Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5151 E. 2026/3324 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5151
Karar No
2026/3324
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/24 E., 2025/151 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliğinden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Siirt ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 42 parsel sayılı 18.400 m² yüzölçümlü taşınmaz, 1 06... parsel numarasıyla önce 17.418,46 m² yüzölçümlü olarak; bilahare, itiraz üzerine komisyon kararıyla 18.633,89 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekillerinin 1 06... parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduklarını, kadastro güncelleme çalışmasında taşınmazın yüzölçümünde azalma olduğunu, taşınmazın eski sabit sınırlarının dikkate alınmadığını ve taşınmazın bir kısmının komşu parsel malikleri adına tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmazın gerçek yüzölçümünün tespiti ile müvekkileri adına payları nispetinde tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kadastro tespitinin usulüne uygun yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... 14.09.2015 tarihli dilekçesiyle; davacıların taşınmazlarının yüzölçümünde azalma olmadığını aksine artış olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2016 tarihli ve 2015/35 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile "dava konusu parselin tapu kütüğünde kayıtlı yüzölçümünde meydana gelen farkın, ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü ve hesap tekniğinden kaynaklandığının, yapılan sınırlandırma ve yenileme çalışmalarının ilgili teknik mevzuata uygun olduğunun belirlendiği, bu suretle dava konusu parselin bulunduğu kadastro paftası ve zeminde mevcut kullanım durumu, 22-a sonucu oluşan kesin sınırlarla çakıştırıldığında kadastro paftasının zemine ve uygulama sonucu kesinleşen sınırlara tecviz dahilinde uyduğu, dava konusu parseldeki yüzölçüm farkının sebebinin o günkü şartlarda planimetre ile yapılan yüzölçüm hatalarından kaynaklandığı, dava konusu parsel ile komşu parsellerin sınırlarının da değişmediği, birbirlerine tecavüzlerinin olmadığının anlaşıldığı, nihayetinde davacılara ait taşınmazın sınırında herhangi bir değişiklik olmadığı, yüzölçüm farkının sebebinin de genel kadastro çalışması sırasında yapılan hatalı ölçüm, tersimat ve yüzölçümü hesaplamasından kaynaklandığı, bununla birlikte dava konusu parselin 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama çalışmaları sonucu ölçülen yüzölçümünde eksilme de olmadığı, aksine yüzölçümünde artış da meydana geldiği, nihayetinde yenilemedeki tahdit sınırlarının mevcut zemindeki fiili kullanımı aynen yansıttığı" gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, 1 06... parsel sayılı taşınmazın komisyon yenileme tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.12.2021 tarihli ve 2021/11399 Esas, 2021/13017 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro güncelleme tutanağı, DSİ tarafından bölgede yapılan kamulaştırma çalışmasına ilişkin ifraz haritaları ile diğer tüm bilgi ve belgeler ile komşu parsellere ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanak örnekleri ve varsa dayanakları celbedilerek dosya ikmal edilmeli, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları dava konusu, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "harita bilirkişisinin 12.05.2025 tarihli ek raporunda özetle; pafta ve hava fotoğraflarının oluşturulduğu süreçte hem teknik hem de veri üretme metotlarında bulunan kısıtlı imkanlar sonrasında oluşan farkın yanılması sınırı içerisinde kabul edildiği, uygulama kadastrosunda yanlışlık tespit edilemediği hususları raporda belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sonuç olarak 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan 22/a çalışmasının mevzuata ve usulüne uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, 1 06... parsel sayılı taşınmazın uygulama çalışmalarındaki komisyon yenileme tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, 22/2-a çalışmasında parselin tesis kadastro sınırlarının dikkate alınmadan hatalı tespit yapıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmediğini, bilirkişi hakkında davacılar tarafından görevi kötüye kullandığı iddiasında suç duyurusunda bulunulduğunu ve yapılan yargılama neticesinde cezalandırıldığını, bilirkişi ile aralarında husumet oluşması nedeniyle bilirkişi raporunun hiçbir şekilde hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda tesis kadastrosu ile yenileme kadastro paftalarının çalıştırılmadığını, fen raporu ekinde bulunan kroki de yenileme kadastro paftası ile tesis kadastro paftasının çakışmadığının açıkça ortada olduğunu, dava konusu taşınmazın sınırlarının tesis kadastrosundan bu yana hiç değişmediğini, bu durumun mahalli bilirkişi beyanları ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamın gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunlu olmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeyerek eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Şöyle ki, hükme esas alınan 12.05.2025 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafa, hangi taşınmazları dava konusu ettiği açıklattırılarak, dava konusu ettiği komşu parsel maliklerini davaya dahil etmesi için kendisine süre ve imkan tanınmalı, dava konusu edilen taşınmazların malikleri davaya dahil edilip, taraf koşulu sağlanmalı, bu taşınmazlara ait tutanak asılları celbedilip taşınmazlar davalı hale getirilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, daha önce alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkilerinde giderilecek şekilde gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden ve yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan davacı tarafa, hangi taşınmazları dava konusu ettiği açıklattırılmadan ve dava konusu ettiği komşu parsel maliklerini davaya dahil etmesi için kendisine süre ve imkan tanınmadan, dava konusu edilen taşınmazların malikleri davaya dahil edilip, taraf koşulu sağlanmadan, bu taşınmazlara ait tutanak asılları celbedilip taşınmazlar davalı hale getirilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5151, K. 2026/3324, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5151-e-2026-3324-k-e14ba120046d