Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1149 E. 2026/1263 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1149
Karar No
2026/1263
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/142 E., 2024/2018 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/164 E., 2023/166 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8.maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 52... parsel sayılı 8.319,73 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 1 52... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını, tarım ve kültür arazisi olduğunu, babası ..'ın 1999 yılında kendisine verdiğini ve eklemeli zilyetliğin 60-70 yılın üzerinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... keşifte dinlenilen mahalli ve tespit bilirkişileri anlatımlarında dava konusu taşınmazın tamamının bir bütün olarak evvelden beri davalı ... öncesinde de davalının babası ... tarafından bir yıl nadasa bırakılmak bir yıl ekin ekilmek suretiyle akılları erdiğinden beri kullanıldığına şahit oldukları şeklinde beyanda bulundukları, mahkeme gözleminde dava konusu taşınmazın sürülü halde olduğunun gözlemlenmiş olduğu, bilirkişi heyet raporunda hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ve toprak yapısının incelenmesinde dava konusu taşınmazın imar ihya yapılarak 1980'li yıllardan itibaren tamamlanıp tarım toprağı sıfatının oluştuğu ve hava fotoğrafları ile uydu görüntüleriyle de desteklenmek suretiyle 1980 yılından beri 40 yıl kuru tarım teknikleri kullanılarak bölge iklim şartlarına uygun olarak hububat, nohut ve yem bitkileri yetiştiriciliği yapılarak tarım yapıldığı yönünde görüş bildirildiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın, kadastro tespit tarihi olan 2020 yılından önceki 20 yıldan fazla süre boyunca taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız davalının zilyetliğinde olduğu ve dolayısıyla 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve aynı Kanunun 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarının gerçekleştiği ve dere yatağı ya da taşkın alanı içerisinde olmadığı ... " gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu .. Mahallesi 1 52... parsel sayılı taşınmaz, davaya konu kadastrosu çalışması sırasında 06.10.2020 tarihinde senetsizden tarla niteliğiyle davalı adına tespit edildiği; parselin bulunduğu alanın, 766 sayılı Kanunu’na göre yapılarak 29.09.1983 tarihinde kesinleşen tapulama çalışmalarında orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapulama harici alan olarak bırakıldığı; .. .. Mahallesinde 3116 sayılı Kanun’a göre orman tahdidi yapılmamış olup 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamında 2016 yılında tamamlanarak 01.01.2017 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu çalışması sonucunda parselin tamamının orman sayılmayan alanda kaldığı; 1953 tarihli hava fotoğrafında açıklık alan olduğu ancak tarımsal alan olarak kullanımda olmadığı, 19 80... tarihli hava fotoğraflarında üzerinde toprak işleme yapılarak tarımsal alan olarak kullanıma başlandığı, 2008-2011-2016-2020 tarihli uydu görüntülerinde toprak işleme yapılarak bölgeye uygun kültür bitkilerinin yetiştiriciliği uygulanarak tarımsal faaliyet oluşturulduğu, imar ihya ve ıslah edilerek tarımsal üretim yapıldığı; amenajman haritalarında beyaz/sarı renkle boyalı açıklık alanda kaldığı; doğusundaki kuru dereden kazanılan bir yer olmadığı gibi taşkın alanı içerisinde de olmadığı; parselin öncesi taşlık ve çalılık iken para ve emek harcanarak 1980 yılında imar ihyanın tamamlanarak tarım toprağı vasfının oluştuğu, 19 80... yılları arasında 40 yıl kuru tarım teknikleri kullanılarak hububat, nohut ve yem bitkileri yetiştiriciliğinde kullanıldığı; tespit tarihine kadar davalı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddelerinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın süre nizasız fasılasız malik sıfatı ile kullanılmadığını, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, hava fotoğraflarında taşlık ve çalılık olarak görülen taşınmazın niteliği aynı kalmasına ve üzerinde esaslı bir değişiklik meydana gelmemiş olmasına rağmen imar-ihyanın tamamlandığı sonucuna varılmasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazın üzerinin temizlendiği ve açıklık alanda kaldığı belirtilmişse de bu hususun tek başına imar-ihyanın tamamlandığı sonucuna varmak için yeterli olmadığını, taşınmazın kullanıldığı kabul edilecek olsa dahi bu kullanımın dönem dönem olduğunu, malik sıfatıyla kullanım durumunun söz konusu olmadığını, taşınmaz üzerinde kesintisiz olarak bir kullanımın bulunmadığını ve eklemeli zilyetlikten yararlanma koşulunun oluşmadığını belirterek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1149, K. 2026/1263, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1149-e-2026-1263-k-b8fe532bbcd6