Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1410 E. 2026/3398 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1410
Karar No
2026/3398
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1268 E., 2025/52 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/161 E., 2021/530 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mersin ili ... ilçesi ... köyü 955 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmaları sonucunda 09.07.1976 tarihinde ... adına tescil edildiği, intikaller neticesinde taşınmazın dava tarihi itibariyle davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yörede 2004 yılında askı ilanına çıkarılarak kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmalarının bulunduğu anlaşılmıştır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2.483,00 metrekarelik kısmının kesinleşmiş orman sınırı kapsamında kaldığını ileri sürerek, belirtilen kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, orman vasfıyla Hazine adına tesciline, üzerinde üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş tüm haciz, ipotek ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına ve varsa üzerindeki her türlü muhdesatın kal'ine karar verilmesini talep etmiş; bilahare, 15.10.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazın 4.223,00 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptaliyle, orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen alanın davacı vekiline açıklattırılması gerektiğini, dava konusu edilen taşınmaz bölümünün orman niteliğinde olup olmadığının yapılacak yargılama neticesi belirleneceğini, kadastro tespit çalışmaları neticesinde özel mülkiyete konu olabileceği saptanan ve tescil edilen taşınmazın tapu kaydının kısmen de olsa özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden bahisle iptaline yönelik açılan dava nedeniyle davalıların zarara uğrayacağını ileri sürerek, açılan davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde ise tapu kaydının iptaline karar verilen kısım yönünden gerçek bedelin faiziyle birlikte davalı maliklere ödenmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporlarında belirlenen kısmının kesinleşen orman kadastrolarına göre orman sınırları içerisinde kaldığı ve taşınmaz üzerinde muhdesat bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 18.12.2020 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekli krokiyle haritada (B) harfiyle gösterilen 4.223,00 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptaline, orman vasfıyla Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş her türlü haciz, ipotek ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına ve davacının kal isteminin konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince davalılara ait (B) harfiyle gösterilen 4.223,00 metrekarelik kısmın kesinleşen orman sınırları içinde kalması nedeniyle bu kısmın parselden ayrılarak Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline yönelik verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı taraf dava dilekçesinde taşınmaz üzerindeki her türlü muhtesatın kal'ine yönelik talepte de bulunmuş olup yapılan keşifte görüldüğü gibi taşınmaz üzerinde herhangi bir muhtesatın bulunmadığı anlaşılmakla davacının kal talebinin reddine karar verilip dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen 5.000,00 TL üzerinden davalılar yararına vekalet ücreti verilmesi gerekirken, kal talebinin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması ve ayrıca davalılar yararına vekalet ücreti verilmemesinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve arkadaşları vekilinin başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebine yönelik davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın 18.12.2020 tarihli Fen bilirkişisi raporu ve ekli krokiyle haritada (B) harfiyle gösterilen 4.223,00 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptaliyle, iptal edilen bu kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş her türlü haciz, ipotek ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, davacının kal talebinin reddine, reddedilen kal talebi yönünden dava değerine göre hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı idareden alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; tapu iptal ve tescil talebi yönünden yapılan incelemenin yeterli olmadığını, davacının reddedilen kal talebi yönünden lehlerine nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, dava açılmasında davalılar kusurlu olmadığından tapu iptali ve tescil talebi yönünden de kendileri lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, dava konusu kısmın tapususun iptal edilmesi halinde iptaline karar verilen kısmın gerçek bedelinin faiziyle birlikte maliklere ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalıp kalmadığına ilişkindir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2025 tarihli kararından önce davalı ...'nın 08.06.2023 tarihinde vefat ettiği, müteveffa davalının nüfus kayıt örneği üzerinden yapılan incelemede davalının ..., ..., ... ve ... isimli mirasçılarının bulunduğu gibi dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde yapılan incelemede de taşınmazın 23.05.2024 tarihli intikal işlemiyle mirasçılara intikal ettiği ve ayrıca yine tapu kaydı üzerinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü lehine 29.06.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesine göre tesis edilmiş kamulaştırma şerhinin bulunduğunun, ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nın mirasçıları ve taşınmaz üzerinde lehine şerh bulunan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün davaya davalı olarak katılımları sağlanmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nın tüm mirasçılarının ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün usulüne uygun şekilde davaya katılımı sağlanıp savunma ve delillerini sunma imkanı verilerek davanın esasına yönelik karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bu aşamada sair hususlar incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1410, K. 2026/3398, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1410-e-2026-3398-k-f0edf9aa58ac