Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1174 E. 2026/2818 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1174
Karar No
2026/2818
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/203 E., 2023/129 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve davalı ... (....) tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesinde bulunan 6 ada 5 parsel sayılı taşınmazdan müfrez, 6 ada 18, 22, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 63... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle tapu miktar fazlasının Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.11.1992 tarihli ve 1981/340 Esas, 1992/385 Karar sayılı kararıyla davaya konu taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinilmeye elverişli yerlerden olduğu, bu yerler üzerinde davalılar ve satıcıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki koşulların oluştuğu, dava konusu yerin Nisan 1305 tarihli ve 25 sıralı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.09.1993 tarihli ve 1993/6591 Esas, 1993/11231 Karar sayılı ilamıyla "... davalının dayandığı tapu ve vergi kaydı gayri sabit sınırlı olup, miktarı ile geçerlidir. Aynı yere ait olan kayıtların miktarının fazla olanına itibar edileceği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Bu durumda, vergi miktarı olan 30 dönümün sabit sınırlardan itibaren ölçülüp miktarı kadar yerin buna ilaveten davalılara zilyetlikten senetsizden 100 dönüm yer verilmesi, fazlalıkla ilgili açılmış davanın kabulü gerekir. Her ne kadar davalıların vergi kaydı 1963 yılında 160 dönüme çıkarılmış ise de çıkarma tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıl geçmediği gibi aynı sınırları içeren bu vergi kaydının yüzölçümünün geçerli hukuki sebeple düzeltildiği de ispat edilememiştir. Bir kısım davalıların açtığı mesaha tashihi davası reddedilmiştir. Bu durumda vergi kaydı miktarının 30 dönüm olarak kabulü zorunludur. Açıklanan ilke ve olgular göz önünde tutularak karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2004 tarihli ve 1995/431 Esas, 2004/285 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı bir kısım davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine aynı Dairenin 29.03.2012 tarihli ve 2011/14803 Esas, 2012/3599 Karar sayılı ilamıyla "... dava konusu taşınmazlardan 6 ada 39, 40... parsellerin davalı ... İhsan Biçer adına kayıtlı iken, yargılama sırasında el değiştirdiği görülmektedir. Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK'nun l86. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesi de aynı yönde düzenleme getirmiştir. Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalı" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 6 ada 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle 38, 39, 40, 41, 42, 44, 47, 48, 49 parsellerinin tamamının, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 22.03.2004 tarihli raporda 45 parselin (45/a) ile gösterilen 4.877.34 metrekarelik kısmının, 46 parselin (46/a) harfi ile gösterilen 3.755,36 metrekarelik kısmının bulunduğu adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline, 6 ada 43 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/7 00... /326 Karar sayılı kararıyla 14.02.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna göre krokide yeşil renk ile gösterilen 2.482,82 metrekarelik kısmı haricinde kalan kısmının tapu kaydının iptaliyle bulunduğu adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline; Mahkemenin 1995/431 Esas, 2004/285 Karar sayılı kararıyla dava konusu edilen 6 ada 18, 22, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 36, 37, 63... parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddedildiği, kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, bu nedenle de söz konusu parseller yönünden açılan davanın kesinleştiği anlaşılmakla bu parseller hakkında karar verilmesine yer olmadığına; fen bilirkişisinin düzenlediği 22.03.2004 tarihli raporda gösterilen 45 parselin (45/b), 46 parselin (46/b) harfi ile gösterilen kısımlara ilişkin Hazinenin davasının reddiyle (45/b) ile gösterilen 82,61 metrekarelik kısmın, (46/b) ile gösterilen 242,06 metrekarelik kısmın aynı parsel numarası altında önceki malikleri adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamında belirtilen parseller hakkında inceleme yapılıp ilgilisi yönünden hüküm kurulması gerekirken, diğer parsel maliklerine de tebligat çıkarıldığını, yargılamanın usule aykırı şekilde yürütüldüğünü, bozmadan önceki kararda reddedilen parseller hakkında temyize gidilmediğinden bu parsel malikleri ve vekilleri karar başlığında yazılmadığı halde hüküm fıkrasında 8 numaralı karar ile karar başlığında yer almayan malik ve vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, 6 ada 43 parsel sayılı taşınmaz yönünden hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... (...) temyiz dilekçesinde; davadan bugüne kadar hiçbir şekilde haberdar edilmediğini, davanın taraf teşkili yönünden eksik incelendiğini, 6 ada 41 parsel sayılı taşınmazın muris babası ... adına kayıtlı olduğunu, babasının bu taşınmazı uzun yıllar kullandığını, taşınmazda iki katlı yapı ve su havuzu bulunduğunu, bu yapılarla birlikte etrafı duvar ile çevrili alan içerisinde limon ve çeşitli meyve bahçesinin uzun zamandır kullanıcısı ve maliki olduklarını, kendilerine ait taşınmaz yönünden verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... (...)'nın temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... (...)'nın temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davalı ... (...)'dan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1174, K. 2026/2818, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1174-e-2026-2818-k-442f598d6b23