Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6627 E. 2026/438 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6627
Karar No
2026/438
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/444 E., 2023/438 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 73... parsel sayılı taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ...; irsen intikal ve taksime dayanarak 1 73... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının iptali ile birlikte bu taşınmazın devamında bulunan ve kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz bölümü hakkında aynı nedene dayanarak, 1 73... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 1/2 payının adına tescilini, aynı çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü hakkında ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına kayıtlı dava dışı 1 73... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tescilini istemiştir.

Bilahare keşif sırasında paftasında tescil harici yol olan ve fen bilirkişisi krokisinde (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün de 1 73... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi talep edilmiştir.

Davalılar, aşamalarda davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, tespit harici taşınmaz bölümleri yönünden yasal ilanların yapılması suretiyle yargılamaya devam edilmesi gereğine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 1 73... parselin devamında bulunan hükme esas fen bilirkişi raporuna ek haritada (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerin davacı adına tesciline, aynı raporda 1 73... parselin devamı olup bilirkişi raporunda mavi renk ile gösterilen taşınmaz bölümünün 1 73... parsel sayılı taşınmaz malikleri ... ve müşterekleri adlarına payları oranında tapuya tesciline, 1 73... parsel numaralı taşınmazın bitişiğinde yer alan ve haritasında yol olarak bırakılan bölüme yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından, fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik yöntemince dava açılmadığı, dava konusu olmayan bu bölümün ıslahla davaya ithal edilemeyeceğine değinilerek bu bölüme yönelik karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş, tescil harici taşınmaz bölümleri yönünden kurulan hükmün kendi içerisinde çelişkili olduğu, 1 73... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise yeniden keşif yapılarak müşterek muristen intikal eden taşınmazın taksimen kime isabet ettiğinin belirlenmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 1 72... nolu parsel sayılı taşınmazın devamında yer alan ve hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 245,64 metrekare yüz ölçümündeki tescil harici bölümün 1 72... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline; 1 73... parsel numaralı taşınmazın devamında yer alan ve bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik davanın reddine; 1 73... parsel numaralı taşınmazın devamında yer alan ve bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölüm hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına; 1 73... parsele yönelik davanın ise kısmen kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.

Somut olayda; Mahkemece, nizalı taşınmazın yol vasfında olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki, ... bilirkişisinin raporuna eklenen fotoğraflardan, dava konusu yerin halen zeminde yol olduğu anlaşıldığı halde bu yön üzerinde durulmamış, güncel ortofoto görüntüleri ile tespit gününe en yakın tarihli uydu fotoğraflarından istifade edilerek çekişmeli bölümün yol olarak kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmemiş; çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kadimden beri kullanılan yol olup olmadığı, bu yerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı ve taşınmaz üzerinde davacının ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunup bulunmadığı da yöntemince araştırılmamıştır. Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu alana ait temin edilebilen en eski tarihli ve güncel ortofoto görüntüleri ile kadastro tespit tarihine en yakın tarihli uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilmeli, sonrasında mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve ... mühendisi bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı; keşif sırasında yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli bölümün öncesinin ne olduğu, yol olarak kullanılıp kullanılmadığı, yol olarak kullanım söz konusu ise umumi yol mu yoksa davacıya ait özel yol mu olduğu, hangi tarihte kim tarafından açıldığı, yol olarak kullanılmadığının anlaşılması halinde taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte başladığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime nasıl intikal ettiği, Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetliğin 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmazın kadim yol olup olmadığı araştırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ... mühendisi bilirkişisinden çekişmeli taşınmaz bölümünün eğimini, niteliğini, toprak yapısını ve bitki örtüsünü kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, sınırındaki taşınmazlarla mukayeseli, taşınmazın tüm sınırlarını gösterir, ekinde mahallinde çekilen fotoğrafların bulunduğu rapor istenmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı, ortofoto görüntüleri ile uydu fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek çekişme konusu taşınmaz bölümünü uydu fotoğraflarında göstermesi, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik olarak rapor istenmeli; zilyetlikle kazanma şartlarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6627, K. 2026/438, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6627-e-2026-438-k-f570c6f3f3d4