Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1847 E. 2026/3809 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1847
Karar No
2026/3809
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1056 E., 2024/1344 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şavşat Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/370 E., 2021/234 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde arazi kadastrosu 2009 yılında yapılmış ve taşınmazlar yol olarak tescil harici bırakılmıştır. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Artvin ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 75... ile 1 77... parsel arasındaki yer ile 1 97... ile 1 71... parsel arasındaki yerin kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakıldığını, ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların kadastro sırasında müvekkilleri adına tespit edildiğini, bunların arasından yol geçmediğini ileri sürerek, söz konusu taşınmazların müvekkileri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davaya konu yol olarak tescil dışı bırakılan kadastral yol kısımlarının, davacılara ait taşınmaz parselleri ile arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik bulunduğu ve davacılara ait olan taşınmazlarla bütünlük arzettiği, davaya konu taşınmaz kısmının üzerinde yol olarak kullanıldığını gösterir herhangi bir iz ya da emarenin bulunmadığı, yine keşifte davalı köy tüzel kişiliği temsilcisinin de burada köy yolu olmadığını bildirmesi ve tanıkların beyanlarıyla Mahkeme gözlemine itiraz eder bir beyanda bulunmamış olması, kaldı ki davaya konu taşınmaz kısmının bulunduğu mahallede köy yolu ve mahalle yolları arasında bağlantının mevcut olduğu, davaya konu kısmın genel köy yolu olarak kullanılmasını zorunlu ve gerekli kılacak bir durumun bulunmadığı, taşınmaz malikinin bir kısım yerin yol olarak kullanılmasına uzun süre ses çıkarmaması bu taşınmazın kadimden beri yol olduğu anlamına gelmeyeceği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişilerinin 17.08.2021 havale tarihli raporlarının ekli krokisinde (A) harfiyle gösterilen paftasında kadastral yol olarak gözüken 207,39 m² yüzölçümlü alanın 1 71... parsel sayılı taşınmaza davacı ... yönünden tapudaki hissesi oranında 1/2 şeklinde, diğer davacılar ..., ... ve ... yönünden ise, kalan 1/2 payın Şavşat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Esas 2021/1 Karar sayılı veraset ilamındaki miras payları oranında tevhit ve tesciline, aynı raporun ekli krokisinde (B) harfiyle gösterilen paftasında kadastral yol olarak gözüken 385,80 m² yüzölçümlü alanın 1 75... parsel sayılı taşınmaza davacı ... yönünden tapudaki hissesi oranında 1/2 şeklinde, diğer davacılar ..., ... ve ... yönünden ise kalan 1/2 payın Şavşat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Esas 2021/1 Karar sayılı veraset ilamındaki miras payları oranında tevhit ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Eldeki davanın, kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakılan taşınmaz bölümlerine yönelik tapusuz taşınmazın tescili isteğiyle açıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341/2. maddesi gereğince, karar tarihi (2021 yılı) itibariyle miktar ve değeri 5.880,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, somut olayda, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 15.08.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 207,39 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmaz bölümünün değerinin 1.493,00 TL, (B) harfiyle gösterilen 385,80 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmaz bölümünün değerinin 2.778,00 TL, her iki bölümün toplam değerinin ise 4.271,00 TL olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmaz bölümlerinin keşfen belirlenen değerlerinin, HMK’nın 341/2. maddesi gereğince karar tarihinde yürürlükte olan 5.880,00 TL kesinlik sınırının altında kaldığının açık olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, kadastro tutanağı düzenlenmeyen ve tescil harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılan davaların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek-6. maddesi kapsamı dışında da kaldığı" gerekçesiyle davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, kesinlik sınırına tabi olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında istinaf kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1847, K. 2026/3809, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1847-e-2026-3809-k-618bf1ee60cc