınırı içinde, 6.641,13 metrekaresinin 3. derece doğal sit sınırı içinde kalmaktadır." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, kadastro komisyonu kararıyla re'sen zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 44... parsel sayılı taşınmazın imar-ihya edilmediğini, taşınmazda herhangi bir kullanımın olmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili olan davalının dava konusu taşınmazı uzun süredir kullandığını, taşınmaz üzerinde 50-60 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunu, açılan davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "dava konusu taşınmazın 1965 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1972 yılında hükmen ormana terk edildiği, 2015 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümünün tapulu 1 44... parsel sayılı taşınmazla bütün halinde olduğu ve doğusunda (B) harfiyle gösterilen kısım ile arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı bulunduğu, 6831 sayılı Orman Kanun'u (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi gereği orman sayılan yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) 14... . maddesi kapsamında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı, hükmen ormana terk edilmesine rağmen kadastro çalışmalarında ormana terk edilmesi gerekirken kadastro tutanağı düzenlendiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 44... parsel sayılı taşınmazın 28.09.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağı tespitinin iptaliyle taşınmazın orman vasfıyla davacı Hazine tapuya adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu" belirtilerek, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişisi raporuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişisi raporundaki çelişkilerin giderilmediğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı uzun süredir kullandığını, tanık ve mahalli bilirkişisi beyanlarının da bu durumu ispatladığını, gerekçede belirtilen Bodrum Kadastro Mahkemesinin 1987/75 Esas, 1990/52 Karar sayılı kararının işbu davada kesin hüküm olarak değerlendirilebilmesi için taraflarının aynı olması gerektiğini ve davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Davalı ... vekilinin dava konusu taşınmazın 03.10.2022 tarihli bilirkişisi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölümü yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına, davalının yapılan keşif esnasında alınan beyanında (B) harfiyle gösterilen alana ilişkin herhangi bir kullanımının ve talebinin bulunmadığını bildirmesine ve hükme esas alınan bilirkişisi raporunda bu bölümde 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesinde belirtilen şartların oluşmadığının belirtilmesine göre, davalı ... vekilinin taşınmazın bu taşınmaz bölümüne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ... vekilinin dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölümü yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddeleri kapsamında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı, hükmen ormana terk edilmesine rağmen kadastro çalışmaları sırasında hakkında tutanak düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre, tapulama çalışmaları sırasında dava dışı 20 57... parsel sayılı sırasıyla 10.880 m² ve 35.300 m² yüzölçümündeki taşınmazların 2054, 20 55... parsel sayılı taşınmazlarla birlikte 17.07.1947 tarih ve 24 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenerek, 2057 parsel sayılı taşınmazın ... kızı Meliha Demir, 2058 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... adına tespit edildiği, 2057 parsel yönünden yapılan tespite ... , Hazine ve ... tarafından, 2058 parsel yönünden yapılan tespite ise Hazine ve ... tarafından itiraz edilmesi üzerine, Tapulama Komisyonu kararlarıyla 2057 parsel sayılı taşınmazın 4.272 m²lik kısmının ormana terkine ve kalan kısmın zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespitine, 2058 parsel sayılı taşınmazın ise 8.752 m²lik kısmının ormana terkine ve kalan bölümün zeytinli tarla vasfıyla ... adına tespitine karar verildiği, Hazine tarafından tapu kaydının miktarından fazlasının davalılar adına tespit edildiği, miktar fazlasının Hazine adına tescili gerektiği ileri sürülerek Tapulama Komisyonu kararlarına itiraz edilmesi üzerine, ... Kadastro Mahkemesinin 31.12.1990 tarihli ve 1987/75 Esas, 1990/52 Karar sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, kararın gerekçesinde kadastro komisyonunca dava konusu edilen taşınmazların ormana terk edilen bölümleri hakkında dava açılmadığı ve komisyon kararının bu yönden kesinleştiği, kesinleşen komisyon kararı ve 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi uyarınca tapuda işlem yapılarak kayıt ve belgelerin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasının icap edeceğinin belirtildiği ve buna göre ormana terk edilen bölümler yönünden ... Kadastro Mahkemesince bir karar verilmediği ve bu yerlerin Tapulama Komisyonu kararı uyarınca tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1965 yılında seri bazında yapılarak kesinleşen ve daha sonra yapılıp kesinleşen tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin okunaklı işe başlama, taşınmazın bulunduğu yeri gösterir ve tüm çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri getirtilerek dosya arasına alınmalı, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişisi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen ... ve ... Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişisi ile birlikte yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritaları arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise, dava konusu taşınmaz yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, ilk orman kadastro çalışmasının seri bazda yapıldığı hususu da gözetilerek, dava konusu taşınmazın tüm orman kadastro çalışmalarına göre konumu bilirkişiler vasıtasıyla duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yapılacak inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, ayrıca kadastro tespit tutanağında dava konusu taşınmazın 185,32 m²lik kısmının 1. Derece ve 6.641,13 m²lik kısmının 3. derece doğal sit alanında bulunduğu, Bodrum Belediye Başkanlığı'nın 02.07.2021 tarihli yazısında ise taşınmazın 3. derece doğal sit ve 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı bildirildiğinden çelişkinin de giderilerek, davalı tarafından 01.09.2022 tarihli keşifte kullanıldığı ileri sürülen ve 03.10.2022 tarihli bilirkişisi heyeti raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.316,27 m²lik taşınmaz bölümü bakımından davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin 1 44... parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölümü yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, 1 44... parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölümü yönünden davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2451, K. 2026/39, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2451-e-2026-39-k-8c1544e27d9c