Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/249 E. 2026/3669 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/249
Karar No
2026/3669
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/6 E., 2025/1518 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/467 E., 2024/428 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; davalılardan ... tarafından temyize konu edilen miktar 21.912,66 TL olup dava ve 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanunun ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Davalı Antalya....... Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili ile davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin burun tıkanıklığı yaşaması sebebi ile davalı hastanede doktor olarak görev yapan diğer davalı doktor tarafından 28.01.2013 yılında ameliyat edildiğini, ameliyatın başarısız geçmesi sebebi ile burnundan nefes alamama ve burunda eğrilik sorununun meydana geldiğini, ikinci kez ameliyat teklifinde bulunulduğunu, ancak ameliyatın riskli olduğunun da söylenmesi ve başarı garantisi verilmemesi sebebi ile davacının kabul etmediğini, daha sonra davalı doktorun da hastaneden ayrıldığını, davacının geçirdiği bu süreç nedeni ile evliliğinin kötü etkilendiğini ve boşandığını, psikolojisi bozulduğu için A.Ü. Tıp Fakültesinde yatarak tedavi gördüğünü, davacının havaalanında çalışması sebebi ile fiziki görünümünün çok önemli olduğunu, davacının ameliyattan sonra koku almakta zorlandığını, sürekli sırt üstü yatmak zorunda kaldığını, burnunun sol tarafı kapalı olduğundan ameliyat öncesine nazaran daha zor nefes aldığını ve horlamaya başladığını, sağlıklı uyuyamadığı için yaşam kalitesinin ve çalışma gücünün düştüğünü, meydana gelen olayda davalıların kusuru bulunduğu ileri sürerek; 100.000,00 TL manevi tazminat, davacının ödediği 5.738,00 TL, iş gücü kaybından kaynaklı şimdilik 100,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı doktor vekili; ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmediğini, davacının kontrollerini süresinde yaptırmadığını, davacının ameliyat olduğu tarihte boşanma tarihinin belli olduğunu, ameliyatın boşanmaya sebep olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili; yapılan işlemlerin tüm tıbbi kurallara uygun olarak gerçekleştirildiğini, burun kapanıklığının yapılan ameliyatla bir ilgisinin olmadığını, bu durumun zaten ameliyat öncesinde var olduğunu ve ameliyatın da bu amaçla yapıldığını, davacının ameliyat sonrası nefes problemi ile ilgili hiçbir şikayette bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararıyla; davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin güncel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde davalı hastanenin organizasyon hatasının tespit edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararıyla; dosya kapsamındaki onam formunda genel ifadeler ve doldurulmayan boşluklar bulunduğu, yapılan operasyona özel bir form olmadığı gibi meydana gelebilecek komplikasyonların açıklanmadığı, davalı tarafça yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmiş bir belgenin dosyaya sunulmadığı, gerekli bilgilendirmeyi yapacak nitelikte olmadığı, bu durumda özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle davalıların sorumluluğu bulunduğu, davacının manevi tazminat, maddi tazminat ve iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olarak tarafların tüm delilleri toplanarak, geçici veya sürekli iş göremezlilik kaybı bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıda gelişen yakınmalar sebebiyle geçici ve kalıcı maluliyet bulunmadığına dair ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından rapor düzenlendiği, onam formlarında genel ifadeler ve doldurulmayan boşluklar bulunduğu, yapılan operasyona özel bir form olmadığı gibi meydana gelebilecek komplikasyonların açıklanmadığı, davalı tarafça yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmiş bir belgenin dosyaya sunulmadığı, mevcut onam formunun gerekli bilgilendirmeyi yapacak nitelikte olmadığı, bu durumda özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle davalıların sorumlu bulunduğu, davacının ve davalıların mali içtimai durumu, davacının yakınmaları sürekli olması paranın alım gücü gözetilerek; davacının manevi tazminat davasının kabulüne, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 1.912,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının iş gücü kaybından kaynaklı tazminat davasının reddine karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; alınan onam formunun gerekli bilgilendirmeyi içermediğinin anlaşılmasına, davalı hastane vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinafının bulunmamasına göre, davalı Hastane vekilinin tüm, davalı doktor vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı doktor vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının aşırı zenginleşmeye yol açacağını ileri sürerek istinaf itirazında bulunduğu, olayın özelliği, olay tarihindeki paranın satın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle; davalı doktor vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın davalı doktor yönünden düzeltilerek, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile, 100.000,00 TL manevi tazminatın (davalı doktorun sorumluluğu 20.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 1.912,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının iş gücü kaybından kaynaklı tazminat davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkilinin burundan sağlıklı nefes alamamasının, günlük hayatını ve iş performansını olumsuz yönde etkilediğini, davalı tarafından yapılan operasyon sonrası müvekkilinin maruz kaldığı ve ATK raporu ile tespit edilen sorunlar, psikiyatri raporunda yer alan tespitler ve burnunun estetik olarak da görünüşünün bozulmasının, müvekkilini bedensel olarak katlanılması güç zararlara uğrattığını, yaşam kalitesini düşürdüğünü, psikolojisinin bozulduğunu, belirlenen manevi tazminatının yetersiz olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili; Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat tutarının fahiş olduğunun değerlendirildiğini, ancak manevi tazminatın miktarı bakımından istinaf bulunmadığından bahisle tutar indirilmediğini, manevi tazminat isteminin tümden reddi talepli istinaf başvurusu yapıldığını, kusurun olmadığının, olayın komplikasyon olduğunun hükme esas alınan rapor ile sabit bulunduğunu, komplikasyon halinde tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur olmamasının yanı sıra, komplikasyonun herhangi maluliyete ya da zarara sebebiyet vermediği davada tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminatın koşullarının gerçekleşmediği belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacıya yapılan tedavi ve girişimlere ilişkin bilgilendirmelerin yapıldığının ispat yükünün davalılarda olmasına, dosya arasında bulunan onam formunun yeterli bilgilendirmeyi içermediğinin, hükmedilen tazminatın yeterli olduğunun, davalı şirket vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde açıkça hükmedilen manevi tazminatın miktarına itiraz edilmediğinin, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz incelemesine konu edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekili ile davalı Şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ...’ün temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla REDDİNE, 2.Davacı ve davalı Şirket tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalı Şirkete yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/249, K. 2026/3669, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-249-e-2026-3669-k-38e47d5c94c0