Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5906 E. 2026/2383 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5906
- Karar No
- 2026/2383
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/121 E., 2024/25 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonunda, ...köyü çalışma alanında bulunan 282 parsel sayılı 12.100 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kargir bir ev, ahır ve bahçesi vasfıyla tespit ve 04.06.1993 tarihinde tapuya tescil edildikten sonra, 10.06.1994 tarihinde ifraz nedeniyle 20 92... parsel sayılı taşınmazlar oluşmuş ve ifrazen oluşan bu taşınmazlardan 2092 parsel sayılı taşınmaz kamulaştırma nedeniyle 10.600,00 m² yüzölçümüyle ev, ahır ve bahçesi vasfıyla ...Müdürlüğü adına, 2093 parsel sayılı taşınmaz ise 1.500,00 m² yüzölçümüyle ve bahçe vasfıyla davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ...köyü ...mevkinde bulunan dava konusu 2093 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 2092 parsel ile birlikte ifraz işleminden önce 282 parsel olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, 282 parselin daha sonra istimlak çalışmaları neticesinde ifraz edilerek 20 92... parsellere ayrıldığını, 2092 parselin gölet istimlak sahasında kaldığını, 2093 parselin ise davalılar üzerinde bırakıldığını, kadastro tespit çalışmaları sırasında 282 parselin dayanağını teşkil eden ... mevki 792 tahrir nolu vergi kaydının dava konusu taşınmaza uymadığını, dava konusu parselin bulunduğu mevkiinin ...olduğunu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olduğunu beyan ederek, 2093 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile bulunduğu niteliği ve yüzölçümü gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... 15.09.1997 tarihli duruşmada davayı kabul ettiğini beyan ettikten sonra 04.11.1998 tarihli duruşmada, 15.09.1997 tarihli celsedeki beyanının yanlış anlaşıldığını, davayı kabul ettiği şeklinde zapta geçtiğini, oysa Hazinenin iddiasını kabul etmediğini, bu yerin babasından kalan yer olduğunu kabul ettiğini, celsede bu şekilde beyanda bulunduğunu, ancak beyanının yanlış anlaşıldığını ve davayı kabul ettiği şeklinde yazıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... 15.09.1997 tarihli duruşmada davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın tapusunun ...mevkiinde olduğunu, taşınmazın dedeleri ...en geldiğini, yaklaşık bir asırdır da adlarına tapulandığını, kadastro çalışmaları yapıldıktan sonra da istimlak sırasında bir kısmının alındığını, istimlak sonucu kalan 1500 m²lik yerin dava konusu edildiğini, bu yerin tapusunun 10.06.1994 tarihinde verildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.06.1999 tarihli ve 1997/91 Esas, 1999/179 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.06.1999 tarihli ve 1997/91 Esas, 1999/179 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 31.05.2001 tarihli ve 2001/6173 Esas, 2001/6626 Karar sayılı ilamıyla, "... dayanılan vergi kaydının sınırları tam olarak kapanmamakta açık yerler kalmaktadır. Bu itibarla kapsamı miktarı itibariyle geçerlidir. Hal böyle olunca, vergi kaydının miktar fazlası kısımları yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca araştırma yapılması, ayrıca davalılardan ... ve ...ın davayı kabul beyanlarının değerlendirilmesi ve sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, 18.02.2015 tarihli ve 2004/501 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararla, kabul nedeniyle davanın kısmen kabulüne, davalılar adına kayıtlı olan dava konusu 2093 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan 3/20 hisse oranındaki tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.02.2015 tarihli ve 2004/501 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararı, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2016/17119 Esas, 2020/1994 Karar sayılı ilamıyla, "... İlk Derece Mahkemesince öncelikle, orman kadastrosu yapılmış ise buna ilişkin tüm tutanaklar ile haritası, temin edilebilen en eski tarihli stereoskopik hava fotoğrafları, eski tarihli memleket haritası ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köy ve komşu köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, orman mühendisi bilirkişisi, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşifte; usulünce mera, orman ve zilyetlik araştırması yapılması, bu kapsamda, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera ya da orman olup olmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılması; taşınmazın görüntüsü ve mera ya da orman ile ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılması; ziraat mühendisi ile orman mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera ya da orman parsellerinden ne şekilde ayrıldığını, arada ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığını, mera ya da orman parselinin devamı niteliğinde olup olmadığını açıklayan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanına tevdi edilerek taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının, zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve orman ya da mera görünümünde olup olmadığının belirlenmesine çalışılması; teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereklerine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu 2093 parselin orman haritasına göre ormanı sınırı dışında ziraat alanında kaldığı, dava konusu parsel üzerinde orman vasfını oluşturacak ağaç tür ve çeşitlerinin bulunmadığı, zemininde mera bitki örtüsünü oluşturan mera yayılıcı bitkilerinin bulunmadığı, mera olarak tanımlanması için toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden ayırıcı bir unsurun bulunmadığının tespit edildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar adına kayıtlı olan dava konusu 2093 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan 3/20 hissesi oranındaki payı yönünden kabul nedeniyle tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 2093 parselin miktar fazlası olarak 793 numaralı vergi kaydı kapsamının dışında kaldığının bilirkişi rapor ve krokileri ile sabit olduğu belirtildiği halde, zilyetliğe dayanarak davayı kabul eden davalı dışındaki davalılar yönünden ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, zilyetlik araştırma ve değerlendirmesi yapılırken, ziraat bilirkişisinin raporunda dava konusu taşınmazın sulu arazi vasfına sahip olduğu ileri sürülmesine rağmen kuru nitelikte arazi olarak kabul edilmesi, ayrıca yine zilyetlik yoluyla kazanım yorumunda, davalılar adlarına aynı köyde senetsizden tespiti yapılan taşınmazların senetsiz kazanım olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılarak adeta 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinin etkisiz kılınmaya çalışılarak vergi kaydına senet sıfatı atfedilmesi, böylece zilyetlik yolu ile mülk edinilmesi kavramını kanunun aradığı anlamda, vergi kaydı şartı göz ardı edilerek sadece çekişmesiz ve aralıksız kullanıma hasredilmesinin kanunun ruhuna aykırı olduğunu, teknik bilirkişi rapor ve krokisinde 793 tahrir numaralı vergi kaydının doğusunda mera bulunduğunun bildirildiği ve bu nedenle sabit olmayan sınır niteliğinde olmasına karşın zilyetlik yoluyla mülk edinilmesinin kabulünün hatalı olduğunu beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sırasında tespitine esas alınan vergi kayıt miktar fazlası üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.