Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1050 E. 2026/1260 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1050
Karar No
2026/1260
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1396 E., 2024/1284 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/201 E., 2022/107 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 73... parsel sayılı 9.245,84 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 1 73... parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmalarında davalı adına tespit edildiğini, ancak bu tespitin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın bulunduğu Mahallede 5304 sayılı Kanun ve 6495 sayılı Kanunla eklenen Ek-5. madde ile geçici 8. madde hükümleri uyarınca yapılan 2018 tarihli orman sınırlandırması ve tespit çalışmaları neticesinde belirlenen 1 03... , 1 04... , 1 05... , 1 06... , 1 07... ve 1 08... nolu orman parsellerinin tahdit alanı dışında kaldığı, akabinde yapılan tesis kadastrosu çalışmalarıyla taşınmazın senetsizden davalı adına tespit gördüğü, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası uyarınca yapraklı çalı formunda göründüğü, keşif günü itibarıyla taşınmazın üzerinde ve çevresinde bulunan meşe ağaçları düşünüldüğünde dava konusu taşınmazın bitki örtüsünü çalı formunda meşe ağaçlarının oluşturduğunun kabulünün gerekeceği, zira yabani bir ağaç olan meşelerin bölgenin ekolojik özelliklerine göre çalı formunda görülebileceği, en eski tarihli hava fotoğrafına göre dava konusu taşınmazın üzerinin orman bitki örtüsüyle kaplı olduğunun orman bilirkişi raporunda belirtildiği, taşınmazın çevresi itibarıyla meşe ağaçlarının oluşturduğu bütünlük içinde kaldığının hava fotoğraflarından anlaşıldığı, taşınmazın eğimi %12'den fazla olduğundan toprak muhafaza karakteri taşıdığı tüm bu sebeplerle orman bilirkişi ek raporu hükme esas alınıp taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, öncesi orman olan bir yerin tapu veya zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, her ne kadar ziraat bilirkişi raporu ve orman bilirkişi raporu çelişkili gibi görünse de ziraat bilirkişi raporunun taşınmazın keşif günündeki durumu ve 2002 tarihli hava fotoğrafları baz alınarak hazırlandığı, orman bilirkişi ek raporunun ise en eski tarihli hava ve memleket haritası baz alınarak oluşturulduğu, eğer bir taşınmaz öncesinde ormansa daha sonradan üzerinde yapılan zirai faaliyetlerin onun orman vasfını kaldıramayacağı, taşınmazın meşelerinin arasının veya üzerinde bulunan açıklık alanlarının zirai olarak kullanılmasının taşınmaza tarım arazisi vasfını kazandırmakta yeterli olmadığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ve eski tarihli 1952 yılına ilişkin hava fotoğrafına dayalı orman bilirkişi raporuna göre orman niteliğinde olduğu, öncesi itibarıyla orman niteliğinde olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceği, özel mülkiyete konu olamayacağı, bilirkişi raporunun yeterli ve kanaat verici nitelikte olduğu ayrıca Dairemizce (2021/1456 E., 2022/506 K. sayılı dosyası ile) aynı mahallede kain 1 67... parsel sayılı taşınmaz hakkında İlk Derece Mahkemesince davacı Hazinenin davasının kabulüne, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline dair verilen karara yönelik yapılan istinaf incelemesinde benzer mahiyetteki bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Dairemizin 23.01.2023 tarihli ve 2022/5842 Esas, 2023/228 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi de nazara alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; adına tespit edilen dava konusu taşınmazın ormanla bir ilgisinin bulunmadığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi olduğu ve ormanlık alanda kalmadığının tespit edildiğini, taşınmazı uzun yıllar boyunca tarım arazi olarak kullandığını, taşınmaz başında yapılacak keşifte taşınmazın orman niteliğinde olmadığının ve tarım alanı olarak kullanıldığının görüleceğini, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini beyan ederek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'ın aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi gerekirken infazı kabil olmayacak şekilde kadastro tespit tutanağının iptaline karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "kadastro tespit tutanağının iptali ile" ibaresinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine, "kadastro tespitinin iptaline" ibaresini yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1050, K. 2026/1260, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1050-e-2026-1260-k-a4995041f5b4