Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5547 E. 2026/439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5547
Karar No
2026/439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/295 E., 2025/40 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 13... parsel sayılı 80.107,13 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ...; tapu kaydına, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Davalı Hazine; çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, somut olayda olağanüstü zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşmediği, ne var ki davacının tapu kaydına da dayandığı anlaşılmakla davacının iddiasının temeli olan tapunun kayıt maliki ile davacı arasında irsi ilişkinin belirlenmesi, ardından tapu kaydının zemine yöntemince uygulanması suretiyle çekişmeli taşınmaza aidiyeti saptandıktan sonra karar verilmesi gerektiğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının dayandığı tapu kayıt maliki ile aralarında irsi ilişkinin ispat edildiği, kaydın taşınmaza aidiyetinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 1 13... parsel sayılı taşınmazın hükme esas fen bilirkişi raporunda; (A) harfi ile gösterilen 2.842,01 metrekarelik kısmının taşınmazdan ifrazı ile ifraz edilen kısma aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle muris ... ...'e ait ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/133 Esas, 2024/172 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, ifraz harici kalan kısmın aynı ada ve parsel numarası adı altında tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği; davacı ...’in çekişmeli taşınmazın bir bölümünün değirmen ve değirmen yeri olarak zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek zilyetlik hukuki nedenine dayalı dava açtığı, diğer taraftan dava dilekçesinde ... 13 19... sıra numaralı tapu kaydına da dayandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca tapuda kayıtlı taşınmazlar tapu kayıtları hukuki kıymetlerini yitirmedikleri müddetçe mülkiyet belgesi uyarınca kayıt maliki adına tescil edilirler. Diğer taraftan aynı Kanun’un 20/C maddesine göre tapu kayıtlarının sınırlarının değişebilir ve genişletilmeye elverişli olması halinde kayıtlar sabit hudutlu olmadığından hudutları ile değil, miktarı ile geçerlidir. Somut olaya gelince; davacının dayanağı ... 13 19... sıra numaralı tapu kaydına ilişkin dava dilekçesi ekinde bulunan suret incelendiğinde tapu kaydının miktarının "1 dönüm, 9 evlek, 19 arşın" olarak belirtildiği, Tapu Kadastro Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen surette ise kaydın miktarının "1 dönüm" olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yön üzerinde durularak kaydın yüz ölçümü hususunda oluşan çelişki giderilmemiş, tapu kaydının "taş, çayır ve ırmak" hudutları nedeniyle gayri sabit sınırlı olduğu ve miktarı ile geçerli olduğu gözetilerek yöntemince uygulama yapılıp kaydın kapsamı ve taşınmaza aidiyeti belirlenmeden sonuca gidilmiştir. Öte yandan, kayıt maliki "Kamu oğlu ... ..."in kim olduğu, davacı ile aralarında irsi ilişki bulunup bulunmadığı kayıtlara dayalı olarak tespit edilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucunda hüküm kurulamaz. Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için ... 13 19... sıra numaralı tapu kaydının miktarı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve mahalli Tapu Müdürlüğü marifetiyle araştırılmalı, ayrıca davacı ve üst soylarına ilişkin tüm nüfus kayıtları (gerekirse atik nüfus kütükleri dahil) celp edilerek dosya ikmal edilmelidir. Bundan sonra, mahallinde üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, ... ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kaydında yazılı hudutlar okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırlar haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, dayanılan tapu kaydının kayıt maliki ile davacı arasında irsi ilişki olup olmadığı saptanmalı, fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazın davacı tarafın dayandığı kayıt kapsamında kaldığının anlaşıldığı ve davacı taraf ile kayıt malikinin irsi ilişkisi de belirlendiği takdirde tapu kaydının sınırları itibari ile gayri sabit sınırlı olup miktarı ile geçerli olduğu göz önünde bulundurularak tapu kaydına miktarı ile kapsam tayin edilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davalı Hazine temsilcisinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5547, K. 2026/439, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5547-e-2026-439-k-d7f58a276204