Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4392 E. 2026/2493 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4392
- Karar No
- 2026/2493
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/8 E., 2022/16 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 08... ve 12 parsel sayılı sırasıyla 5.981. 93... .110,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilerek, davalıların murisi ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ...köyü .....mezrasında kadastro çalışmalarının tamamlanıp askıya çıkarıldığını, kadastro tespitlerinde 1 08... ve 4 numaralı parsellerin davalının murisi ... adına tespit gördüğünü, yapılan tespitin hatalı ve haksız olduğunu, taşınmazların tapulu taşınmazlar olduğunu, bu taşınmazlardan 1 08... parsele ait cilt:137 sahife: 81... de kayıtlı tapu kaydı olduğunu, kadastro sırasında tapu kaydı işlem görmediğinden davalı adına yazıldığını, 1 08... parselle ilgili olarak, ...'e karşı Zara Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu men'i müdahale davasının lehine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, 1 08... ve 4 parsellere ilişkin olarak ise cilt: 167 sahife:81 sıra no:1 de tapuya kayıtlı tapu kaydının kadastro sırasında işlem görmediğinden taşınmazların davalı adına yazıldığını ileri sürerek, 1 08... , 4 ve 12 parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile adına tapuya tescillerini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 28.01.2015 tarihli ve 2007/1 22... /17 Karar sayılı kararıyla, ''keşif esnasında dinlenen davacı tanığının beyanının aksine tarafsız mahalli bilirkişilerin dava konusu parselin uzun yıllardır davalı tarafın kullanımında olduğunu bildirmeleri karşısında mahalli bilirkişilerin beyanına üstünlük tanındığı'' gerekçesiyle, davanın reddine, 1 08... , 4 ve 12 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28.01.2015 tarihli ve 2007/1 22... /17 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.10.2017 tarihli ve 2015/17717 Esas, 2017/6352 Karar sayılı ilamıyla, '' davacı vekilinin dosyada yer alan davadan feragat yetkisini de içerir vekaletname uyarınca keşifte 1 08... parsel yönünden davadan feragat ettiğinin anlaşıldığı, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle bu taşınmaz hakkındaki usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verildikten sonra, 1 08... ve 12 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yönünden, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, davacı ... ...ın 13.7.20 04... ve 2 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayandığı, taşınmaz başında 02.05.2014 tarihinde yapılan keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarındaki hudutların tek tek okunmak suretiyle kayıt uygulaması yapılmadığı, bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırların haritasında işaretlenmediği, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmadığı açıklanarak, sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında davacının dayandığı tapu kayıtları oluşumundan itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutların mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutların haritasında işarettirilmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, uzman ziraat mühendisinden arazinin niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydının ve varsa haritasının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir krokili rapor düzenlettirilmesi, tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığının anlaşılması halinde davacı tarafın tapu dışı satın almaya dayandığı göz önüne alınarak bu olgunun dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen koşulların davalı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, tapu kayıtların uymaması halinde ise uyuşmazlığın Kadastro Kanunu' nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik koşullarına göre çözümleneceğinin dikkate alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi '' gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''davacının dayanmış olduğu tapu kayıtlarının ilk kaydı olan geldisi;1950 tarihli 83 sahife, 48... ve 269 sayılı tapu kayıtları olduğu, tapu kayıtlarının malikinin ... oğlu ... ... ve anası ... olduğu, kaydın gittileri ise 1 42... sahife sıra 7 ve 8 tarih ... numaralı kayıtlar olduğu, bu tapuların ...'in anası ...'un payını satın almasıyla oluştuğu, kaydın son gittisi ise davacının dayandığı 2004 tarih cilt 1 67... sıra 1 ve 2 numaralı kayıtlar olduğu, bu kayıtların da ...'in oğlu ... tarafından vekaletname yoluyla ...'un kızı ...e satış yoluyla geçtiği, kayıtların hudutlarının hiç değişmediği, toplanan deliller, yapılan keşifler, mahalli bilirkişilerinin ve tanıkların beyanları, bilirkişilerin raporları göz önünde bulundurulduğunda keşif esnasında dinlenen, taşınmazın bulunduğu köyde yaşamayan davacı tanığının beyanının aksine tarafsız mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilerek 1 08... ve 12 parseli kapsayan 2004 tarih cilt 1 67... sıra 1 ve 2 numarası ile kayıtlı tapulu taşınmazların kaydın ilk maliklerinden ... Oğlu ... ...'nin 1954 yılında köydeki taşınmazların tümünü satarak ve taşınmazlar ile ilişkisini keserek köye yaklaşık 250 km uzakta Şarkışlanın ... köyüne göçtüğü, 1 08... parsel ve 12 parseli satın alanın ...'in parayı bir seferde ödeyemediği, eksik kısmı da 1968 yılında ...mirasçıları tarafından ...adına ...'e ödendiği, taşınmazların 1954 yılından kadastro tespitine kadar aralıksız şekilde önce ...tarafından ölünce de ...terekesi nam ve hesabına tarla olarak kullanıldığı, gerek başlangıç olarak 1954 yılından gerek ise de 1968- 1969 yılından itibaren 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesi gereğince 10 yıllık kazanım şartının davalı ... lehine gerçekleştiği'' gerekçesiyle, davanın reddine ve 1 08... ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; davalıların taşınmazlara ilişkin tapu kaydının olmadığını, vergi ödemelerini yapmadığını ve dava konusu taşınmazların tapu kaydındaki hudutlarının doğru olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, kayıtların taşınmazları kapsamaması halinde zilyetlik araştırmasının yöntemine uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler ve temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içindekarar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.