Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2118 E. 2026/3483 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2118
- Karar No
- 2026/3483
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/15 E., 2025/8 K.
İlk Derece Mahkemesinin kararı davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Hatay ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 8 75... ile 8 69... , 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 713. maddesi uyarınca davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.05.2016 tarihli ve 2012/142 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararı ile davacılar lehine zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/15168 Esas, 2023/348 Karar sayılı ilamıyla "Hatay Kadastro Müdürlüğü'nün 09.07.2020 tarihli yazısına ve 29.01.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporuna göre, dava konusu alanda 3402 sayılı Kanun'a göre tespit işlemlerinin yapıldığı ve kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılmakta olup, anılan Kanun hükümleri uyarınca Mahkemece, görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uzman bilirkişiler tarafından hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak olarak yöntemine uygun yapılan uygulama ve araştırmada, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği, evveli tespit dışı göre ... ve çalılık olan taşınmazların hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere büyük bölümünde kullanımın 1992 tarihinden evvel başladığı, taşınmazların çevresinde bulunan dere ile kot farkının çok fazla olduğu, her ne kadar 19 73... tarihli hava fotoğraflarında 8 75... parselin tamamının; 8 69... ,7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların bazı kısımlarında çalılık alan bulunsa da, bu kısımların 1992 tarihinden çok önce imar ihya edildiği, ara dönemi aydınlatacak hava fotoğrafının olmadığının geoportal.gov.tr adresi üzerinden yapılan sorgulamada görüldüğü, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının ise 1975 yılından sonra taşları ve çalılıkları temizlenerek kullanılmaya başlandığı ve 1992 yılından çok evvel imar ihyanın tamamlandığı yönünde olduğu, bu kısımlara ait hava fotoğrafının olmamasının davacıların aleyhine değerlendirilemeyeceği, evvelde tarım yapılan dava konusu yerin sulama imkanlarının artması ile birlikte narenciye bahçesine dönüştürülerek kullanıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının ispatlanamadığını, bilirkişi raporları yetersiz olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar lehine gerçekleşmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.