Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4884 E. 2026/2102 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4884
Karar No
2026/2102
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1018 E., 2024/1141 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 22.12.2023 SAYISI : 2019/263 E., 2021/232 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadatsrosu sonucunda, ....... ili .... ilçesi .... .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 6 04... parsel (eski 104 parsel) sayılı 411,61 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ..... ....... kızı ...'ın fiili kullanımında olduğu'' şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisleri ... .... .... ve ........08.12.1994 tarihinde ....... ili ...... ilçesi ............ mahallesindeki 6 04... parsel numaralı taşınmazı satın aldığını, aynı tarihlerde bu parselin bitişiğinde bulunan boş haldeki 6 04... parsel olarak kayıtlı yeri müvekkillerinin murislerinin 1994 yılından itibaren yüksek duvarla çevrili olarak bahçe niteliğinde kullanmaya başladığını ve halen de mirasçıları olan müvekkillerinin kullanmaya devam ettiklerini, müvekkillerinin işbu dava ikame edilmeden önce, bu parsel ile hiçbir ilgisi bulunmayan davalı ... adına 11.03.2014 tarihinde tapuda 394 sayılı parseli kullandığı şeklinde şerh yazıldığını ve bu şerhin ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/539 Esas ve 2013/146 Karar sayılı kararına dayandığını öğrendiklerini, şerhteki bu beyanın doğru olmadığını, müvekkillerinin evinin bahçesine doğru kapısı bulunan ve dört tarafı kapalı yüksek duvarla çevrili olan bu yerin bir başkası tarafından kullanmasının mümkün olmadığını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 6. maddesi kapsamında bu yerde satın alma hakkının müvekkillerine ait olduğunu, 6 04... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki kullanıcı şerhinin iptaline ve tapu kaydının şerhler hanesine “Taşınmaz ... ..... kızları ... ve ... (......)'ın fiili kullanımındadır” şerhinin yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; ... Müdürlüğü'nün Tüzel Kişiliği ve Hazine ile temsil ilişkisi bulunmadığını, Mili Emlak Müdürlüklerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlandığını ve bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/539 Esas ve 2013/146 Karar sayılı ilamına istinaden taşınmazda davalı adına kullanıcı şerhi tesis edildiğini ve kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek, davanın reddine ve Hazine bu tür davalarda kanuni hasım olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacıların murisleri olan ........... ve ........ 08.12.1994 tarihinde ... ili ... ilçesi .......... Mahallesi ........ mevki 6 04... parsel numaralı taşınmazı satın aldığı, aynı tarihlerde bu parselin bitişiğinde bulunan boş haldeki 394 parsel (öncesinde 104 parsel) olarak kayıtlı yeri davacıların murislerinin 1994 yılından itibaren yüksek duvarla çevrili olarak bahçe niteliğinde kullanmaya başladığı, halen de mirasçı müvekkillerinin kullanmaya devam ettikleri, davalının burada hiçbir kullanımı olmadığını, hatta o bölgede bu adlı bir kişinin oturmadığını bu nedenle davanın kabulü ile davacıların kullanıcı olarak tapuda belirtilmesini talep ettiği olayda davalının herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Mahallinde keşif icra edilmiş yapılan keşifte ... ili ... ilçesi Anadolu .............mevki 6 04... parsel numaralı taşınmazda davacıların oturduğu taşınmazın sınırında boş haldeki 394 parsel (öncesinde 104 parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu her iki taşınmazı kapsar şekilde büyük bahçe duvarının bulunduğu, bu taşınmazlara davacıların maliki olduğu taşınmazın giriş kapısından girilebildiği başkaca girişin mümkün olmadığı, taşınmazların taşınmaz başında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarınca kullanıcısının davacılar olduğunun belirtildiği, bunun yanında tanık ve mahalli bilirkişilerin davalı olan şahsın bu bölge de adını bile duymadıklarını ifade ettiği davacı taraflarca sunulan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.06.1998 tarihli ve 1999/564 Esas, 2000/48 Karar sayılı kararında da işbu taşınmazın davacıların murisine ait olduğuna dair tespitin bulunduğu, ... Belediyesi vergi kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın vergilerinin davacı tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, bu itibarla davacıya ait kullanımın sabit olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi 22.12.2023 tarihli ek kararı ile '' eksik harcın yatırılması, gider avansının tamamlanması için çıkarılan 1 hafta kesin süre ihtarlı muhtıranın 13.12.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde davalı ...'a tebliğ edilmesine rağmen eksik harcın yatırılmadığı, gider avansının tamamlanmadığı'' gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 344/1 maddesi gereği yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''İlk Derece Mahkemesince ek kararla 6100 sayılı Kaunn'un 344. maddesi gereğince verilen kesin süre içinde istinaf giderleri yatırılmadığından davalı ...'ın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ek karara karşı davalı tarafından yeniden istinaf yoluna başvurulduğu, istinaf eden davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde istinaf giderleri yatırılmadığı ve muhtıranın usule uygun düzenlendiği, ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesi uyarınca usul ve kanuna aykırılık görülmediği, davalı ...'a yargılama sırasında usulüne uygun tebligatın yapılıp davadan haberdar olduğu, dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında davacıların zilyetliğinde bulunduğu, yapılan keşifle davacılara ait bitişik parselle birlikte kullanıldığının bilirkişilerce bildirildiği, davacıların zilyetlik olgusunu ispat ettikleri, Hazinenin kanuni hasım konumunda olduğu, Hazinenin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı gözetilmeksizin, diğer davalıyla birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı'' gerekçesiyle davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı Hazine vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı Hazine vekilinin vekalet ücreti, yargılama giderine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçelerinde; davanın hak düşürücü süre içerinde açılmadığını, dosyaya hiçbir görüntü örneği alınmadan, yazışma ve araştırma yapılmadan sadece davacı tarafın beyanları ile yeterli delil olmadan karar verildiğini, davacıların dosyaya sundukları vergi kayıtlarının davaya konu edilen 6 04... parsele ait olmayıp, 125 numaralı parsele ilişkin olduğunu, davaya konu edilen yer ile ilgili verilmiş kesinleşmiş bir Mahkeme kararının bulunduğunu, kesin hüküm hususu dikkate alınmadan karar verildiğini, yapılan tebligatların usule aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, kesin hüküm dikkate alınmadığı gibi davalının kendisini savunmasına da imkan verilmediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının 4. fıkrasında harçtan muaf olan Hazine aleyhine harca hükmedildiğini, kararın bu yönden Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesine açıkça aykırı olduğunu, istinaf başvurusunda ileri sürülmesine rağmen istinaf kararında bu husus ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını ve karar verilmediğini, kararın bu yönden bozulmasını, mümkün görülmezse düzelterek onanmasına karar verilmesini, içerik ve gerekçeleri ile hükme yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ...'ın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4884, K. 2026/2102, T. 22.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4884-e-2026-2102-k-e5fc2df3fe5c